MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Nüfus Kaydının Düzeltilmesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili dava dilekçesinde; 13/12/1962 tarihinde aslen Türk Vatandaşı olan ....... T.C. kimlik nolu ...'ın çocuğu olduğunu, ...'ın kızları.... ve ...'yı nüfusuna tescil ettirdiği halde davacıyı yazdırmadığını, ...'ın çocukları ile birlikte Suriye'ye giderek orda yaşamaya başladığını, davacının diğer kardeşleri ile birlikte Suriye nüfusuna tescil edildiğini,... ve ...nin hayatta olduğunu onların beyanlarına başvurulabileceğini belirterek, Suriye uyruklu davacının,.....T.C. kimlik nolu ...ın çocuğu olduğunun tespitini talep etmiştir.
Mahkemece; 17/02/1968 tarihinde düzenlenen karı koca halinde yaşadıktan sonra ölüm vesair sebeplerle ayrılanların tesciline dair ilmuhaberde, ... ile 01/01/1952 tarihinden itibaren karı koca gibi yaşadıktan sonra ...'ın 01/01/1961 tarihinde ölümü üzerine üç çocuğunun kaldığını beyan eden Nura Eke isimli şahsın mührünün bulunduğu, bu kapsamda davacının iddialarının ve tanık beyanlarının da tamamen dayanaksız kaldığı, davacının davasını ispat edemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava nüfus kaydının düzeltilmesi istemine ilişkindir.
1. Nüfus Hizmetleri Yasası'nın 36. maddesi hükmüne göre, nüfus kayıtlarının düzeltilmesine (ad ve soyadı değişikliği davaları dahil) ilişkin davalarda nüfus müdürü veya memurunun bulunması ve kararın onların önünde verilmesi zorunludur.
Mahkemenin oluşumuna ilişkin bu yasa hükmü dikkate alınmadan nüfus idaresi temsilcisinin yokluğunda yargılama yapılarak karar verilmesi,
2. Nüfus kaydının düzeltilmesi davasında, kaydın düzeltilmesi durumunda hukukları etkilenecek kişilerin davada taraf olarak bulunmaları esastır. Bu bağlamda davanın kabulü halinde davacının babası olacak ...'ın tüm mirasçılarının davaya usulen katılımının sağlanması gerektiğinin dikkate alınmaması,
3. Nüfus kayıtlarındaki düzeltme istemine ilişkin davalarda, mahkemelerin hiç bir kuşku ve duraksamaya neden olmaksızın doğru sicil oluşturmak zorunluluğu bulunduğu gözetilerek, somut olayda mahkemece salt taraflar ve tanık beyanları ile yetinilmeyip bu iddia ile ilgili olarak ... testi yaptırılıp alınacak rapor da gözetilerek karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
Doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 21.02.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy