MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Tapu İptal-Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacılar vekili, davalılar ve dava dışı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacılar vekili, vekil edenlerinin yakın mirasbırakanı ... tarafından 15.12.1989 ve 14.12.1989 tarihli noterde düzenlenen satış vaadi sözleşmeleri ile davalılardan ... ve diğer davalıların mirasbırakanı Ümmü Taş’ ın paylarını satış vaadi sözleşmesi ile satın aldığını ileri sürerek tapu paylarının iptaliyle davacılar adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile dava konusu 1242 ve 1243 parsel sayılı taşınmazların davalılar adına olan tapusunun iptali ile davacılar adına tesciline karar verilmesi üzerine; hükmün esası davalılar, vekalet ücretine yönelik bölümü ise davacılar vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
1- Davalıların temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptal ve tescil davalarının kabulü için aranacak ilk husus sözleşmenin ifa olanağının bulunup bulunmadığıdır. Elbirliği ortaklığına (iştirak halinde mülkiyete) konu bir taşınmazda elbirliği ortaklarından birinin, miras payını, ortaklık dışı bir kişiye satmayı vaat etmesi halinde sözleşme bir taahhüt muamelesi olarak geçerlidir. Ancak elbirliği ortaklığı çözülünceye kadar sözleşmenin ifa olanağının varlığından söz edilemez. Fakat elbirliği ortaklığına dahil paydaşlar arasında gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi yapılmışsa iştirak bozulmamak kaydıyla satıcı elbirliği ortağının payının alıcı elbirliği ortağının payına ilave edilmek suretiyle satış vaadi sözleşmesinin ifa olanağı vardır.
Dava konusu 1242 ve 1243 parseller, 16.05.1969 tarihinde davalıların dip murisleri ... adına tescil edilmiş olup sonraki tarihlerde elbirliği mülkiyeti hükmüne tabi olarak davalılar ile bir kısım dava dışı mirasçılar adına kayıtlıdır. Davacılar ile yakın mirasbırakanları ..., mirasçılar dolayısıyla elbirliği malikleri arasında bulunmamaktadır. Dosya içeriğine, tapu kaydına, satış vaadi sözleşmesine göre; sözleşme tarihi itibariyle çekişme konusu taşınmazlar elbirliği mülkiyetine tabi olup az yukarıda da belirtildiği gibi bir kısım mirasçıların mirasçılık sıfatını kazanmamış olan 3. kişiye ( ...) satışı söz konusudur. Satış vaadi sözleşmesi sonucunda, satış vaadinde bulunanın vaad alacaklısına mülkiyeti devredebilmesi için, ifanın mümkün olması gerekir. Ne var ki, gerek satış vaadinde gerekse halen her iki tapu kaydında da davalılar ve dava dışı diğer mirasçılar arasında elbirliği mülkiyetine tabi olduğundan başka bir anlatımla, elbirliği hali çözülmediğinden 3. kişi durumundaki davacılara tapu intikali mümkün değildir. Satış vaadi sözleşmesine dayanılarak açılan davanın bu nedenle reddine karar verilmesi gerekirken, yerel mahkemece yanlışa düşülerek yazılı şekilde kabul kararı verilmesinde isabet görülmemiştir.
Biran için, davacıların ‘‘satış sözleşmesi’’ ne dayandıkları kabul edilse dahi az yukarıda da belirtildiği gibi davacı yan mirasçı olmayıp taşınmaz elbirliği mülkiyeti hükmüne tabi olduğundan TMK 677. maddesinin de somut olaya uygulanma yeri bulunmamaktadır.
2- ...’ ün temyiz itirazına gelince;
İlk derece mahkemesi kararını ancak davanın tarafı olan kişi temyiz edebilir. ... yargılamanın hiçbir aşamasında davacı olmadığı gibi davalı da gösterilmemiş olup, yerel mahkeme kararını temyiz etmekte taraf sıfatı olmadığından temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davalıların temyiz itirazları yukarıda (1) nolu bentte yazılı gerekçelerle yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ...’ün temyiz dilekçesinin yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle reddine, bozma nedenine göre davacılar vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 28.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.