MAHKEMESİ:Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Vesayet
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili; yaşı itibariyle çabuk yönlendirilen, değerlendirme yetisi bulunmayan, ayrıca amaçsız ve bilinçsizce mal varlığını elden çıkaran ve kendi yararına harcamayan kısıtlı adayının menfaatlerinin korunması amacıyla kısıtlanarak öncelikle kendisine vasi olmadığı takdirde yasal danışman atanmasını istemiş; kısıtlı adayı, davanın reddini savunmuş; mahkemece, ... ... 1. ... Devlet Hastanesinin 27.10.2015 tarihli raporunda kısıtlı adayının akli melekelerinin yerinde olup, kısıtlanmasını gerektirir hastalığının bulunmadığının bildirildiği, kısıtlı adayının kısıtlanma konusunda talebinin de olmadığı, TMK 405 ve 429 maddelerindeki kanuni şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar davacı vekillerinden sadece Av. ...’ye “Gösterilen adres tevziat saatlerinde kapalı olup komşudan soruldu, muhatabın işte olduğunu beyan edip isim ve imzadan imtina etti. Evrak mahalle muhtarlığına tebliğ edilerek muhatabın kapısına 2 nolu haber kağıdı yapıştırıldı komşuya haber verildi” şeklinde yazılmak suretiyle 05.02.2016 tarihinde tebliği üzerine davacı vekilince 18.02.2016 tarihinde süresi geçirildikten sonra temyiz edilmiş ise de; Tebligat Kanunu'nun 21/1 maddesinde ''Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir ve memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır. '' ve hükmü ile muhatabın adreste bulunmaması halinde tebliğ memurunun ne şekilde davranması gerektiğini bildiren Tebligat Tüzüğü'nün 28. maddesinin birinci fıkrasında; "Muhatap veya adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiç biri gösterilen adreste bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar kurulu veya meclisi üyeleri, zabıta amir ve memurlarından tahkik ederek beyanlarını tebliğ tutanağına yazıp altını imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde de bu durumu yazarak kendisinin imzalaması gerekir." hükmü
öngörülmüştür. (HGK.'nun 20.12.1993 T. 1993/18-778 E, 1993/876 K. ve 25.01.2006 T. 2005/2- 772 E. 2006/17 K.sayılı kararları).Muhatabın tebliğ adresinde ikamet etmekle birlikte, kısa veya uzun süreli ve geçici olarak adreste bulunmadığının, tevziat saatlerinden sonra geleceğinin beyan ve bunun tevsik edilmesi halinde ancak 2 numaralı fişin kapıya yapıştırılması, komşuya haber verilmesi ve tebliğ evrakının zabıtaya veya muhtara bırakılması işlemlerine geçilebilecektir. Yine 25.01.2012 tarihinde yürürlüğe giren Tebligat Yönetmeliği'nin 30. maddesinde (1) Adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine meşruhat verilerek çıkarılan tebligatlar hariç olmak üzere, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste sürekli olarak bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti veya meclisi üyeleri, kolluk amir ve memurlarından araştırarak beyanlarını tebliğ mazbatasına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde bu durumu yazarak imzalaması gerekir.'' düzenlemesi bulunmaktadır. Bu hükümler doğrultusunda; davacı vekiline yapılan tebliğ usulsüz olduğundan davacı vekilinin dilekçesinde belirttiği 11.02.2016 tarih öğrenme tarihi olduğu kabul edilmekle süresinde hükmün temyiz edildiği kanaatine varılmıştır.
Dava, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 405. ve 406. maddeleri kapsamında kalan, akıl sağlığı, mal varlığını kötü yönetme, savurganlık sebeplerine dayalı kısıtlanma kararı verilmesi istemine ilişkindir.
1-TMK'nın 405. maddesi yönünden yapılan inceleme;
Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davacı vekilinin bu konuya ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-TMK'nun 406. maddesi yönünden yapılan inceleme;
Türk Medeni Kanunu'nun 406. maddesinde ''Savurganlığı, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı veya malvarlığını kötü yönetmesi sebebiyle kendisini veya ailesini darlık veya yoksulluğa düşürme tehlikesine yol açan ve bu yüzden devamlı korunmaya ve bakıma muhtaç olan ya da başkalarının güvenliğini tehdit eden her ergin kısıtlanır.'' hükmü yer almaktadır.
Mahkemece hükme esas alınan raporlarda, şahsın akli melekelerinin yerinde olduğu ve kısıtlanmasını gerektiren hastalığının olmadığı belirtilmiş olup sadece TMK'nın 405. maddesi bakımından değerlendirme yapılmıştır, dava dilekçesinde ise kısıtlı adayının malvarlığını kötü yönetmesi iddiası da bulunmaktadır. Mahkemece, TMK'nın 406. maddesi uyarınca araştırma yapılmadan karar verilmiştir. Vesayet hakkındaki hükümlerin kamu düzenine ilişkin olduğu, mahkemece kendiliğinden araştırma yapılabileceği de gözetilerek, tarafların gösterecekleri delillerin toplanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile davanın reddi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK'nın 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, (1) numaralı bentte yazılı nedenlerle sair temyiz itirazlarının reddine, HUMK'nın 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, 22.01.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.