MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Kayyımlığın Kaldırılması
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davalı kayyım vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacılar vekili, dava konusu 527 ada 34 parsel, 521 ada 7 parsel, 521 ada 23 parsel, 415 ada 45 parsel, 420 ada 65 parsel, 420 ada 87 parsel sayılı taşınmazların ... oğlu ... adına kayıtlı olduğunu, vekil edenlerinin ... oğlu ...'in mirasçıları olduğunu ve taşınmazların halen fiili olarak vekil edenlerinin tasarrufunda bulunduğunu, ... oğlu ... adına bahsi geçen parseller için ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin esas ve karar numarası belirtilen dosyaları ile kayyım atandığını belirterek kayyımlık kararlarının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı kayyım vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, 527 ada 34 parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın reddine, 521 ada 7 parsel ve 521 ada 23 parsel ile 415 ada 45, 420 ada 65 ve 420 ada 87 parseller yönünden davanın kabulü ile, 521 ada 7 parsel sayılı taşınmazdaki ... oğlu ... hissesi üzerindeki 2007/1558 Esas ve 2008/1765 Karar sayılı ilam ile atanan kayyımlığın bütün hukuki neticeleri ile birlikte kaldırılmasına, 521 ada 23 parsel sayılı taşınmazdaki ... oğlu ... hissesi üzerindeki 2007/1557 Esas ve 2008/1766 Karar sayılı ilam ile atanan kayyımlığın bütün hukuki neticeleri ile birlikte kaldırılmasına, 415 ada 45 parsel sayılı taşınmazdaki ... oğlu ... hissesi üzerindeki 2007/1621 Esas ve 2008/1159 Karar sayılı ilam ile atanan kayyımlığın bütün hukuki neticeleri ile birlikte kaldırılmasına, 420 ada 65 parsel sayılı taşınmazdaki ... oğlu ... hissesi üzerindeki 2007/1619 Esas ve 2008/1157 Karar sayılı ilam ile atanan kayyımlığın bütün hukuki neticeleri ile birlikte kaldırılmasına, 420 ada 87 parsel sayılı taşınmazdaki ... oğlu ... hissesi üzerindeki 2007/1620 Esas ve 2008/1158 Karar sayıl ilamı ile atanan kayyımlığın bütün hukuki neticeleri ile birlikte kaldırılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı kayyım vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kayyımlık kararının kaldırılması istemine ilişkindir.
Tüm dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu mahkemece kayyımlığın kaldırılmasına karar verilen taşınmazların ... oğlu ... adına 12.03.1956 tarihinde kadastro yoluyla tescil edildiği, mahkemece kadastro tespit tutanaklarının dosya arasına alındığı, bahsi geçen taşınmazlara ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2007/1557 Esas 2008/1766 Karar, 2007/1558 Esas 2008/1765 Karar, 2007/1621 Esas 2008/1159 Karar, 2007/1619 Esas 2008/1157 Karar ve 2007/1620 Esas 2008/1158 Karar sayılı kararları ile kayyım atandığı, davacılar vekilince ... oğlu ...'in veraset ilamının dosyaya sunulduğu, mirasçıları arasında davacıların da yer aldığı anlaşılmaktadır.
Kayyımlığın kaldırılmasına karar verilebilmesi; tapuda malik görünen '... oğlu ...' ile veraset belgesi sunulmuş olan '... oğlu ...' in aynı kişi olduklarının ve davacıların da adı geçenin mirasçısı olduğunun her türlü tereddütten uzak duraksamaya yer olmaksızın belirlenmesi ile mümkündür. Mahkemece tüm dosya içeriği ve toplanan delillere göre davanın kabulüne karar verilmiş ise de; yapılan inceleme ve araştırmayla tapu malikinin davacıların murisi ile aynı kişi olup-olmadığı duraksamaya yer vermeksizin belirlenememiştir. Yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya elverişli değildir.
O halde; mahkemece, davacıya, Tapu Müdürlüğü ve ... taraf gösterilerek, tapuda malik görünen kişi ile ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 12.03.2015 gün 2014/1008 Esas 2015/373 Karar sayılı mirasçılık belgesinde adı geçen murisin aynı kişi olduğunun tespiti için süre ve imkan verilmesi, oluşacak sonuca göre bir değerlendirme yapılması, dava konusu taşınmazlara ilişkin olarak verilen tüm kayyım atanması kararlarının dosya arasına alınarak ve toplanan bütün deliller birlikte değerlendirilerek, kayyım atanan kişi ile mirasçılık belgesindeki kişinin aynı kişi olup olmadığı hususu kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belirlenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırmayla davanın kabulü doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, HUMK'nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 17.01.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.