MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Nüfus Kaydının Düzeltilmesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili 03.02.1858 doğumlu ...'nın 01/01/1972 tarihinde ... ile evleneceği sırada yaşının küçüklüğü sebebi ile 1960 tarihinde ölen ancak nüfus kaydında sağ görünen kardeşi 02.04.1949 doğumlu ...'nin nüfus kaydını kullanılarak ... ile evlendirildiğini, gerçeğe aykırı bu durum nedeniyle müvekkilinin mağdur olduğunu ileri sürerek;...' nın öldüğünün tespiti ve kaydının iptaline, davacının ...Hane No:7'de kayıtlı, ... TC. Kimlik No'lu ..., ...'ın ... ile olan evlilik kaydının iptali ile ...'ın eşinin ... ve ... ile ...'dan olma çocukların annelerinin ... olduğunun tespitine ve nüfus kayıtlarının bu şekilde düzeltilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, nüfus kayıtları, kolluk tarafından yapılan araştırma, duruşmada dinlenen taraf ve tanık beyanları esas alınarak, davanın kabulü ile, 02/04/1949 doğumlu ...'ın öldüğünün ve 03/02/1958 doğumlu ... ile ...'ın aynı kişiler olduğunun tespitine, 03/05/1949 doğumlu ...'ın eşinin ... değil ..., ... ve ...'den olma, 01/01/1974 doğumlu ..., 30/01/1988 doğumlu ..., 06/01/2001 doğumlu ... Koçak ve 06/01/2001 doğumlu ...'ın annelerinin davacı ... olduğunun tespiti ile nüfus kaydının tespit edilen bu bilgilere göre düzeltilmesine karar verilmiştir.
Dava dilekçesi ve duruşmadaki beyanlardan davada üç istem bulunmaktadır. Birincisi, 02.04.1949 doğumlu ... Çığırcı ile ...'ın evliliğinin iptali, ikincisi 02.04.1949 doğumlu ... Çığırcı'nın çocuk yaşta öldüğünün tespiti ve üçüncüsü de ... ve ... çocukları olarak görünen ..., ..., ... ve ...'nin annelerinin 03.02.1958 doğumlu ... olduğunun tespiti ile nüfus kayıtlarının buna göre düzeltilmesidir.
1-Davada ... ve ... evliliğinin iptali Türk Medeni Kanunu'nun ikinci kitabında aile hukuku başlığı altında düzenlenmiştir. 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 4/1. maddesinde yer alan hükme göre; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun ikinci kitabından (üçüncü kısım hariç olmak üzere) (TMK m.118-395) kaynaklanan bütün aile hukukundan doğan dava ve işlerde aile mahkemeleri görevlidir. Bir uzmanlık mahkemesi olarak tasarlanan ve kendine özgü usul hükümleri taşıyan bu Kanun, daha önce genel hukuk mahkemelerince bakılan aile hukukundan doğan dava ve işleri bu mahkemelerden alarak uzmanlık mahkemesine vermiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun görevin belirlenmesi ve niteliği başlıklı 1. maddesinde mahkemelerin görevinin ancak kanunla düzenleneceği ve göreve ilişkin kuralların kamu düzeninden olduğu belirlendiğinden bu husus mahkemelerce yargılamanın her aşamasında kendiliğinden gözetilmesi gerekir.
Yukarıya alınan kanuni düzenlemeler ve yapılan açıklamalar dikkate alındığında; mahkemece, davanın, evliliğin iptaline ilişkin bulunması ve buna ilişkin değerlendirmenin aile mahkemesi tarafından yapılması gerektiğinden davanın görev yönünden reddine kararı verilmesi yerine esastan incelenerek kabulüne karar verilmesi,
2-... Çığırcı'nın ölü olduğunun tespitine yönelik istem açısından yapılan incelemede ise;
Mahkemece taraf ve tanık beyanı ile kolluk tarafından yapılan araştırmada tutulan tutanaga itibar edilerek hüküm kurulmuş ise de; tanıklar 1949 ve 1963 doğumlu olup, görgüye dayalı bilgileri bulunmamaktadır. İl Jandarma Komutanlığından gelen cevap yazısında,... adlı kişinin Bebek Köyünde yapılan araştırmada 1960 yılında köyden ayrıldığı, nerede ikamet ettiğinin bilinmediği ve yaşayıp yaşamadığı hakkında bilgi sahibi olunmadığı, diğer davalılar hakkında yapılan araştırmada da çocukların köyde değil Aksaray'ın merkezinde ikamet ettiklerinin ve gerçek annelerinin kim olduğunun tespit edilemediğinin bildirildiği görülmüştür. Bu bilgiler ...'nin ölü olduğunun tespiti için yeterli değildir. Ayrıca böyle bir davada sadece ölümün tespiti ile yetinilmeyerek ölüm tarihinin de tespiti gerektiğinin dikkate alınmaması da doğru değildir. Nüfus kayıtlarının düzenli ve gerçeğe uygun olarak tutulması kamu düzeni ile ilgilidir. Bu bakımdan hakim resen araştırma ilkesinin sonucu olarak kendiliğinden delil toplama yetkisine sahiptir. Bu durumda, davacıdan iddiasını ispat için kanıt göstermesinin istenmesi, gerekmesi halinde re'sen delil toplanması, davacının iddiasındaki vakıları bilebilecek tanıkların kolluk aracılığı ile tespiti ve dinlenmesi sonucu ...'nin ölü veya sağ olduğunun tespiti ve ölü ise ölüm tarihinin belirlenmesine karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile istemin kabulü,
3-Dava dilekçesi ve dosya kapsamına göre, ... ve ... farklı kişiler olup öz kardeştirler. Davada kaydın mükerrer olduğu iddia edilmemektedir. Tanıklar da ikisinin aynı kişi olmadığını bildirmişlerdir. Bu bilgilere rağmen mahkemece ikisinin aynı kişi olduğunun tespitine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nın 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nın 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 22.03.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy