MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Kayyım Atanması
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacılar vekili ve kayyım vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacılar vekili, Asliye Hukuk Mahkemesi'ne sunduğu dava dilekçesinde; 440 ada 8 parsel sayılı taşınmazda 1.1.1900 tarihli ... isimli şahıs lehine 100 eski TL tutarında ipotek kaydı bulunduğunu açıklayarak; adres ve kimlik bilgileri mevcut olmayan ipotek alacaklısına kayyım atanmasına ve tapu kaydı üzerindeki ipoteğin bedeli yatırılması surteiyle fekkine karar verilmesini istemiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 21.10.2013 tarih 2013/309 Esas, 2013/390 Karar sayılı ilamı ile kayyım atanmasına ilişkin davaların sulh hukuk mahkemesinde görüleceği belirtilerek bu yönden Mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş, gönderilen sulh hukuk mahkemesi tarafından; 3561 sayılı Mal Memurlarının Kayyım Tayin Edilmesine Dair Kanun ve 4721 sayılı Medeni Kanunun 426 ve diğer maddelerinde belirtilen kayyım atanmasını gerektiren hallerin mevcut olmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm; davacılar vekili ve kayyım vekili tarafından temyiz edilmiştir.
04.06.1958 ve 15/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı gereğince, maddi olayları açıklama görevi taraflara, ileri sürülen olayları hukuken nitelemek ve uygulanacak kanun hükümlerini tespit etme ve uygulama görevi ise hakime aittir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanununda kayyımlık; temsil kayyımlığı (TMK. m.426), yönetim kayyımlığı (TMK. m.427) ve isteğe bağlı kayyımlık (TMK. m.428) olmak üzere üç türde düzenlenmistir. Türk Medenî Kanunu'nun 426. maddesinde, "Vesayet makamı, ergin bir kişi, hastalığı, başka bir yerde bulunması veya benzeri bir sebeple ivedi bir işini kendisi görebilecek veya bir temsilci atayabilecek durumda değilse, bir işte yasal temsilcinin menfaati ile küçüğün veya kısıtlının menfaati çatışıyorsa, yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine bir engel varsa veya kanunda gösterilen diğer hallerde ilgilisinin isteği üzerine veya resen temsil kayyımı atar.” hükmüne yer verilmiştir. TMK'nun 426. maddesinde temsil kayyımlığı düzenlenmiş ise de kayyım olarak atanacak kişi belirtilmemiştir.
Aynı Kanunu'nun 403/3 ve 431. maddeleri uyarınca vasinin atanmasına ilişkin hükümler, aksi belirtilmiş olmadıkça kayyım atanması hakkında da uygulanacağı belirtilmiştir. Vesayete ilişkin hükümler kamu düzenini ilgilendirdiğinden, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 382/2b-19. maddesinde vesayet işlerinin çekişmesiz yargı işi olduğu, 385. maddesinde de niteliğine uygun düştüğü ölçüde basit yargılama usulünün uygulanacağı düzenlenmiştir.
Somut olaya gelince; davacılar vekili tarafından dava konusu 440 ada 8 parselin tapu kaydında ... sıra numarasında 01.01.1900 tarihli ... isimli şahsıs lehine bulunan ipotek kaydının fekkini, adres ve kimlik bilgileri tespit edilemeyen ipotek alacaklısına kayyım atanmasını istemiştir. Kayyım atanması talebinin yukarıda açıklanan kanun hükümleri amacı da dikkate alınmak suretiyle değerlendirilip sonuçlandırılması gerekir. Buna göre mahkemece, ... ... 22. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen ipoteğin fekki davası nedeni ile TMK'nın 426. maddesi uyarınca temsil kayyımı atanması istendiği hususu dikkate alınarak , kayyım adayları arasından seçilecek bir kişinin kayyım olarak atanmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bundan ayrı, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-d maddesine göre tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları dava şartlarından olup, bu husus kamu düzeniyle ilgilidir. Aynı Yasa'nın 115/1. maddesi uyarıca mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırmakla yükümlüdür. Davacı ... tarafından Dairemize hitaben gönderilen 27.03.2017 havale tarihli dilekçesinde Mahkeme hakimleri, avukatlar, müfettişler, vs kişiler hakkında dolandırıcılık, rüşvet, terör örgütü üyeliği..vs suçlamalarında bulunduğu ve eklerinde yer alan Mahkeme kararlarında (... 24. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2014/1266 Esas, 2015/394 Karar sayılı ilamı) ...'in, hezeyanlı bozukluk hastalığının bulunduğu ve TCK 32. maddesi kapsamında tam akıl hastası olduğunun belirtildiği görülmüştür. Mahkemece, davacı ...'in Türk Medeni Kanunu'nun 405. ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 56. maddesi uyarınca vesayet altına alınmasının gerekip gerekmediğinin vesayet makamına ihbar edilmesi, dava açma ehliyeti bulunup bulunmadığı belirlendikten sonra oluşacak duruma göre bu davacı yönünden karar verilmesi gerekmektedir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMKnun Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMKnun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre kayyım vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, HUMKnun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna ve peşin harcın istek halinde davacı ve kayyıma ayrı ayrı iadesine, 16.01.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.