MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Babalığın Tespiti
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı dava dilekçesinde; annesi ile davalı ...'nin evlilik dışı beraberliğinden dünyaya geldiğini, babasının kendisini istemediğini ve bir süre sonra müşterek evi terkettiğini, davalının babası olduğunu 2014 yılı Ağustos ayında öğrendiğini belirterek babalığın tespit edilmesini talep etmiş; mahkemece, uyuşmazlığın babalık davası olduğu, TMK'nın 303. maddesinde düzenlenen hak düşürücü süreler ile davacının doğum tarihi ve dava tarihi göz önüne alınarak bir yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığı gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre, davacı ...'in 27.05.1992 doğumlu olarak annesi ... Yöndem ile kayden babası görünen ... hanesine 24.06.1996 tarihinde anne ve kayıt babasının 22.12.1995 tarihindeki evliliklerinden sonra tescil edildiği, baba olduğunu iddia ettiği ... ile arasında bir bağ bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Dava, ergin çocuk tarafından açılan babalığın tespiti isteğine ilişkindir. (TMK m. 301) olup, Türk Medeni Kanunu'nun 303. maddesinde; babalık davası, çocuğun doğumundan önce veya sonra açılabileceği, ananın dava hakkının doğumdan başlayarak bir yıl geçmekle düşeceği, çocuğa doğumdan sonra kayyım atanmışsa çocuk hakkındaki bir yıllık sürenin atamanın kayyıma tebliği tarihinde, hiç kayyım atanmamışsa çocuğun ergin olduğu tarihte işlemeye başlayacağı, çocuk ile başka bir erkek arasında soybağı ilişkisi varsa bir yıllık sürenin bu ilişkinin ortadan kalktığı tarihte işlemeye başlayacağı bir yıllık süre geçtikten sonra gecikmeyi haklı kılan sebepler varsa, sebebin ortadan kalkmasından başlayarak bir ay içinde dava açılabileceği hükme bağlanmıştır.
İkinci fıkradada yer alan "Çocuğa doğumdan sonra kayyım atanmışsa, çocuk hakkındaki bir yıllık süre, atamanın kayyıma tebliği tarihinde, hiç kayyım atanmamışsa çocuğun ergin olduğu tarihte işlemeye başlar" hükmü, Anayasa Mahkemesi'nin 27.10.2011 tarihli 2010/71 Esas, 2011/143 Karar sayılı kararıyla; aynı maddenin dördüncü fıkrasında yer alan "Bir yıllık süre geçtikten sonra gecikmeyi haklı kılan sebepler varsa, sebebin ortadan kalkmasından başlayarak bir ay içinde dava açılabilir" hükmü ise, Anayasa Mahkemesi'nin 15.03.2012 tarihli ve 2011/116 Esas, 2012/39 Karar sayılı kararıyla çocuk yönünden iptal edilmiş; ikinci fıkrayla ilgili iptal kararı 07.02.2011 tarihli 28197 sayılı; dördüncü fıkrayla ilgili iptal kararı ise, 21.07.2012 tarihli 28360 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmış; her iki iptal kararında, iptal hükmünün kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak bir yıl sonra yürürlüğe gireceğinin kararlaştırılması sebebiyle, ikinci fıkrayla ilgili iptal hükmü 07.03.2012 tarihinde, dördüncü fıkrayla ilgili iptal hükmü ise 21.07.2013 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Mahkemece dava tarihinden önce Türk Medeni Kanunu'nun 303/2. maddesi hakkındaki iptal kararı yürürlüğe girdiğinden ve yasada çocuk için hak düşürücü süre artık bulunmamaktadır.
Diğer yandan Türk Medeni Kanununu 303. maddesinin ikinci fıkrası (eski 3. fıkra) “Çocuk ile başka bir erkek arasında soybağı ilişkisi varsa, bir yıllık süre bu ilişkinin ortadan kalktığı tarihte işlemeye başlar.” hükmünü içermektedir, yani çocuk ile başka erkek arasında soybağı ilişkisi varsa, bu ilişki ortadan kalkmadan babalık hükmü kurulamayacaktır.
Yukardaki açıklamalar dikkate alınarak, taraf delillerinin toplanması, davacıya mevcut soybağının ortadan kaldırılması konusunda dava açmak üzere süre verilerek dava açıldığı takdirde sonucunun beklenmesi, mevcut soybağının ortadan kaldırılması durumunda ise bu davadaki iddia ile ilgili olarak DNA incelemesi yapılması ve sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerekirken, usulden davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca
BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 15.03.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy