MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Muhdesatın Tespiti ve Muhdesat Bedelinin Ödenmesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davalılar vekili ve katılma yolu ile davacılar vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine duruşma istemi gider olmadığından reddedilmiş olmakla, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacılar vekili, dava konusu 2554 ada 15 parsel üzerindeki binada davacılar murisi ... ’ın gerek binada kullanılan çimento, demir, kum, tuğla, elektrik malzemeleri ile inşaatın işçilik giderleri, binanın giriş kapısı, 1. kat çerçeveleri, daire giriş ve iç kapıları dolaplar, yer döşemeleri, banyo tüm tesisat ve malzemeleri yaptırdığından bahisle tüm binanın muhdesatının %40'ı kadarını teşkil eden muhdesatın davacılar murisi ... ’ a aidiyetinin ve bedelinin tespiti ile fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmak kaydıyla şimdilik 30.000,00 TL muhdesat bedelinin davacılar murisleri adına yasal faizi ile davalılardan alınıp davacılara ödenmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili; dava konusu 2 katlı ev vasıflı taşınmazın üzerindeki ev yıkılarak yerine tapu maliki olan kök muris ... tarafından dava konusu muhdesatın yaptırıldığını, davacıların davayı açmakta hukuki yararlarının olmadığını, davacıların murisinin yaptıklarının iyileştirme gideri olduğunu, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; her ne kadar davalı taraf davacıların hukuki yararlarının bulunmadığından bahisle davanın reddini talep etmiş ise de, davacı tarafın muhdesatın aidiyetinin yanı sıra yapılan iyileştirme giderlerini de eda davası ile istemiş oldukları ve davacıların murisi tarafından meydana getirilen imalatların iyileştirme gideri olmadığı, muhdesata ilişkin olduğu, taraflar arasında izale-i şüyu davası mevcut olup izale-i şüyu davası neticelenip kesinleşmiş olsa dahi muhdesatın aidiyetinin tespiti sonucu alınacak kararın ve kesinleşmiş mahkeme hükmünün izale-i şüyu kararının icrası için yapılacak satış sonucun da elde edilecek paranın dağıtımında etkili olacağı bu anlamda davacı tarafın iş bu muhdesatın aidiyetinin tespiti davasını açmakta hukuki yararının bulunduğu, tüm dosya kapsamından muhdesatın beraber yapıldığı ve %40'ının davacılar murisi tarafından meydana getirildiği, davacıların %40'ı oranında muhdesat karşılığında davalılardan alacak talep etmiş iseler de davacıların bu konuda talep edebileceği alacak miktarının davaya konu taşınmazın izale-i şüyu davası sonucunda satılmasından sonra elde edilen satış bedeli miktarına göre değişeceğinden söz konusu bedelin bu aşamada davalılardan tahsilinin talep edilemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddine muhdesatın dava konusu taşınmaz üzerindeki yapının %40 oranındaki muhdesatın davacılar murisi ... tarafından meydana getirildiğinin tespitine muhdesat bedelinin tahsiline ilişkin talebin ise reddine karar verilmiştir. Hüküm; davalılar vekili tarafından duruşma talepli olarak (pul yokluğundan reddine karar verilmiştir.), davacılar vekili tarafından ise katılma yolu ile süresinde temyiz edilmiştir .
Dava; muhdesatın tespiti ve bedelin ödenmesi talebine ilişkindir.
Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur(4721 s.lı TMK 684/1 m). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer(TMK 718 m). 22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi eşya hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, şahsi bir hak olup(TMK 722, 724, 729 m.ler), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın mülkiyetinin arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.
Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması(6100 s.lı HMK 106/2 m) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararın bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re'sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir(HMK 114/1-h, 115 m.)
Öğretide ve Yargıtay'ın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir.
Somut olaya gelince; taraflar arasında dava konusu taşınmaza ilişkin olarak ... . Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2012/1618 esas sayılı dosyası ile ortaklığın giderilmesi davası açılmış olup, davanın 05.03.2013 tarihinde iş bu davanın açıldığı tarih olan 08.04.2013 tarihinden önce karara bağlandığı ve 25.02.2014 tarihinde iş bu davanın karar tarihi olan 28.10.2014 tarihinden önce kesinleştiği tespit edilmiştir. Az yukarıda da açıklandığı üzere taraflar arasında kararın verildiği tarihte derdest ortaklığın giderilmesi davası ve buna bağlı olarak güncel hukuki yarar bulunmadığına göre, mahkemece davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar vermesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabul kısmen reddine karar vermiş olması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının ise bozma nedenine göre şimdilik incelenmesine yer olmadığına, HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 11.06.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.