MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İtirazın Kaldırılması ve Tahliye
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı alacaklılar tarafından davalı borçlular aleyhine kira alacağı ve tahliye istemli olarak başlatılan icra takibine davalı borçluların itirazı üzerine davacılar icra mahkemesinden itirazın kaldırılması ve tahliye isteminde bulunmuş mahkemece; davalılar ... ve ... yönünden davalı kefillerin şartsız sözleşme süresi olan bir yıl ve ona denk gelen kira miktarından sorumlu oldukları, takip dosyasında talep edilen kira bedellerinin ise uzamış kira sözleşmesine ilişkin Kasım Aralık 2014 dönemini kapsadığını kefillerin bu dönem kira bedellerinden sorumlu olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karar davacı alacaklılar tarafından temyiz edilmiştir.
818 sayılı Borçlar Kanununun 484. maddesine göre kefaletin geçerli olabilmesi için kefalet süresinin ve kefilin sorumlu olacağı azami miktarın sözleşmede gösterilmesi gerekir. Kefalet süresinin ve kefilin sorumlu olacağı azami tutarın gösterilmemesi halinde kefilin sorumluluğunun ancak kira sözleşmesinde kararlaştırılan kira süresi ile sınırlı olduğunun kabulü gerekir.
Olayımızda; davacı alacaklılar 01.08.2010 başlangıç tarihli 5 yıl süreli kira sözleşmesine dayanarak 19.12.2014 tarihinde başlattığı icra takibi ile Kasım 2014-Aralık 2014 dönemine ilişkin 154.541,62 TL 17.12.2014 faiz başlangıç tarihli kira tutarındaki alacağın tahsilini talep etmiştir. Takip dayanağı kira sözleşmesinin VIII. Müşterek Borçlu ve Müteselsil Kefiller başlıklı bölümünde davalı borçlu ... ile ...'un, kiracının kira sözleşmesinden doğan her türlü borç ve yükümlülüklerini müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla kira sözleşmesinin tümünü kapsayacak şekilde sorumlu olacakları kararlaştırılmıştır.
818 sayılı Borçlar Kanunu yürürlükte iken yapılan bu kefalet ilişkisi geçerlidir. Ayrıca belirtilmesi gerekirki sözleşmenin süresini gösteren IV bölümün 2.maddesinde kiracıya ilk kira yılı sonunda tanınan fesih hakkı kullanılmadığı sürece kira sözleşmesinin süresini değiştirmez. Sözleşme beş yıllığına yapılmış olup kefiller sözleşme süresi sonuna kadar olan kira bedellerinden sorumludur.
Bu durumda takip konusu alacağın kefillerin sorumlu olduğu 5 yıllık kira süresi ve miktarı içerisinde kaldığı anlaşıldığından mahkemece alacak miktarı da denetlenerek davalı kefillerin yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle davacı vekilinin kefillere yönelik itirazlarının kabulü ile hükmün İİK’nun 366. ve 6100 sayılı HMK Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3.maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 05.04.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy