MAHKEMESİ:Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Vesayetin Kaldırılması
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısıtlılığın kaldırılıp vesayetin sona erdirilmesine karar verilmiş olup hükmün vasi ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
... ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 31/01/2014 gün 2013/520-2014/71 sayılı kararı ile kısıtlanarak kendisine kızı ...vasi olarak atanmış, 11.03.2016 günlü kararla da vesayet sonlandırılmıştır. Bu kez bakıcısı ... tarafından ...'ın kısıtlanarak kendisine vasi atanması istemi ile dava açılmış olup, duruşma açılmadan, ... Devlet Hastanesinin 04/11/2014 gün 3814 sayılı Sağlık Kurulu raporu esas alınarak, ... TMK.nun 405. maddesi gereğince kısıtlanıp ... vasi olarak atanmış, 19.09.2015 günlü karar ile de vasi değiştirilerek ... vasi tayin edilmiştir. İlk davadaki kısıtlılığın kaldırılmasının nüfusa bildirilmesi üzerine nüfus müdürlüğünce ... adlı kişinin de vasi olarak kayıtlı olduğunu mahkemeye açıklaması üzerine, mahkemece inceleme yapılarak, kısıtlılığın kaldırılmasına ilişkin 2013/520-2014/71 sayılı davadaki Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Dairesinin 13/01/2016 gün 2016/139 sayılı raporu esas alınarak ...'ın kısıtlılığının kaldırılmasına, ...'ın vasilik görevinin sona erdirilmesine karar verilmiştir. Karar vasi ... tarafından esasa yönelik olarak temyiz edilmiştir.
1-Öncelikle belirtmek gerekir ki; duruşma yapmadan karar verilebilmesi için, hukuken bunun mümkün olması gerekir. Başka bir anlatımla, ancak hukukun uygun gördüğü (ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları gibi) veya kanunun duruşma açılmadan dosya üzerinden karar verilmesinde hakime takdir hakkı tanındığı hallerde dosya üzerinden karar verilebilir (İİK.nun 17-18. maddelerinde öngörülen şikayet davası gibi). Kanunun açıkça duruşma açılarak yargılama yapılmasını emrettiği hallerde dosya üzerinden karar verilemez.
Bilindiği üzere HMK.nun Hukuki Dinlenme Hakkı başlıklı 27. maddesi uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da kapsar
Hukuki dinlenme hakkının gereği olarak, tarafların duruşmaya çağrılmadan karar verilememesi, Anayasa'nın 36. maddesi ile düzenlenen iddia ve savunma hakkının kullanılmasına olanak tanınması ilkesinin doğal bir sonucudur. Aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılama hakkının da en önemli unsurudur.
Gerçekten savunma hakkını güvence altına alan T.C. Anayasası'nın 36. maddesi ile 6100 sayılı HMK.nun 27. maddesinde açıkça belirtildiği üzere, mahkemece davalı taraf, dinlenmek ve savunması alınmak üzere kanuni şekillere uygun olarak davet edilmedikçe karar verilmesi mümkün bulunmadığından; mahkemece, duruşma açılmak suretiyle inceleme yapılıp karar verilmesi gerekirken, dosya üzerinden kısıtlılığın kaldırılmasına karar verilmesi,
2- 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 405. maddesinde; akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle işlerini göremeyen veya korunması ve bakımı için kendisine sürekli yardım gereken ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye sokan her erginin kısıtlanacağı, 409. maddesinde ise; akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlamaya ancak resmi sağlık kurulu raporu üzerine karar verileceği hükme bağlanmıştır.
Somut olayda; mahkemece heyet raporu doğrultusunda ...'ın kısıtlanmasına karar verildiği, 22/04/2016 günlü ek kararla da kısıtlanmasını gerektirir bir durumun olmadığı gerekçesiyle kısıtlılığın kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Mahkemenin hükmüne dayanak yapılan ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 31/01/2014 gün 2013/520-2014/71 sayılı dosyasında alınan Adnan Menderes Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Hastanesinin 22/05/2013 günlü raporunda “major depresyon + demans” tanısı konulduğu, hastanın akıl sağlığının bozulduğu ve hukuki işlem yapma yeteneğinin azaldığı bildirilmiş, Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Dairesinin 13/01/2016 tarihli raporunda ise ...'ın halihazır durumu ile fiil ehliyetine haiz olduğu, kendisine vasi veya müşavir tayinine gerek olmadığı tespit edilmiş, eldeki davada bulunan ... Devlet Hastanesinin 04/11/2014 gün 3814 sayılı Sağlık Kurulu raporunda ise; kısıtlanması talep edilen ...'da "orta kognitif bozukluk" saptandığı, kendisine vasi tayini gerektiği belirtilmiştir. Kısıtlanması talep edilen ...'ın akıl sağlığına yönelik dosyadaki raporları arasında çelişki bulunmaktadır. Bu çelişkinin giderilmesi için mahkemece, daha önce alınmış olan raporlar da eklenerek Adli Tıp Kurumu Yasasının 15. maddesi uyarınca Adli Tıp Genel Kurulu'ndan, Türk Medeni Kanununun 405. maddesinde yer alan kısıtlama sebebinin bulunup bulunmadığına dair rapor alınarak çelişkinin giderilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulması,
Doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca
BOZULMASINA, HUMK'nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, 18.01.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy