MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
İHBAR EDEN : ...
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün kayyım adayı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 03/07/2015 tarih ve 2013/200 sayılı yazısında, ... ..., 142 parselde, 990/5940'ar paya sahip olan ... ...'ın ve ...'ın kim olduğunun tespit edilememesi nedeni ile vesayet makamı sıfatıyla bu kimselerin malları üzerinde Hazinenin hak ve menfaatinin bulunup bulunmadığının Defterdarlık'tan araştırılarak, Hazinenin hak ve menfaatinin söz konusu olduğunun anlaşılması halinde mahalli en büyük Mal Memuru olan ... Defterdarı'nın kayyım tayin edilmesinin ihbar edilmesi izerine mahkemece adı geçenlere kayyım atanmasına karar verilmiştir.
3561 sayılı Mal Memurlarının Kayyım Tayin Edilmesine Dair Kanun'un 2. maddesi ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 427. maddesinde, "Bir kimsenin uzun süreden beri bulunamaması veya oturduğu yerin bilinememesi veya ortada bulunmayan ve miras açıldığında sağ olup olmadığı ispatlanamayan mirasçının payının resmen yönetilmesi amacıyla kayyım atanmasının gerektiği hallerde, vesayet makamı; bu kimselerin malları üzerinde Hazine'nin hak ve menfaati bulunup bulunmadığını, mahallin en büyük mal memurluğundan araştırır. Hazinenin hak ve menfaatinin söz konusu olduğunun anlaşılması halinde, mahallin en büyük mal memurunu yönetim kayyımı tayin eder" hükmü yer almaktadır.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden; kayyım tayin edilmesi istenen ... ... ve ...'ın Suriye uyruklu olduğu anlaşılmaktadır.
Suriye uyruklu özel ve tüzel kişilere ait taşınmazlara ise 28/05/1927 gün ve 1062 Sayılı Kanun gereğince Hazine tarafından elkonulmuştur. Kanun çerçevesinde el konulan taşınmazlar, adı geçen Kanun ve bu Kanuna dayanılarak çıkarılan Bakanlar Kurulu Kararları ve Yönetmelik hükümlerine göre Hazine taşınmazı gibi idare olunur.
Bu itibarla; mahkemece talebin reddine karar verilmesi gerekirken, kabulü doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMKnun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, HUMKnun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, 19/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy