MAHKEMESİ : ... 4. Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Kayyımlığın Kaldırılması
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacılar vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacılar Vekili, ... 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 08.02.2005 tarih 2004/1014 - 2005/67 sayılı kararıyla 430 ada 5 parsel taşınmazın malikleri bulunamadığından bahisle sağ veya ölü olup olmadıkları anlaşılamadığından Hazinenin hak ve menfaatlerinin korunması maksadıyla TMK 427. maddesi gereği kayyım atandığını, ancak kayyım atananların ve gayrimenkulde hissedar olan diğer kişilerin mirasçılarının yaşadığını, ... 15. Sulh hukuk Mahkemesinden alınan veraset ilamı ile durumun anlaşılacağını bu nedenle TMK 477. maddesi gereği kayyımlık kararının kaldırılmasını istenmiş; kayyım vekili haksız ve mesnetsiz davanın reddini savunmuş; mahkemece, 430 ada 5 parsel de kayıtlı taşınmazın..., ... ve... yönünden hisselerinin istimlak nedeniyle tapuda terkin edildiği, adlarına tapuda hisse bulunmadığından hukuki yarar olmadığı gerekçesiyle dava şartı yokluğundan davanın reddine dair verilen karar, davacılar ve davalı vekilleri tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dava; kayyımlığın kaldırılmasına ilişkindir
1) ... 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 08.02.2005 tarihli kararında, 430 ada 5 parsel malikleri bulunamadığından ... oğlu ... oğlu ... ve ... oğlu...'nın haklarının korunması maksadıyla TMK 407. maddesi gereği kayyım atanmasına ilişkin karar dosyası içerisinde bulunan nüfus kaydında ... ve ... oğlu ... ait bilgiler yer almakla kardeşlerinin adlarının İstefanaz, ..., ... ve ... olarak geçtiği ancak soyadlarının bulunmadığı, ...’in anne adının ... baba adının ... olduğu tespit edilmiştir. Davacılar tarafından dosyaya sunulan bir takım tercümesi yapılmış belgelerden; davacılar ...(...) ve ...nin ... ... ile ... (...) ... ‘nin çocukları, ... ...’ye ait ölüm belgesinde baba adının ... ... ve anne adının ise ... ve oğlunun ise ... ... olduğu görülmektedir. Dosyaya getirtilen 430 ada 5 parsele ilişkin bir kısım kayıtlarda ... oğlu...’nun soyadı bazı yerlerde ... şeklinde, ...’in varisleri olarak karısı ... ve evlatları..., ...,... ve ... olarak yazılmış, ...’in ise İlya oğlu olduğu belirtilmiştir. Davacılar vekili tarafından dosyaya konulan ... ... (...)'ye ait olup ... 15. Sulh Hukuk Mahkemesinin 25.02.2016 tarih ve 2015/754 - 2016/209 sayılı mirasçılık belgesinde; ... ...’nin baba adının ... anne adının ... olduğu, 21.10.2008 de vefat ettiği 430 ada 5 parselde dahil tüm mallardaki payları 2 pay kabul edilmekle 1 payının... ve ... (Dode)'dan olma ... ... ve 1 payının Ann (...) ... ... ye ait olduğu yazılı ise de, bu mirasçılık belgesinin hasımsız olarak alındığı keza hasımsız olarak açılan davada davaya konu taşınmaz malikleri ... oğlu..., ... oğlu ... ve ... oğlu...’nın soyadlarının "..." olarak belirlenmesinin mümkün olmamasının yanısıra bağlayıcılığı da bulunmadığı gözetildiğinde, kayyım atama kararındaki tapu kayıt malikleri ... oğlu..., ... oğlu ... ve ... oğlu...'nın davacıların miras bırakanına ait olan mirasçılık belgesinde soyadının ... olduğu belirtilen ... oğlu ... ... ile ... oğlu...’nun aynı kişi olup olmadıkları hususunda duraksama oluşmuştur. Kayyım atama kararındaki bilgilerle iş bu dava dosyasında davacıların iddia ettiği ve dosyaya sunduğu belgelerdeki bilgiler birbirini karşılamamaktadır.
O halde mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın esastan reddine karar verilmesi yerine eksik inceleme ile kabulü doğru değilse de ret kararı doğru olduğundan bozma nedeni yapılmamıştır.
2) Davalı Kayyım vekilinin temyiz itirazlarına gelince ; dava kayyımlığın kaldırılması istemine ilişkin olduğundan ve davalı olarak gösterilen ... Defterdarlığı vekil ile temsil edildiğinden, Davanın reddine karar verildiğine göre davalı kayyım lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK'nın 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, (1) numaralı bentte yazılı nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddine, hükmün belirtildiği şekilde HUMK'nın 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde davalı ve davacılara iadesine, 22.01.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.