MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Kiralananın Tahliyesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Dava, kesinleşen icra takibi nedeniyle kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karar davacı alacaklı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı alacaklı, 08.12.2015 tarihinde başlattığı icra takibi ile 2008-2015 yılları arasına ait toplam 107.311,00 TL kira alacağının tahsilini talep etmiş, davalı borçlu borca itiraz etmeyerek takibin kesinleşmesine sebebiyet vermiştir.
Her ne kadar davacı alacaklı takipte dayandığı sözleşme türünü açıklamamış ise de takip konusu alacak kira alacağı olup davacı sözlü kira akdine dayandığını belirtmiştir. Artık davacı alacaklının takipte sözlü kira akdine dayandığının kabulü gerekir.
İ.İ.K.'nın 269/2. maddesi hükmüne göre borçlu itirazında kira akdini ve varsa buna ait sözleşmedeki imzasını açık ve kesin olarak reddetmezse akdi ve kira ilişkisini kabul etmiş sayılır. Davalı borçlu kira ilişkisine ve alacak miktarına itiraz etmediğine göre, taraflar arasındaki kiracılık ilişkisinin ve borç miktarının kesinleştiğinin kabulü zorunlu olup davalının borcu bulunmadığı savunmasını İ.İ.K. 269/c maddesinde sayılan belgeler ile ispatlaması gerekir. Bu durumda mahkemece davanın kabulü gerekirken, yasal olmayan gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş olması doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün İİK'nın 366. ve 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nın 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK'nın 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın temyiz edene iadesine, 28/03/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.