MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İtirazın Kaldırılması ve Tahliye
Taraflar arasında görülen yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine kira alacağı ve tahliye istemli olarak başlatılan icra takibine borçlunun itirazı üzerine davacı icra mahkemesinden itirazın kaldırılması ve tahliye isteminde bulunmuş mahkemece davanın kabulü ile itirazın kaldırılmasına, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından tahliyeye ve icra inkar tazminatına hasren temyiz edilmiştir.
1 - Davacı alacaklı vekilinin tahliyeye ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde; davacı vekili dava dilekçesinde; itirazın kaldırılmasına ve tahliyeye karar verilmesini istemesine rağmen Mahkemece dosya içeriğine aykırı olacak şekilde itirazın kaldırılmasına ve icra inkar tazminatının reddine karar verilmiş, tahliye talebi yönünden olumlu-olumsuz hüküm kurulmamıştır. Mahkemece anılan hususlar üzerinde durularak tüm talepleri karşılar şekilde karar verilmesi gerekirken tahliye talebi yönünden olumlu-olumsuz hüküm kurulmaması doğru değildir
2 – Davacı alacaklı vekilinin icra inkar tazminatına ilişkin temyiz itirazına gelince; Davacı alacaklı, 01.12.2010 başlangıç tarihli ve 10 yıl süreli yazılı kira sözleşmesine dayanarak 31.12.2015 tarihinde başlattığı icra takibi ile 29,400 TL. kira alacağının tahsilini talep etmiş, davalı borçlu süresinde verdiği itiraz dilekçesi ile borca itiraz etmiştir.
İcra ve İflas Kanunu’nun 68/son. maddesine göre; itirazın kaldırılması talebinin esasa ilişkin nedenlerle kabulü halinde borçlu, talebin aynı nedenlerle reddi halinde ise, alacaklı diğer tarafın talebi üzerine yüzde yirmiden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilir. Alacağın likit ve muayyen olması yeterlidir. Burada yasa ile güdülen amaç, borçlu olduğu miktarı bilebilecek durumda olan borçlunun ödeme emri üzerine icra borcunu inkar etmesini önlemek, gerçekte alacaklı olmayan alacaklının da borçluya zarar vermesini engellemektir.
Somut olayda; davacı vekili dava dilekçesinde, kira alacağının tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığını, takibe haksız yere itiraz edildiğini belirterek itirazın kaldırılması ile takibin devamına ve asıl alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir. Alacaklının itirazın kaldırılması davasında haklı çıkması durumunda borçlunun kötü niyetli olmasına bakılmaksızın icra inkar tazminatına karar verilir. Mahkemece borçlunun itirazında haksız olduğu kabul edildiğine göre kira parasının likit olması nedeniyle kira alacağı üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken, yasal şartları oluşmadığı gerekçesiyle bu yöndeki istemin reddine karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin icra inkar tazminatına yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün İİK’nun 366. ve 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3.maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine 10.04.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy