MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Kayyımlığın Kaldırılması
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, vekil edeninin murisi ... ... oğlu ... adına kayıtlı 425 ada 7 parsel sayılı taşınmazın malikinin belli olduğunu, taşınmazın vekil edeninin tasarrufunda olduğu halde ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2007/1411 Esas 2008/824 Karar sayılı kararı ile kayyım atandığını, ancak kayıt malikinin mirasçılarının belli olduğunu belirterek taşınmaz üzerindeki kayyımlığın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile 425 ada 7 parsel sayılı taşınmazdaki 2007/1411 Esas ve 2008/824 Karar sayılı ilamı ile atanan mahallin en büyük mal memurunun kayyımlığının bütün hukuki neticeleri ile birlikte kaldırılmasına karar verilmiş, hüküm davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kayyımlık kararının kaldırılması istemine ilişkindir.
Tüm dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu 425 ada 7 parsel sayılı taşınmazın ... ... oğlu ... adına 13.03.1956 tarihinde tapulama yolu ile tapuya tescil edildiği, dava konusu taşınmazın tespit tutanaklarının dosya arasına alındığı, ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2007/1411 Esas 2008/824 Karar sayılı kararı ile dava konusu taşınmazın idaresi için kayyım tayinine karar verildiği, davacı vekili tarafından ... Oğlu ...'ın veraset ilamının dosyaya sunulduğu, davacı ...'in veraset ilamında belirlenen kişinin mirasçıları arasında yer aldığı, Mahkemece yapılan kolluk araştırmasında dava konusu taşınmazı ...'in kullandığının belirlendiği ve mahkemece başkaca bir araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Kayyımlığın kaldırılmasına karar verilebilmesi; tapuda malik görünen '... ... oğlu ...' ile veraset belgesi sunulmuş olan '... oğlu ...'ın' aynı kişi olduklarının ve davacı ...'in de adı geçenin mirasçısı olduğunun her türlü tereddütten uzak duraksamaya yer olmaksızın belirlenmesi ile mümkündür. Mahkemece tüm dosya içeriği ve toplanan delillere göre davanın kabulüne karar verilmiş ise de; yapılan inceleme ve araştırmayla tapu malikinin davacının murisi ile aynı kişi olup-olmadığı duraksamaya yer vermeksizin belirlenememiştir. Kaldi ki; tapu maliki ...'ın baba ismi tapu kaydında ... ... olarak görünürken, veraset ilamında baba ismi ... olarak görünmektedir.
O halde; mahkemece, davacıya, Tapu Müdürlüğü ve ... taraf gösterilerek, tapuda malik görünen kişi ile Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 05.03.2014 gün 1477/381 sayılı mirasçılık belgesinde adı geçen murisin aynı kişi olduğunun tespiti için süre ve imkan verilmesi, oluşacak sonuca göre bir değerlendirme yapılması ve toplanan bütün deliller birlikte değerlendirilerek, kayyım atanan kişi ile veraset belgesindeki kişinin aynı kişi olup olmadığı hususu kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belirlenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırmayla davanın kabulü doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, HUMK'nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 17.01.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.