MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Vakıf Üyesi Olduğunun Tespiti, Prim Tespiti
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının 1982 ila 2002 tarihleri arasında davalı ...de güvenlik görevlisi olarak çalışarak emekli olduğunu, işe başladığında vakfa üye yapıldığını ve maaşından prim kesildiğini, yaklaşık beş ay sonra kesilmiş olan primleri de kendisine iade edilerek vakıf üyeliğinden rızası dışında çıkarıldığını, emekli olmadan önce iki ay kadar daha prim kesintisi yapıldığını ve onun da iade edildiğini, vakıf senedinde de belirtildiği üzere her İş Bankası çalışanının vakfın doğal üyesi olduğunu, bu nedenle müvekkilin vakıf üyeliğinden çıkarılması ve daha sonra üyeliğe kabul edilmemesinin vakıf senedine ve vakfın kuruluş amacına aykırı olduğunu, taraflar arasında yapılan hizmet sözleşmesinde müvekkilinin de daimi personel gibi sosyal yardımlardan yararlanacağının kararlaştırılmasına rağmen vakıf yardımlarından yararlandırılmadığını ileri sürerek, davacının, davalı ... Mensupları Munzam Sosyal Güvenlik ve Yardımlaşma Sandığı Vakfına üyeliğinin, davacının ödemesi gereken üyelik primlerinin, işveren prim payı miktarının ve bu paylardan davalı ...nin sorumlu olduğunun tespitlerine karar verilmesi istenilmiş; mahkemece, davacının 2002 yılında işten ayrıldığı, davalı Vakfın 5510 sayılı Kanun kapsamında sosyal güvenlik kuruluşu olmayıp munzam vakıf olduğu, bu nedenle Vakfa ödenecek prim, katılma payı ve aidat paylarında zaman aşımının genel hükümler doğrultusunda çözümlenmesi gerektiği, bu konuda Borçlar Kanunu’nda özel bir düzenleme olmadığından genel hükümler gereğince 10 yıllık zaman aşımına tabi olduğu, kaldıki 5510 sayılı Kanunda 30/12/2015 tarihine kadar prim ve borçların ödenmesi durumunda üyelerin Kanundan yararlanmasının kararlaştırıldığı, davacının bu tarihe kadar prim ve borçlarını da ödemediği, davanın açılış tarihi de dikkate alınarak davalıların zamanaşımına itirazının kabulü ile davanın zamanaşımı sebebi ile reddine karar verilmiştir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden; davalı vakfın 30.09.2005 günlü olağan genel kurulunda 01.10.2005 tarihinde yürürlüğe giren Munzam Sosyal Güvenlik Hakları Yönetmeliğine eklenen geçici 3. madde ile, ...de koruma ve güvenlik görevlisi olarak çalışmış ve 01.10.2005 tarihinden önce emekli olarak bankadaki görevinden ayrılmış ve Türkiye İş Bankası A.Ş. Mensupları Emekli Sandığı Vakfından yaşlılık, malullük aylığı veya sürekli işgörmezlik geliri bağlanmış olanlara, 30.12.2005 tarihine kadar yazılı talepte bulunmak ve gereklerini tam olarak yerine getirerek yapacakları borçlanma nedeni ile bu vakıftan emeklilik aylığı bağlanabileceği hüküm altına alındığı, bu bağlamda sandık görevlilerince, davacıya 10.10.2005 tarihli bilgilendirme mektubunun gönderildiği, davacının 08.11.2005 tarihli cevap yazısında 19 sene 6 ay borçlanma talebinde bulunması üzerine 14.11.2005 tarih 3141 sayılı yazı ile 30.12.2005 tarihine kadar yatırması gereken tutarın bildirildiği, davacının vakıf hesabına sözü edilen tarihe kadar borçlanma tutarını yatırmadığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, zamanaşımı başlangıcı olarak emeklilik tarihi esas alınmış ise de, geçici 3. madde ile davacı gibi güvenlik görevlilerine borçlanma ve emekli olma hakkı getirildiğinden, bu hakka ilişkin davalarda zamanaşımı başlangıcı emeklilik tarihi değil (çünkü emeklilik tarihinde böyle bir hak mevcut değil) borçlanma hakkı getiren geçici 3.maddeye göre ödemenin yapılması için gösterilen son tarih olan 30.12.2005 tarihidir. Borçlar Kanunu’nun 146. maddesine göre bu tarihten itibaren on yıllık zamanaşımı süresi davanın açıldığı 22.10.2014 tarihi itibari ile dolmadığından, işin esasının incelenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi yerine, yanılgılı değerlendirme ile davanın zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nın 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, istek halinde peşin harcın temyize edene iadesine, 24.05.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.