MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı alacaklı vekili,haciz mahallinde borçlu adına düzenlenmiş resmi evraklar bulunduğunu, davalı borçlunun, alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla, iş yerini muvazaalı olarak boşandığı eski eşine devrettiğini belirterek davanın kabulü ile istihkak iddiasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı üçüncü kişi vekili, davalı borçlu ile maddi sıkıntılar nedeni ile boşandıklarını, iş yerinin vergi kaydının, boşanmadan iki ay önce kendisi üzerine geçtiğini, devrin icra takibinden beş ay önce yapıldığını, haciz mahallinde bulunduğu belirtilen sipariş fişlerinin tamamının devir işleminden öncesine ait olduğunu, iş yerine ait kira sözleşmesinin de kendisi tarafından yapıldığını, belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, borçlu ile 3.kişi arasında boşanma işleminin borcun doğumundan sonra gerçekleştiği, haciz mahallinde borçlu adına evrakların bulunduğu, ticari işletme devri nedeni ile İİK'nun 44 ve TBK'nun 202. maddesinin uygulanmasının gerektiği, işyeri devri ile ilgili hususların yerine getirilmediği, devir işleminin, alacaklının haklarını etkilemeyeceği ve devralan davalı üçüncü şahsın TBK'nun 202. maddesi uyarınca işletmenin borçlarından sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile istihkak iddiasının reddine, tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Hüküm, davalı 3.kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, alacaklının İİK’nun 99. maddesine dayalı 3. kişinin açtığı istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir.
Davalı 3.kişi, ... 8. Noterliği'nin 10/02/2014 tarih ve 04559 yevmiye sayılı işletmenin devri sözleşmesi ile ... isimli işyerinin işletme hakkını ve içerisinde bulunan demirbaşları devir aldığını iddia etmiştir.
Hemen belirtilmelidir ki; devredilen işletmede haciz yapılabilmesi, devrin muvazaalı olduğunun iddia ve ispat edilmesine bağlıdır. Muvazaa iddiasının bulunmaması halinde alacaklının, tasarrufun iptali davası açarak alacağına kavuşma imkanı bulunduğu gibi, TBK ve TTK hükümlerine göre açılacak davalarda da devri yargılama konusu yapabilir.
Ayrıca, İİK'nun 44.maddesinde yer alan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi işletmenin devrini sakatlamaz. Anılan hükmün yalnız cezai yaptırımı vardır. (İİK 337/a md) Aktiflerin devredenin malvarlığından çıkmamış kabul edilmesini, yani haczedilmesini sağlayacak tek yol, muvazaanın iddia ve ispat edilmesidir.
Bu bilgilere göre, temyize konu olayda davalı 3. kişi ile borçlu arasında danışıklı işlem olduğu, davacı alacaklı tarafından iddia edilmiş olup, dava konusu haczin borçlunun önceki faaliyet adresinde yapılmış olması, haciz mahallinde borçluya ait birçok evrak bulunması, öte yandan, davalı 3.kişinin, borçlunun boşandığı eşi olup boşanma işleminin, anlaşmalı olarak borcun doğumundan sonra gerçekleşmiş olması, davalı 3.kişinin borcun doğumundan sonra faaliyete başlaması ve borçlunun kullandığı “Çelik Gıda” ticaret ünvanını kullanmaya devam etmesi birlikte değerlendirildiğinde davacı alacaklının muvazaa iddiasını ispatladığı gerekçesi ile, davanın kabulü gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru değil ise de, karar sonuç itibari ile doğru olup bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 1086 sayılı HUMK nun 438/son maddesi uyarınca kararın gerekçesinin düzeltilmiş bu haliyle ONANMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 25,20 TL peşin harcın 339,69 TL onama harcına mahsubu ile kalan 314,49 TL'nin temyiz edenden alınmasına, 31.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy