MAHKEMESİ:Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Vesayet
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın yetkisizliğine karar verilmiş olup hükmün vasi adayı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Vasi adayı ... vekili dilekçesinde; vasi adayının kısıtlanması istenilen ...’ın torunu olduğunu, çocuğun anne ve babasının ... 1.Aile Mahkemesinin 2010/593 Esas, 2012/38 Karar sayılı ilamı ile boşandıklarını ve mahkemenin anne ve babanın velayetini kaldırarak çocuğu devlet korumasına verdiğini, çocuğun babasının cezaevinde olduğunu, annesinin ise nerede olduğunun bilinmediği, halen çocuğun babasının arkadaşının yanında güvenli bir yerde olduğunu, küçükken torununa kendisinin baktığını, maddi durumunun iyi olduğunu belirterek vasi adayının küçüğe vasi olarak atanması istenilmiştir.
Vasi atanması talep edilen küçük ...’ın anne ve babasının ... 1.Aile Mahkemesinin 2010/593 Esas, 2012/38 Karar sayılı ilamı ile boşandıkları ve mahkemenin anne ve babanın velayetini kaldırarak çocuğu devlet korumasına verdiği, mahkeme tarafından kararın kesinleşmesi üzerine küçüğe vasi atanması için ihbarda bulunulduğu, ... 2.Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından küçüğün mernis adresi yerleşim yerinin “...” olması nedeniyle yargı yerinin ... Adliyesi yargı alanında bulunması nedeniyle yetkisizlik kararı verildiği, ... 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 14/11/2013 tarih 2013/219 Esas, 2013/1038 Karar sayılı ilamı ile T.M.K.’nun 404. maddesi gereğince küçüğe ...’nın vasi olarak atanmasına karar verildiği, kararın temyiz edilmeksizin 20/12/2013 tarihinde kesinleştiği, dosya kapsamında yapılan incelemeden anlaşılmıştır. Küçük hakkında verilen vesayet kararı kesileştikten sonra küçüğün babaannesi olan ...’ın, torunu ...’ın kısıtlanarak torununa vasi atanmayı talep etmesi üzerine mahkeme tarafından ...’ın vasi atanmasını içerir talepli dosya, daha önce küçüğün kısıtlandığı dosya ile birleştirilmiş ve yeniden yargılama yapılmıştır. Mahkeme tarafından vasi adayı ve vekili tarafından kısıtlı ...’ın halen ...’da adresini bilmedikleri bir yerde olduğunu belirtmeleri nedeniyle yetkili mahkemenin ... Sulh Hukuk Mahkemeleri olması gerekçesiyle yetkisizlik kararı verildiği görülmüş, karar süresinde vasi adayı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Türk Medeni Kanununun 411. maddesi gereğince vesayet işlerinde yetki, küçüğün veya kısıtlının yerleşim yerindeki vesayet dairelerine aittir. Bu yetki kesindir ve mahkemece doğrudan gözetilir. Aynı Yasanın 412. maddesi uyarınca ise; vesayet makamının izni olmadıkça vesayet altındaki kişi, yerleşim yerini değiştiremez. 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 7/g maddesine göre; kişilerin yerleşim yeri adreslerinin nüfus aile kütüklerinde bulunması zorunludur. Bu kanuna dayanılarak çıkartılan Adres Kayıt Sistemi Yönetmeliğinin 131. maddesine göre, yerleşim yeri adreslerinin tutulmasında kişinin yazılı beyanı esas alınır. Adres beyan formundaki bildirimler aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir. Yetkili mahkeme belirlenirken de, dava tarihindeki yerleşim yeri esas alınır (HMK.m. 6). Dava tarihinden sonra yargılama sırasında kısıtlanması istenilen kişinin yerleşim yerinin değişmesi halinde mahkemece yetkisizlik kararı verilemez.
Somut olayda; dosya kapsamından ve özellikle nüfus kaydında yer alan bilgilerden kısıtlanması istenilen ...’ın yerleşim yeri adresinin “.../...” olduğu ve ... Adliyesi adli yargı sınırları içinde kaldığı anlaşılmasına rağmen; mahkemece sadece vasi adayı ve vekilinin beyanları ile yetinilerek kısıtlının ... ilindeki adresinin tespiti yönünde herhangi bir araştırma yapılmaksızın yetkisizlik kararı verilmesi doğru olmamıştır. O halde, yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler karşısında; mahkemece davaya devamla gerekli araştırma ve inceleme yapılıp tüm deliller birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçe ile yetkisizlik kararı verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Vasi adayı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, 22.01.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy