MAHKEMESİ:Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Soybağının Reddi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın usulden reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K... A R A R
Davacı ... vekili dava dilekçesinde, davacı ile 10.12.2012 tarihinde boşandığı eşi Alpaslan'ın evlilik birliği içinde doğan İrem ile İpek Nisa'nın babalarının davalı ... olmadığını ileri sürerek soybağının reddine karar verilmesini istemiş; mahkemece, soybağının reddi davasını sadece koca ile çocuğun açabileceği, annenin soybağının reddi davası yönünden sıfatı olmadığı gerekçesi ile davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş; hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
04.06.1958 tarihli ve 15/6 Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı gereğince, maddi olayları açıklamak taraflara, ileri sürülen olayları hukuken nitelemek ve uygulanacak kanun hükümlerini tesbit etmek görevi ise hakime aittir.
Dosya içerisindeki nüfus kayıtlarından; davacı ... ile davalı ...'ın 03.11.1998 tarihinde evlendikleri, evlilik birliği içinde 15.03.2001 doğumlu Berkay, 22.12.2004 doğumlu İrem ve 25.08.2011 doğumlu İpek Nisa adında çocukların nüfusa tescil edildikleri, davacı ile davalının 10.12.2012 tarihinde boşandıkları anlaşılmaktadır.
Dava, çocuklar adına yasal temsilci sıfatıyla anne tarafından Türk Medeni Kanunu'nun 286. maddesi uyarınca açılan soybağının reddine ilişkin olup, somut olayda davacı anne tarafından çocuklara velayeten açılan davada, küçükler İrem ile İpek Nisa'nın gerçek babalarının Alpaslan olmadığının tespiti ile soybağının reddine karar verilmesinin istendiği anlaşıldığından; kanuni düzenlemeler dikkate alındığında, her ne kadar soybağının reddi davası anne tarafından açılamayacak ise de, eldeki davanın küçükler İrem ile İpek Nisa'ya velayeten anne tarafından açılldığı, annenin davalı sıfatının bulunduğu, velayete dayalı dava açma hakkı menfat çatışması oluşturacağından, mahkemece küçüklere kayyım tayini sağlanarak davaya dahil edilip, gösterdikleri takdirde delillerinin toplanmasından sonra, bütün delillerin birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi yerine yazılı şekilde davanın usulden reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca
BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 08.01.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.