MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: İtirazın Kaldırılması
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, esas hakkında karar verilmesine yer olmadığa karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine kira alacağı ve tahliye istemli olarak başlatılan icra takibine davalı borçlunun itirazı üzerine davacı icra mahkemesinden itirazın kaldırılması isteminde bulunmuş mahkemece borç ödenmekle itirazın kaldırılması istemi konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş karar davalı borçlu tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı alacaklı, 01/01/2009 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli yazılı kira sözleşmesine dayanarak 03/07/2014 tarihinde başlattığı icra takibi ile 2011 yılı Ocak ayı ila 2014 yılı Temmuz ayı arasına ait aylık 800,00 TL den toplam 34.400,00 TL TL kira ve 5.431,36 TL işlemiş faiz alacağının tahsilini talep etmiş, davalı borçlu süresinde verdiği itiraz dilekçesi ile borca itiraz etmiştir.
Kiraya veren ...’ın 12/11/2009 tarihinde vefat ettiği ve geriye sadece vasiyet alacaklısı olarak davacı alacaklıyı bıraktığı ve kiralanan taşınmazın 09/05/2014 tarihinde davacı alacaklı adına tescil edildiği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Kiracının kira bedelini ödeme yükümlülüğü Türk Borçlar Kanunundan kaynaklanan bir yükümlülük olup kiraya verenin ödemeyi almaktan imtina etmesi v.b. durumlarda kiracı tevdi mahalli tayini yolu ile kira bedellerini ödeme yükümlülüğünü yerine getirmelidir. Vasiyet alacaklısı , kiraya verenin vefatı ile kiraya verenin halefi sıfatı ile kira sözleşmesinin tarafı haline gelir ve kiraya verenin sahip olduğu tüm haklara sahip olur. Elbette ki vasiyet alacaklısının bu durumdan kiracıyı haberdar ederek kira bedellerinin kendisine ödenmesini bir ihtar ile bildirmesi gerekmekte olup bu ihtarın gönderilmediği durumlarda kiraya verene yapılan ödemeler borçluyu borcundan kurtarır. Somut olayda; Davalı borçluya, vasiyet alacaklısı tarafından keşide edilen 07/01/2010 tarihli ihtarname ile kira bedellerinin bundan sonra kendisine ödenmesi ihtar edilmiş ise de bu ihtarın tebliğ tarihi belli değildir. 27/05/2014 tarihli ihtarın ise tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Kaldı ki; davalı tarafından kiraya verenin hesabına yapılan ödemelerin davacı alacaklı tarafından kabul edilmesi nedeniyle bundan sonra ihtarın yapılıp yapılmadığının somut olayda bir etkisi bulunmamaktadır.
Alacaklının haklılık durumu takip tarihi itibari ile değerlendirilmelidir. Takip tarihi itibariyle istenilebilir bir alacağın mevcudiyeti durumunda sonradan borç ödenmiş dahi olsa takibin haklılık durumu ortadan kalkmaz. Takip tarihinden sonra dava tarihinden önce borcun ödenmiş olması durumunda ise takibin haklı, davanın haksız olduğunun kabulü gerekmektedir. Dava tarihinden sonra yapılan ödeme ne takibin ne de davanın haklılık durumunu ortadan kaldırmaz. Takibin haksız olduğu durumlar için de aynı hususlar dikkate alınmalıdır. Somut olayda davacı alacaklı 34.400,00 TL kira ve 5.431,36 TL işlemiş faiz alacağının tahsilini talep etmiş, hükme esas alınan bilirkişi raporunda takip tarihi itibariyle davalı borçlunun toplam 15.450,00 TL ödeme yaptığı toplam 21.654,89 TL kira ve işlemiş faiz alacağının bulunduğu belirtilmiştir. Bu durumda davacı alacaklı 15.450,00 TL kira ve 2.727,47 TL işlemiş faiz alacağı için takip başlatmakta haksızdır. Her ne kadar bakiye borcun tamamı dava tarihinden sonra ödenmiş ise de yukarıda yer alan açıklamalar uyarınca mahkemece reddedilmesi gereken asıl alacak üzerinden davalı borçlu yararına icra inkar tazminatına, vekalet ücretine ve tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerine karar verilmesi gerekirken borç ödenmekle itirazın kaldırılması istemi konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek, davalı borçlu yararına tazminata, vekalet ücretine karar verilmemesi ve yargılama giderlerinin tamamının davalı borçlu üzerinde bırakılması doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle, davalı borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün İİK'nın 366. ve 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nın 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK'nın 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın temyiz edene iadesine, 27.02.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy