MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İtirazın Kaldırılması ve Tahliye
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı alacaklı 16.04.2012 başlangıç tarihli yazılı kira akdine dayanarak 03.10.2012 tarihinde haciz ve tahliye talepli olarak başlattığı icra takibi ile aylık net 2.000,00 TL’den 2012 yılı Eylül ayından 2014 yılı Mart ayına kadarki 19 aylık kira alacağı 38.000,00 TL’nin tahsilini talep etmiş, ödeme emri davalı borçluya 07.11.2012 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı borçlu 14.11.2012 tarihli itiraz dilekçesinde, alacaklı mal sahibine herhangi bir kira borcunun bulunmadığını, günü gelen tüm kiraların hesabına yatırıldığını, ayrıca TBK’daki yeni düzenleme gereği muacceliyet şartının uygulanamayacağını bildirerek borcun tamamına ve ferilerine itiraz etmiştir. Ödeme emrine davalı borçlu tarafından itiraz edilmesi üzerine, davacı alacaklı icra mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılması ve tahliye isteminde bulunmuştur.
Mahkemece verilen ilk kararında, Ticaret Sicil Odası firma sicil bilgilerine göre davalının tacir olduğu, dosya içeriğine uygun, hüküm kurmaya yeterli bilirkişi raporunda açıklandığı üzere taraflarca itiraza uğramayan kira sözleşmesine göre ayın ilk 5 günü içerisinde aylık kira bedelinin ödenmesi gerekeceği, 2012 yılı Eylül ayı kira bedeli takip tarihi itibariyle ödenmediği, 2 yıllık kira süresi bitimine kadar olan tüm ayların kira bedellerinin istenebilir hale geldiği, muacceliyet şartının gerçekleştiği anlaşılmakla borcun ödendiğine dair de yazılı mevcut belge bulunmadığından davanın kabulüne, borçlunun itirazının kesin olarak kaldırılmasına, takip tarihinden sonra davacının kabulünde bulunan 6.000 TL ödemenin icra müdürlüğünce gözönünde bulundurulmasına ve temerrüt olgusu gerçekleştiğinden tahliyesine karar verilmiştir.
Dava, kira alacağının tahsili için başlatılan takibe itirazın kaldırılması ve tahliye istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne dair verilen ilk kararın davalı tarafça temyizi üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 23.06.2014 tarih ve 2014/7194 E. 2014/8253 K. sayılı ilamı ile; “Taraflar arasında düzenlenen kira sözleşmesinde muacceliyet koşuluna yer verildiği görülmektedir. Mahkemece, davalının ticaret sicil odası kaydına göre tacir olduğu kabul edilerek sonuca gidilmiş ise de, davalının ticaret odasına kayıtlı olması tacir olduğunun kabulü için yeterli değildir. Türk Ticaret Kanun'unun 14.maddesine göre “bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı yasanın 17.maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır. 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanunu’nun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca T.T.K’nun 1463.maddesinde de, önce 17.maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17.maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir. Mahkemece yukarıda yazılı olan ilkeler de gözetilerek davalının tacir olup olmadığı üzerinde durularak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmesi doğru değildir.” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyulmak suretiyle yapılan yargılama sonunda; bozma ilamı doğrultusunda gerekli araştırmanın yapıldığı, yapılan araştırma ve dosya içeriğindeki belgelere göre davalının tacir olmadığının mahkemece kabul gördüğü, dosya muhteviyatı, yapılan yargılama, toplanan deliller, bozma ilamı ve dosyada mevcut 29/11/2013 tarihli rapora göre muacceliyet şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece daha önce verilen karar kiracının tacir olup olmadığının araştırılması yönünden bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak, ticaret odasına yazı yazılmış davalı kiracının “...” ünvanı ile “...” meslek grubunda 13.09.2012 tarihi itibariyle ... Ticaret Odasına kayıtlı olduğu cevabı alınmış, ... Esnaf ve Sanatkarlar Sicil Müdürlüğü kayıtlarında ise kaydına rastlanmadığı bildirilmiştir. Yine Güngören Vergi Dairesi yazısında, davalının işletme hesabı esasına göre defter tutan 2.sınıf tüccar olarak mükellefiyet tesis edildiği bildirilmiştir. Bilirkişi raporunda, Ticaret sicil müdürlüğü kaydı dikkate alınarak davalının TTK’a göre tacir olduğunun anlaşıldığı, esnaf ve sanatkarlar odasına kayıtlı olmadığı, davalıya ait defter, işletme defteri ibraz edilmediğinden küçük esnaf ve sanatkar olduğu hususunda bir kanaate varılamadığı, sonuç olarak dosyaya sunulan belgelere göre davalının tacir olduğu yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir. Mahkemece davalının tacir olmadığı kabul edilerek sonuca gidilmiş ise de, bilirkişi raporu ile ticaret sicil kayıtları, Güngören Vergi Dairesi kayıtlarına göre davalının tacir olduğu anlaşıldığından itirazın kaldırılması ve kiralananın tahliyesine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen Geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca kararın BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 03/05/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy