MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Tapu İptal ve Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece verilen davasının tapu iptal ve tescil reddine, alacak kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davalılar vekili-katılma yolu ile davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacılar vekili, tarafların ortak murisi ...'a ait taşınmazların mirasçılar arasında paylaştırıldığını, 03/09/1997 tarihli satış senedi ile davalıların murisi ... 'un muris ...'dan kendi hissesine düşen tüm taşınmazları vekil edenlerinin yakın miras bırakanı olan ... 'a 500.000.000 TL bedelle sattığını ve zilyetliğini teslim ettiğini belirterek işbu sözleşme uyarınca davalıların murisi ... 'a muris ...'dan intikal etmiş ve edecek olan tapu kayıtlarının iptali ile vekil edenleri adına tesciline, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde 500.000.000 TL'nin davalılardan alınarak vekil edenlerine ödenmesine karar verilmesini istemiştir. 03/02/2015 havale tarihli dilekçesi ile, tapu iptal ve tescil talebinden vazgeçtiğini, 87.447,00 TL üzerinden davasını ıslah ettiğini beyan etmiştir.
Davalılar vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, senet altındaki imzaların Adli Tıp Kurumunca incelemeye tabi tutulmasını, vekil edenlerinin söz konusu satıma dair bir bilgilerinin bulunmadığını, muris ... 'un okuma ve yazma bilmediğini, davacıların miras malı olarak kalan yeri kiracı olarak bir müddet kullandıklarını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu taşınmazlara ilişkin davalı hisselerinin iptaline yönelik talebin reddine, sebepsiz zenginleşmeye yönelik talebin kısmen kabulü ve kısmen reddi ile 17.684,80 TL nin davalılardan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiş hüküm davalılar vekili ve katılma yolu ile davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tüm dosya içeriği ve toplanan delillerden, davacılar tarafından dosyaya sunulan 03/09/1997 tarihli satış senedinin davacılar murisi ... ve davalılar murisi ... arasında düzenlendiği, davalıların dayanılan senedin altındaki imzaların murislerine ait olmadığı ve murislerinin okuma-yazması olmadığını beyan ederek imza inkarında bulunduğu anlaşılmaktadır. Ancak, mahkemece davalının imza inkarına ilişkin herhangi bir araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; mahkemece yapılacak iş, davacının dayandığı 03/09/1997 tarihli satış senedinin aslının dosya arasına alınması, hukuken geçerli bir sözleşme olup olmadığı hususu üzerinde durulması, senet altındaki imzanın devir yapan kişi tarafından atılıp atılmadığının Adli Tıp Kurumundan alınacak bilirkişi raporu ile saptanması, imzanın inkar edilmesi sebebiyle usulüne uygun olarak imza incelemesi yaptırılması, ondan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek, sonucuna göre bir karar verilmesi olmalıdır.
Mahkemece, yeterli araştırma ve inceleme yapılmadan yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması isabetli olmamıştır.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nın 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma sebebine göre davacılar vekilinin temyiz isteğinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine 26/06/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.