MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Muhdesatın Tespiti
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı vekili ile davalı vekili taraflarından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, davaya konu edilen 201 parsel sayılı taşımaza vekil edeninin ağaç diktiğini ancak taşınmazın ... Barajı kamulaştırma alanında kaldığını açıklayarak, taşınmaz üzerindeki muhdesatın vekil edenine ait olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; “Davanın kabulüne, 201 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatın davacıya ait olduğunun tespitine, alınması gerekli 9.192,73 TL'den peşin ve ıslahla alınan 2.306,20 TL'nin mahsubu ile bakiye 6.886,53 TL'nin, davalı harçtan muaf olduğu için davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına” karar verilmesi üzerine; hüküm, taraf vekillerince süresinde temyiz edilmiştir.
Dava, muhdesatın tespiti isteğine ilişkindir.
A-Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1-26.05.2004 gün ve 5177 sayılı Kanun'un 35. maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 19. maddesine eklenen ek fıkra hükmünde; "Başkası adına tapulu, sahipsiz ve/veya zilyedi tarafından iktisap edilmemiş yerin kamulaştırmasında binaların asgarî levazım bedeli, ağaçların ise 11. madde çerçevesinde takdir olunan bedeli zilyedine ödenir" denilmektedir. Bu hükümle başkası adına tapulu veya tapusuz bir taşınmazın kamulaştırılması halinde, taşınmazda malik olmayan ancak üzerindeki muhdesatı meydana getiren kişilere muhdesatın kamulaştırma bedelinin kendisine verilmesini sağlama amacıyla zilyetliği tespit davası açma hakkı tanınmıştır.
... tarafından dosyaya gönderilen 19.1.2015 tarihli yazıda, davaya konu 201 parsel sayılı taşınmazın, ... Barajı ve ... Göl Alanından kısmen etkilendiği bildirilmiş, dosyaya sunulan 14.01.2015 tarihli Fen Bilirkişisi raporunda da, taşınmazın 8.030,20 m2'lik kısmının kamulaştırma sınırı içinde kaldığı belirtilmiştir. Ancak, gerek bilirkişi raporunda, gerekse mahkeme kararında, dava konusu muhdesatların, 201 parselin kamulaştırmadan etkilenen alan içinde kalıp kalmadığı hususunda herhangi bir açıklama ya da tespite yer verilmemiştir.
Bu nedenle öncelikle, davaya konu muhdesatların kamulaştırma alanında kalıp kalmadığının belirlenmesi ve hukuki yarar olgusunun bu tespitlere göre saptanması gerekir.
2-6100 sayılı HMK'nın 297/2. maddesine göre, mahkeme kararında taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi, infaza elverişli biçimde hüküm kurulması zorunludur.
Somut olayda; Mahkemece; “Davanın kabulüne, 201 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatın davacıya ait olduğunun tespitine” şeklinde hüküm verilmiş ancak, tespitine karar verilen muhdesatın nelerden ibaret olduğu hüküm kısmında gösterilmediği gibi, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da muhdesat olarak belirlenen ağaçların, sayısı, cinsi tek tek belirtilmemiş, yüzdelik oranlar verilmek suretiyle muhdesatdan bahsedilmiştir. Hüküm bu haliyle infaza elverişli olmadığından kararın bu yönüyle bozulması gerekmiştir.
B-Kabüle göre ise; davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, 492 sayılı Harçlar Kanununa göre, Hazine harçtan muaf olup, davanın kabulüne karar verildiğine ve dava açılırken peşin harç davacıdan tahsil edildiğine göre, davacı tarafından davanın açılmasında yatırılan harcın iadesi ile başkaca harç alınmasına yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, bakiye harcın da davacıdan tahsiline karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Taraf vekillerinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, istek halinde peşin harcın temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 06.06.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.