MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Vakıf Senedi Tescili İstemli
Hasımsız olarak açılan ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün ilgili ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Dava dilekçesine, "... Eğitim Kültür Yardımlaşma Vakfı"nın tescili istenmiş, mahkemece yapılan yargılama sonucunda dava konusu vakfın tesciline karar verilmiştir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 101. maddesine göre vakıf, gerçek veya tüzel kişilerin yeterli mal ve hakları belirli ve sürekli bir amaca özgülemeleriyle oluşan tüzel kişiliğe sahip mal topluluğu olduğu, aynı Kanunun 102. maddesi gereği vakfın yerleşim yeri mahkemesi nezdinde tutulan sicile tescil ile tüzel kişilik kazanacağı, ve vakfın tescili için başvurulan mahkemenin, mal ve hakların korunması için gerekli önlemleri re'sen alacağı düzenlenmiştir. Bu iki maddeki düzenlemeden de anlaşılacağı üzere vakfı oluşturan en önemli iki unsur; özgülenecek bir malvarlığı ve malvarlığının özgüleneceği amaçtır.
1- Vakıf senedinde belirlenen amacın gerçekleştirilmesi açısından vakfın malvarlığı büyük önem taşımaktadır. Başka bir deyişle, vakfa tahsis edilen varlıkların, menkul kıymetlerin veya gayrimenkullerin geri dönüşü, vakfın amacını gerçekleştirecek faaliyetleri yürütecek seviyede olmalı, amaçlanan hizmetler ile ayrılan varlıklar arasında gerçek bir denge olmalıdır. İşte bu noktada 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun 5/2. maddesi yeni kurulacak vakıfların asgari mal varlığının her yıl Vakıflar Meclisince belirleneceğini hükme bağlamıştır.
Yeni vakıfların asgari kuruluş mal varlığı limiti; 5737 sayılı Vakıflar Kanununun 5/2. maddesi ile Vakıflar Yönetmeliği’nin 111. maddesinin (ğ) bendine istinaden ‘Vakıflar Meclisi’nin 07/12/2015 tarih ve 671/543 sayılı kararıyla; 2016 yılı için 60.000,00 (Altmış bin) TL olarak belirlenmiştir. Somut olayda da vakıf senedinde (6. madde) kuruluş malvarlığı 100.000,00 (Yüz bin) TL olarak belirtilmesine rağmen, bu miktar yerine 05/08/2015 tarihinde 55.000,00 (Ellibeş bin) TL bloke edilmiş olması,
2- Vakıflarda yöneticisi olamayacak kişiler, 5737 sayılı Vakıflar Kanunun 9/1.maddesinde sayılmıştır. Buna göre, vakıflarda; hırsızlık, nitelikli hırsızlık, yağma, nitelikli yağma, dolandırıcılık, nitelikli dolandırıcılık, zimmet, rüşvet, sahtecilik, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, güveni kötüye kullanma, kaçakçılık suçları ile Devletin güvenliğine karşı işlenen suçların birinden mahkûm olanların yönetici olamayacağı; 6. maddesinin son fıkrasında ise, yönetim organlarında görev alanların çoğunluğunun, Türkiye’de yerleşik bulunması gerektiği belirtildiği halde, kurucunun sayılan suçlardan mahkumiyetinin olup olmadığı ile yerleşim yeri araştırılmadan tescile karar verilmesi,
3- Kabule göre de;
Medeni haklardan istifade ( hak ) ehliyeti bulunan her gerçek ve tüzel kişi taraf ehliyetine de sahiptir. İncelemeye konu davada, davacı sıfatı TMK'nin 102/3. maddesi gereği vakfeden gerçek veya tüzel kişiye aittir.
Türk Medeni Kanunu vakıflarda tüzel kişiliğin kazanılması bakımından tescil sistemini benimsemiş olup, yeni kurulan vakıfların TMK'nin 102. maddesi ve Türk Medeni Kanunu Hükümlerine Göre Kurulan Vakıfların Tescil ve İlanı Hakkında Tüzüğün 4. maddesi hükümlerine göre mahkeme siciline tescil ile tüzel kişilik kazanacağı şeklindeki düzenlemeler gereği mahkemenin vereceği tescil kararının kurucu yenilik doğuran bir karar olduğu, yani yeni kurulan vakıflarda, tescile dair kararın tüzel kişiliğin kazanılması için ön koşul olduğu dikkate alınmadan henüz tüzel kişiliği mevcut olmayan vakfın karar başlığında davacı olarak yazılması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nin 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nin 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 17.09.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.