MAHKEMESİ:Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Vesayet
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün vasi tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Vasi ... ... Sulh Hukuk Mahkemesi'ne verdiği 26/05/2016 havale tarihli dilekçesi ile, vasisi olduğu engelli oğlu için aldığı aracın satışı ile yeni aracın alınması konusunda izin verilmesine karar verilmesini istemiş; mahkemece, kısıtlının ihtiyaçlarının giderilebilmesi için mevcut aracın yeterli olduğu, yeni araç almanın kısıtlıya ek külfetler getirebileceği gibi zaruri olmadığı ayrıca lüks harcama niteliğinde bulunduğu gerekçesi ile talebin reddine dair verilen ek karar vasi tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 27/10/2004 tarih ve 2004/279 ve 2004/475 sayılı kararı ile 09/04/1959 doğumlu ...'a TMK 405. maddesi uyarınca annesi ...'ın vasi olarak atandığı, 02/09/2009,13/02/2012 ve 07/03/2014 tarihli ek kararlarla anne ...'nın vasiliğinin iki yıl uzatılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Kısıtlanan ergin çocukların "kural olarak" vesayet altına alınmayıp "velayet altında bırakılacağına" ilişkin kanuni düzenlemenin (TMK m. 335/2, 419/3) sonucu olarak "velayet altında bırakılan" çocuk ve mallarına yönelik yapılacak işlemlerde velayete ilişkin hükümler uygulanacaktır.
Dava; annesinin velayeti altına bırakılan ergin kısıtlının, aracının satışına izin verilmesi ve yeni araç alımı istemine ilişkin olup, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun ikinci kitabında yer alan işler arasında bulunmaktadır.
Görev, kamu düzenini ilgilendirdiğinden, mahkemece yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması gerekir. 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun, 5133 sayılı Kanunla değişik 4. maddesi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun ikinci kitabından (üçüncü kısım hariç olmak üzere) (TMK m. 118-395) kaynaklanan bütün davaların, aile mahkemeleri kurulan yerlerde bu mahkemelerce bakılacağını; 2. maddesi ise, aile mahkemesi kurulmayan yerlerde bu kanun kapsamına giren dava ve işlerin asliye hukuk (aile) mahkemelerinde bakılacağını hükme bağlandığından; aile mahkemesi kurulmayan yerlerde Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenen asliye hukuk mahkemelerinde davanın aile mahkemesi sıfatı ile görülüp karara bağlanması gerekir. (H.G.K. 16.11.2005 tarih ve 2/673-617 sayılı kararı)
Bu itibarla, dava dilekçesinin aile mahkemesine gönderilmesi hususu düşünülmeden sulh hukuk mahkemesi olarak yargılamaya devamla davanın esası hakkında karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan sebeple, 6100 sayılı HMKnın Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMKnın 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, HUMKnın 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna,13.02.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.