MAHKEMESİ:Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Babalığın Tespiti, Nafaka, Velayet
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davalı-karşı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Kayyım ... dava dilekçesinde, 16.06.2015 tarihinde kesinleşen ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/127-301 Esas-Karar sayılı kararı ile yaşı küçük ...'ya davalılara karşı babalık davası açmak üzere kayyım olarak atandığını, ...'nın babasının davalı ... olduğunun tespitine ve davalı babadan çocuk için aylık 1.000 TL tedbir-iştirak nafakasına hükmedilmesi istemiş; davalı ... vekili tarafından açılan karşı davada ise, soybağının kurulmasına bir itirazlarının bulunmadığını ancak soybağının kurulmasından sonra ise velayet görevini yerine getiremeyecek durumdaki anneden velayetin alınarak davalı babaya verilmesini talep etmiş; Mahkemece, ...'in küçük ...'nın babası olduğunun tespitine, dava tarihinden karar kesinleşinceye kadar aylık 450TL tedbir nafakasının ...'ya sarf edilmek üzere davalı babadan tahsili ile karşı davalı anneye verilmesine, kararın kesinleşmesinden itibaren aylık 500 TL iştirak nafakası olarak devamına, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, babalığın tespiti, ergin olmayan çocuk için nafaka verilmesi, velayetin davalı anneden alınarak çocukla aralarında soybağı kurulacak olan davalı babaya verilmesi istemine ilişkindir.
1-4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 301. maddesinde babalık davasının, Cumhuriyet savcısına ve Hazineye, dava ana tarafından açılmış ise kayyıma, kayyım tarafından açılmış ise anaya ihbar edileceği hükme bağlanmıştır.
Somut olayda, davanın küçük babasının ...'ya davalı ... olduğunun tespiti istemine ilişkin olduğu ve kayyım tarafından açıldığı, ancak davanın Cumhuriyet Savcısına ve ...'ye ihbar edilmeden karara bağlandığı anlaşılmaktadır. Yukarıda gösterilen kanuni düzenlemeler dikkate alınarak mahkemece ... ve Cumhuriyet savcısına dava ihbar edildikten sonra işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken, eksik taraf ile davanın esası hakkında karar verilmesi,
2-4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 330. maddesine göre: “Nafaka miktarı, çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir. Nafaka miktarının belirlenmesinde çocuğun gelirleri de göz önünde bulundurulur." 327/1.maddesinde ise “Çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli giderler ana ve baba tarafından karşılanır.” hükmü düzenlenmiştir. Evlilik dışı doğan çocuğun velayeti anaya ait ise de babanın da çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılması zorunludur. Mahkemece ana ve babanın sosyal ve ekonomik durumları, günün ekonomik koşulları, küçüğün ihtiyaçları Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi dikkate alınarak uygun miktarda nafakaya hükmedilmesi gerekir.
Buna göre, baba olduğu iddia edilen davalı ... ile karşı davalı annenin sosyal ekonomik durumu yeterince araştırılmamıştır. Bu kapsamda varsa taraf delilleri de toplanarak mahkemece, taşınmaz malvarlığı açısından tapu müdürlüğüne, vergi kaydı yönünden vergi dairesine, sosyal güvenlik kaydı açısından Sosyal Güvenlik Kurumu'na, banka mevduatı açısından banka şubelerine, ticaret kayıtları için ticaret sicil memurluğuna müzekkereler yazılarak tarafların sosyal ekonomik durumunun tespiti gerekirken eksik inceleme ve araştırmaya dayalı karar verilmesi,
3-Velayet hususu, çocukları ilgilendiren konuların en başında gelir. Velayet düzenlemesinde; çocukla ana ve baba yararının çatışması halinde, çocuğun yararına üstünlük tanınması gereklidir. Çocuğun yararı ise; çocuğun bedensel, fikri ve ahlaki bakımdan en iyi şekilde gelişebilmesi ve böyle bir gelişmenin gerçekleştirilmesi için, çocuğa sosyal, ekonomik ve kültürel koşulların sağlanmış olmasıdır.
Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesinin 12. ve Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesinin 3. ve 6. maddeleri idrak çağındaki çocukların kendilerini ilgilendiren konularda görüşünün alınması ve görüşlerine gereken önemin verilmesini öngörmektedir. Çocukların üstün yararı gerektirdiği takdirde, görüşlerinin aksine karar verilmesi mümkündür.
Velayet konusu kamu düzenine ilişkin olup, re'sen araştırma ilkesi geçerlidir. Bu nedenle yargılama sırasında meydana gelen gelişmelerin bile gözönünde tutulması gerekir.
Ana ve babadan her biri, diğerinin çocuk ile kişisel ilişkisini zedelemekten, çocuğun eğitilmesi ve yetiştirilmesini engellemekten kaçınmakla yükümlüdür. Anne ya da babanın çocukların diğer ebeveynle kişisel ilişki hakkını sürekli olarak engellemesi halinde Türk Medeni Kanunu’nun 324. maddesinde yer alan yükümlülüğe aykırı davrandığı kabul edilmelidir.
Mahkemece yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; küçük ...'nın velayeti hususunda mahkemede görevli Sosyal Çalışmacı tarafından anne, komşular, küçüğün öğretmeni ve küçükle görüşmeler yapılarak düzenlenen raporda; karşı davalı annenin küçük Buğra'nın velayetini kullanmasında sosyal-ekonomik ve kültürel açıdan sıkıntı olmadığı, baba ile çok kısa tanışma ve görüşmesi dışında sürekli anne ile yaşadığı, edinilen bilgilerde aile ile olumsuz durum izlenmediği, ancak anne ile ilgili bildirilen psikolojik rahatsızlık,gördüğü tedavi vb. yönden takip edildiği uzman doktor aracılığı ile rahatsızlığının velayeti kullanmasına engel oluşturup oluşturmayacağı konusunda bilgi alınması gerektiği açıklanmıştır. Bu bağlamda mahkemece davacı annenin tedavi gördüğü merkezler araştırılarak tedavi belgeleri getirtilip dosya bir bütün halinde 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 5. maddesi gereğince Aile Mahkemesi bünyesinde bulunan psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacıdan oluşan kuruldan rapor istenip; babanın yaşadığı yerde de inceleme yapılarak tarafların barınma, gelir, sosyal ve psikolojik durumlarına göre çocuğun sağlıklı gelişimi için babanın velayeti üstlenmeye engel bir durumun bulunup bulunmadığının araştırılması, annenin de babalık duygularının tatmini ve çocuğun sağlıklı gelişimi bakımından gerekli olan baba ve
çocuk arasında kişisel ilişki kurma hakkını engellemeye yönelik davranışlarda bulunduğu iddiası da değerlendirilerek davalı babanın bu konudaki kanıtları da toplanarak, yukarıda belirtilen ilkeler de dikkate alınıp çocuğun üstün menfaati doğrultusunda bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile velayetin değiştirilmesi isteminin reddine karar verilmesi,
4-Kamu düzeni ile yakından ilgili bulunan soybağının düzeltilmesi istemine ilişkin davalarda, mahkemelerin hiçbir kuşku ve duraksamaya neden olmaksızın doğru sicil oluşturmak zorunluluğu bulunduğu gözetilerek, somut olayda mahkemece sadece taraf ve tanık beyanı ile yetinilmeyip bu iddia ile ilgili olarak ... testi yaptırılıp alınacak rapor da gözetilerek karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi, doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nın 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nın 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 03.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.