MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Vesayet
Yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, birleşen 2015/181 Esas sayılı davada vasi tayini talebinin kabulüne, 2014/290 Esas sayılı asıl davada karar verilmesine yer olmadığına, birleşen 2014/223 Esas sayılı davanın reddine karar verilmiş olup, asıl davada verilen hükmün asıl davanın davacısı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Asıl davada davacı; annesi olan kısıtlı adayı ...'nin yaşlılığı ve hastalığı nedeni ile işlerini yönetemediğini açıklayarak malvarlığının idaresi için kayyım atanmasını istemiş, birleşen 2015/181 Esas sayılı dosyada, davacı ... Bilici, kısıtlı adayı ...'nin TMK'nun 405. ve 406. maddeleri uyarınca kısıtlanmasını talep etmiş, birleşen 2013/223 Esas sayılı dosyada ise, davacı ... Keser kısıtlı adayına yasal danışman olarak atanan ...'nin yasal danışmanlığının kaldırılarak kendisinin yasal danışman olarak atanmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece; birleşen 2015/181 Esas sayılı dosyada vasi atanması talebinde bulunulduğu, kısıtlı adayının elde ettiği gelirleri iyi yönetemediği, TMK'nun 406. maddesi uyarınca kısıtlanması gerekmekteyse de, alınan sağlık kurulu raporu gereğince akıl zayıflığı nedeni ile TMK'nun 405/1 maddesi uyarınca kısıtlanmasına, ... Barosu avukatlarından Av. ...'nün vasi olarak atanmasına, asıl dava yönünden, kısıtlı adayı ...'ye vasi tayini kararı verildiğinden ve kayyım tayininden daha fazla bir kısıtlama getirildiğinden konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, birleşen 2014/223 Esas sayılı, ...'nin ...'nin yasal danışmanlığının kaldırılması ve kendisinin atanması istemine ilişkin davada hukuka aykırılık bulunmadığından ve vasi tayini nedeni ile konusuz kaldığından reddine karar verilmesi üzerine, hüküm asıl dava davacısı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Toplanan deliller ve dosya kapsamından, birleşen 2015/181 Esas sayılı dava dosyasında; davacı ... tarafından kısıtlı adayı ...'nin TMK'nun 405. ve 406. maddeleri gereğince kısıtlanmasının talep edildiği, Mahkemece, ... Devlet Hastanesi'nin 20.11.2012 tarihli, kısıtlı adayına vasi tayini gerekli olmadığını bildiren sağlık kurulu raporu gereğince davanın reddine karar verildiği, davacının temyizi üzerine Yargıtay 18. Hukuk Dairesi'nin 20.05.2013 tarih 2013/7086 Esas, 2013/8475 Karar sayılı ilam ile sair temyiz itirazlarının reddi ile TMK'nun 406. maddesi gereğince malvarlığını kötü yönetme iddiası yönünden değerlendirme yapılması üzere hükmün bozulduğu görülmüştür. Mahkemece bozma ilamına uyulmak sureti ile yapılan yargılama neticesinde, davacı ...'nin yasal danışman olarak atanmasına karar verilmiş, kısıtlı adayının itirazı üzere ...'nin yasal danışman olarak atanmasına ilişkin karar kaldırılmış, kaldırma kararı sonrasında dosya Mahkemenin 2014/223 Esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmiş, 2014/223 Esas sayılı dosyanın da eldeki dava ile birleştirilmesine karar verilmiştir. Eldeki dava ile birleştirme kararı verilerek devam eden yargılamada, kısıtlı adayı hakkında alınan Dr. ... ... Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinin 4.6.2015 tarihli raporunda kısıtlı adayının akli dengesinin yerinde olmadığı, vasi tayini gerektiğinin bildirildiği ve bu rapora itibar edilerek kısıtlı adayının TMK'nun 405. maddesine göre kısıtlama kararı verildiği görülmüştür.
Saptanan bu olgular karşısında, Mahkemece bozma üzerine yargılaması devam eden 2015/181 Esas sayılı dosyada; az yukarıda bahsdilen bozma öncesi alınan sağlık raporu ile çelişen sonraki tarihli sağlık kurulu raporu gereğince kısıtlı adayının kısıtlanmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca Mahkemece; vesayet davalarının kamu düzenini ilgilendiren ve re'sen araştırma ilkesinin geçerli olduğu davalardan olduğu gözetilerek; yukarıda isimleri zikredilen her iki rapor arasındaki çelişki giderilerek hüküm kurulması gerekirken, çelişki giderilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, diğer temyiz itirazlarının (1) nolu bentte yazılı sebeplerle yerinde görülmediğinden reddine, HUMK'nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, 23.1.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.