MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Vakıf Üyeliğinin ve Primlerin Tespiti
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece verilen davanın reddine dair kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesi'nin 14.01.2016 gün ve 2015/6029 Esas, 2016/473 Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmişti. Davacı vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili dava dilekçesi ve duruşmadaki beyanlarında davacının 1982 yılından 2002 yılına kadar davalı ...Ş de güvenlik görevlisi olarak çalıştığını ve 2002 yılında emekli olduğunu, işe başladığında davalı vakfa üye yapıldığını ve maaşından prim kesildiğini, emekli olduktan sonra kendisine primlerinin iade edildiğini ve vakıf üyeliğinden rızası dışında çıkarıldığını, ancak vakıf senedinde de belirtildiği üzere ... A.Ş nin her çalışanının vakfın doğal üyesi olduğunu, bu nedenle vakıf üyeliğinden çıkarılması ve daha sonra üyeliğe kabul edilmemesinin vakıf senedine ve vakfın kuruluş amacına aykırı olduğunu, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesinde davacının daimi personel gibi sosyal yardımlardan yararlanacağı kararlaştırılmasına rağmen munzam vakıf yardımlarından yararlandırılmadığından davacının davalı vakfa üyeliğinin, davacının ödemesi gereken üyelik primlerinin, iş veren prim payının ve bu paylardan davalı bankanın da sorumlu olduğunun tespitine karar verilmesini istemiş; mahkemece, davalı vakfa ödenecek prim aidat ve katılma paylarının tabi oldukları zamanaşımı süresi konusunda Vakıf Yönetmeliği ve senedinde herhangi bir hüküm bulunmadığından ve davalı vakfın 5510 sayılı Kanun kapsamında sosyal güvenlik kurumu niteliğinde olmadığından zamanaşımının Borçlar Kanunu’nun genel zamanaşımı süresi olan 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olup, davacının 2002 yılında emekli olduğu ve davalı vakıf ile ilişiğinin kesildiği, davanın ise 10 yıllık süre dolduktan sonra 18/09/2014 tarihinde açılması nedeniyle ve davalıların süresinde verdikleri cevap dilekçesinde zamanaşımı itirazında bulunduklarından, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair verilen kararı davacı vekilinin temyizi üzerine, 18. Hukuk Dairesinin 14/01/2016 tarih, 2015/6029 Esas, 2016/473 Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmiştir.
-//-
Borçlu vekilinin karar düzeltme istemi üzerine dosya yeniden incelendi:
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden; ... Sandığı Vakfı senedinin 4/b. Maddesinde “Türkiye İş Bankası A.Ş. de veya (a) şıkkında sözü edilen her iki vakıfta (... Vakfı veya ...Bankası ...Sandığı Vakfı) gündelik veya götürü olarak çalışanlar, süreli sözleşmeliler ve banka ve vakıflara giriş tarihinde 45 yaşını doldurmuş olanlar vakfın yararlananı olamazlar.” hükmü getirildiği; Vakfın 30.09.2005 tarihinde yapılan olağan genel kurulunda kabul edilen ve 01.10.2005 tarihinde yürürlüğe giren ... Hakları Yönetmeliğine eklenen geçici 3. madde hükmü ile, ... Bankası A.Ş.de koruma ve güvenlik görevlisi olarak süreli sözleşmeli çalışmış ve 01.10.2005 tarihinden önce emekli olmak üzere bankadaki görevinden ayrılmış ve ...Bankası ... Vakfından yaşlılık, malullük aylığı veya sürekli işgöremezlik geliri bağlanmış olanlara, 30.12.2005 tarihine kadar yazılı talepte bulunmak ve gereklerini tam olarak yerine getirerek yapacakları borçlanma ile tespit edilen aidatlarının tamamını 30.12.2005 tarihine kadar ödenmesi halinde vakıftan emeklilik aylığı bağlanacağı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, zamanaşımı başlangıcı olarak emeklilik tarihi esas alınmış ise de, geçici 3. madde ile davacı gibi güvenlik görevlilerine borçlanma ve emekli olma hakkı getirildiğinden, bu hakka ilişkin davalarda zamanaşımı başlangıcı emeklilik tarihi değil (çünkü emeklilik tarihinde böyle bir hak mevcut değil) borçlanma hakkı getiren geçici 3.maddeye göre ödemenin yapılması için gösterilen son tarih olan 30.12.2005 tarihidir. Borçlar Kanununun 146. maddesine göre bu tarihten itibaren on yıllık zamanaşımı süresi davanın açıldığı 19.08.2014 tarihi itibari ile dolmadığından, mahkemece, işin esasına girilerek sözü edilen yönetmeliğin 3. maddesi uyarınca davacının davalı vakfa müracaatı olup olmadığı, süresinde ödeme yapıp yapmadığına ilişkin gerekli araştırmalar yapılıp oluşacak sonuç doğrultusunda bir karar verilmesi yerine davanın zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmesi doğru bulunmadığından hükmün bu yüzden bozulması gerektiği anlaşıldığından, yukarda açıklanan onama kararının kaldırılarak hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin karar düzeltme itirazlarının kabulü ile, Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 14/01/2016 tarih, 2015/6029 Esas, 2016/473 Karar sayılı onama ilamının kaldırılmasına, yerel mahkeme hükmünün açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK.nın Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK.nın 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, istek halinde peşin harcın karar düzeltme isteyene iadesine, 29.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy