MAHKEMESİ:Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Vesayet
Hasımsız görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün birleşen dava davacısı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
... 1. Aile Mahkemesi tarafından küçük ...'a vasi tayin edilmesi hakkında ihbarda bulunulmuş, davacı ... tarafından açılan küçük ...'a vasi tayin edilmesi istemine ilişkin ... 1.Sulh Mahkemesi 2015/954 Esas sayılı dosyanın eldeki dava ile birleştirilmesine karar verilmiştir.
Mahkemece, duruşma yapılmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme ile; 2006 doğumlu ...'un yaşı nedeni ile kısıtlanarak dedesi ...'in vasi olarak atanmasına dair verilen karar birleşen dava davacısı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Vesayete ilişkin hükümler kamu düzenine ilişkindir. Hukuk Muhakemeleri Kanununun 382/2b-19. maddesinde vesayet işlerinin çekişmesiz yargı işi olduğu, 385. maddesinde niteliğine uygun düştüğü ölçüde basit yargılama usulünün uygulanacağı, 317. maddesinde ise, davalıya tebligat yapılması gerektiği, 320/1 maddesinde de mahkemenin mümkün olan hallerde tarafları duruşmaya davet etmeden dosya üzerinden karar vereceği hükme bağlanmış olup Mahkemece, 320/1 maddesi gözetilerek, dosya üzerinden karar verilmiş ise de, varılan sonucun maddenin yanlış yorumlanmasından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
Öncelikle belirtmek gerekir ki; anılan maddeye göre, duruşma yapmadan karar verilebilmesi için, hukuken bunun mümkün olması ve hukukun cevaz verdiği hallerinde (Örneğin ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları gibi) veya Kanunun duruşma açılmadan dosya üzerinden karar verilmesinde hakime takdir hakkı tanındığı durumlarda dosya üzerinden karar verilebilir. (Örneğin İİK'nın 17-18. maddelerinde öngörülen şikayet davası gibi) Kanunun açıkça duruşma açılarak yargılama yapılmasını emrettiği hallerde dosya üzerinden karar verilemez.
Bilindiği üzere HMK'nın hukuki dinlenme hakkı başlıklı 27. maddesi uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da içerir.
Hukuki dinlenme hakkının gereği olarak, taraflar duruşmaya çağrılmadan hüküm verilememesi, Anayasanın 36. maddesi ile düzenlenen iddia ve savunma hakkının kullanılmasına olanak tanınması ilkesinin doğal bir sonucudur. Aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılama hakkının da en önemli unsurudur.
Gerçekten savunma hakkını güvence altına alan T.C. Anayasasının 36. maddesi ile 6100 sayılı HMK'nın 27. maddesinde açıkça belirtildiği üzere, mahkemece davalı taraf, dinlenmek ve savunması alınmak üzere kanuni şekillere uygun olarak davet edilmedikçe hüküm verilmesi mümkün bulunmamaktadır.
Bu nedenlerle, Mahkemece duruşma açılması gerekirken, dosya üzerinden inceleme yapılarak yazılı şekilde karar verilmesi ,
Bundan ayrı, mahkemenin 15.10.2015 tarih 2015/954 Esas, 2015/1636 Karar sayılı ilamı ile davacı ... tarafından açılan küçük ...'a vasi tayin edilmesi istemine ilişkin olarak görülen davanın mahkemenin 2015/826 Esas sayılı dosyası ile irtibatlı olduğundan birleştirilmesine, yargılamanın temyize konu 2015/826 Esas sayılı dosya üzerinden yürütülmesine karar verildiği halde mahkemece birleşen dava yönünden olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
Doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle birleşen dava davacısı ... vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, HUMK'nın 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna,16.01.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy