MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: İtirazın Kaldırılması ve Tahliye
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı alacaklı 17.06.2010 başlangıç tarihli yazılı kira akdine dayanarak 29.07.2015 tarihinde haciz ve tahliye talepli olarak başlattığı icra takibi ile 2015 yılı Temmuz ayı kira alacağı 6.600,00 TL’nin faiziyle tahsilini talep etmiş, ödeme emri davalı borçluya 05.08.2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı borçlu 10.08.2015 tarihli itiraz dilekçesinde, 2015 yılı Temmuz ayına ait kira bedelinin elden teslim edildiğini, kirayla ilgili borçlarının olmadığını bildirerek takibe itiraz etmiştir. Ödeme emrine davalı borçlu tarafından itiraz edilmesi üzerine, davacı alacaklı icra mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılması ve tahliye isteminde bulunmuştur.
Mahkemece, kira sözleşmesinin alt bölümünde "17/06/2014 tarihinde başlayan yeni dönem aylık kira parası net 6.000,00 TL olarak belirlenmiştir" şeklinde yazan 16/06/2014 tarihli kısımda kiracı olarak ...'nın kiraya veren olarak da ...'ın isminin geçtiği, davalı vekilinin yargılama sırasında, 16/06/2014 tarihli beyanın müvekkili ... ait olmadığını beyan ettiği, ancak icra dosyasındaki itirazında sadece alacaklıya borcunun olmadığını beyan ederek itiraz ettiği, kira sözleşmesi, kira sözleşmesinin altındaki imza ve 16/06/2014 tarihli aylık kira parasının belirlenmesine ilişkin ifadeye ve altındaki imzaya ve icra dosyasında talep edilen 6.600,00 TL'lik asıl alacak miktarına itirazda bulunmadığı, İİK 269/2. Maddede belirtildiği üzere davalı borçlunun kira akdine ve akitteki imzaya itiraz ederken açık ve kesin olarak reddetmediği için akdi kabul etmiş sayılacağı, borçlu davalının borcun ödendiğine ilişkin İİK 269/c maddesinde sayılı belgeleri ibraz edemediğinden temerrüdün gerçekleşmiş olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının itirazının kesin olarak kaldırılmasına, takibin devamına, dava konusu taşınmazdan davalının tahliyesine karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kira alacağının tahsili için başlatılan takibe itirazın kaldırılması ve tahliye istemlerine ilişkindir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerekçelere göre temyiz eden davalı tarafın tahliyeye yönelik temyiz itirazları ile aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davalı vekilinin alacağa yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Takipte dayanılan ve karara esas alınan 17.06.2010 başlangıç tarihli ve bir yıl yirmi yedi gün süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşmede kira bedeli aylık net 3.500,00 TL olarak belirlenmiş olup, kira bedelinin TÜFE oranında artırılacağı kararlaştırılmıştır. Yine sözleşmenin alt kısmına yapılan ekleme ile, “17.06.2014 tarihinde başlayan yeni dönem aylık kira parası net: 6.000 TL olarak belirlenmiştir” şeklinde hükme yer verilmiş olup, iş bu kısmın altı dava dışı ... ve kiraya veren ... tarafından imza edilmiştir. Ödeme emrinin davalıya tebliği üzerine verilen borca itiraz dilekçesinde davalı; 2015 yılı Temmuz ayı kira bedelinin elden ödendiğini ve borcunun bulunmadığını belirtmiş, cevap dilekçesinde ise kira sözleşmesinin altına sonradan eklenen anlaşma metninde imzasının bulunmadığını, bu hususta ...'ya yetki vermediğini ileri sürmüştür. İİK’nın 63.maddesi hükmüne göre itiraz eden kiracı, itirazın kaldırılması davasında alacaklının dayandığı senet metninden anlaşılanlar dışında itiraz sebeplerini değiştiremez ve genişletemez. Davalı kiracının, takibe dayanak yaptığı kira sözleşmesinde aylık kira bedeli 3.500,00 TL ve TÜFE oranında artış şartı söz konusu olup, kira sözleşmesine sonradan eklenen kısımda davalı borçlu kiracının imzasının bulunmadığına ilişkin itirazı sözleşme metninden anlaşılır nitelikte olup sonradan ileri sürülmesinde bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Bu durumda mahkemece 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren TBK.nın 344. maddesi hükmü de gözetilerek ÜFE artış oranını geçmemek üzere sözleşme hükmü doğrultusunda aylık kira bedelinin ve kira artış farkının belirlenerek, bu miktar üzerinden itirazın kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken, takipte belirtilen miktarın tamamı üzerinden itirazın kaldırılmasına karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tahliyeye yönelik ve sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2 nolu bentte yazılı nedenle davalı vekilinin alacağa ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428 ve İİK.nın 366.maddesi uyarınca kararın alacağa hasren BOZULMASINA, taraflarca İİK'nın 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 03.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.