MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: İtirazın Kaldırılması ve Tahliye
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı alacaklı 01.05.2014 başlangıç tarihli yazılı kira akdine dayanarak 12.09.2014 tarihinde haciz ve tahliye talepli olarak başlattığı icra takibi ile 20.06.2014 tarihli bakiye kira alacağı 7.411,50 USD, 20.07.2014 tarihli kira alacağı 50.000,00 USD kira alacağı, stopaj alacağı, damga vergisi, cezai şart alacağı, gecikme tazminatı ve işlemiş faizi ile birlikte toplam 182.332,50 TL’nin tahsilini talep etmiş, ödeme emri davalı borçlu kefiller şirket ve ...’a 24.09.2014 tarihinde tebliğ edilmiş, diğer borçlu davalı kiracı adına gönderilen tebligat bila tebliğ iade edilmiştir. Davalı borçlular vekili 30.09.2014 tarihli itiraz dilekçesinde, kendisine tebliğ yapılmayan müvekkili açısından da icra takibine itiraz ettiğini, iş bu dosyanın taraflarınca haricen öğrenildiğini, ödeme emrinin zorunlu şartları taşımadığını, icra takibine konu edilen cezai şart, damga vergisi, gecikme zammı ve stopaj bedeli ismi altındaki alacakların örnek 13 ödeme emrine konu edilmesinin mümkün olmadığını, bu alacak kalemlerinin faiz ve ferilerine de itiraz ettiklerini, müvekkili ...Tur. Tic. Ltd.Şti.nin kira parasına mahsuben 16.05.2014 tarihinde 50.000 TL, 08.07.2014 tarihinde 40.000 TL olmak üzere takip öncesinde 90.000 TL ödediğini, ancak müvekkilinin 29.09.2014 tarihinde 30.000 TL daha ödemek suretiyle toplamda 120.000 TL ödediğini, toplam borcun 44.180,60 USD olduğunu, müvekkillerinden kefil ... tarafından 19.10.2012 tarihinde alacaklı Nihal İnci adına ödenmemiş sermaye borcu ve borç bakiyesi toplamı olan 52.394,80 TL’sini ödediğini, bu bedelin faizi ile 64.179,63 TL (28.161,32 USD) olduğunu, bu 28.161,32 USD’ı takas ve mahsup ettiklerini ve borcun 28.161,32 USD’ına itiraz ettiklerini, sonuç olarak 16.018,70 USD dışındaki alacağa itiraz ettiğini bildirmiştir. Ödeme emrine davalı borçlular tarafından itiraz edilmesi üzerine, davacı alacaklı icra mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılması ve tahliye isteminde bulunmuştur.
Mahkemece, davalının 29/12/2014 havale tarihli dilekçesinde belirtmiş olduğu kira parası alacağı bakiyesinin müvekkillerden kefil ... tarafından alacaklı ... adına ödenmemiş sermaye borcu ve borç bakiyesi toplamı olarak ödenmiş olduğu şeklindeki mahsup savunmasının genel mahkemede ileri sürülebilir nitelikte olup, iş bu davada ödeme belgesi olarak kabul edilemeyeceği, davacı alacaklının icra takibine konu edilen cezai şartın genel mahkemede yargılanması gerektiğine ilişkin savunması cezai şartın örnek 13 takibi ile takibe konulamayacağından kabul edilmiş olmasına rağmen, stopaj bedeli ve damga vergisinin türü itibariyle örnek 13 takibiyle takibe konulabileceği ve gecikme zammının kira alacağına ilişkin bir faiz türü olması nedeniyle takibe konulabileceği anlaşıldığından bu yönlerden davalının itirazları yerinde görülmeyerek davanın kısmen kabulüne, cezai şart dışında takibe konulan alacaklar yönünden itirazın kaldırılmasına, kiralananın tahliyesine karar verilmiş, karar davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kira alacağının tahsili için başlatılan takibe itirazın kaldırılması ve tahliye istemine ilişkindir.
1-Davalı kefiller vekilinin temyiz itirazları yönünden;
Davada dayanılan ve hükme esas alınan 01.05.2014 başlangıç tarihli ve 6 ay süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki kira sözleşmesi 01.05.2014 tarihli olmakla, 6098 Sayılı TBK.nun yürürlüğe girmesinden sonra imzalanmıştır. Bu nedenle kefaletin şartlarının 6098 Sayılı Yasa hükümlerine göre belirlenmesi gerekir. TBK.nun kefalet sözleşmesinde şekil şartını düzenleyen 583.maddesi “Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.” hükmünü içermektedir. Taraflar arasındaki kira sözleşmesinde kefillerin sorumlu olduğu azami miktar ve kefalet tarihine ilişkin el yazısı ile yazılmış bir ibare bulunmamaktadır. Bu durumda TBK.nun 583.maddesinde belirtilen şekil şartlarına uyulmadan yapılan kefalet sözleşmesi geçersiz olduğundan, mahkemece davalı kefiller ... Tic. İth. Ltd. Şti. ve ... hakkındaki davanın bu nedenle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kefillar hakkındaki itirazın kaldırılması davasının kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
2-Davalı kiracının temyiz itirazlarına gelince;
İcra İflas Kanunu'nun 269. maddesi gereğince, ödeme emrinin tebliği üzerine, borçlu yedi gün içinde itiraz sebeplerini, İİK'nun 62. maddesi hükümleri dahilinde icra dairesine bildirmeye mecburdur. Davacı alacaklının 12.09.2014 tarihinde haciz ve tahliye istekli olarak başlatmış olduğu icra takibi nedeniyle, İcra Müdürlüğü’nce düzenlenen Örnek 13 ödeme emri davalı borçlu kiracı ...’a tebliğ edilemeden, takibi kendiliğinden öğrenmesi üzerine takibe itiraz edilmiştir. İcra takip dosyasında davalı borçlu ...’a usulüne uygun ödeme emri tebliğ işlemi yapılmadığından, yukarıda anılan maddedeki, davalı borçluya verilen süreler işlemez. Davalı borçluya usulüne uygun tahliye ihtarlı ödeme emri tebliğ edilmeden, ödeme ve itiraz süreleri de işlemeye başlamayacağından ve haricen öğrenmeye dayalı itiraz hukuki sonuç doğurmayacağından davacı alacaklı İcra Mahkemesinden itirazın kaldırılmasını ve tahliye isteyemez. Bu durumda mahkemece, davacının itirazın kaldırılması ve tahliye isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile itirazın kaldırılması ve tahliyeye kararı verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.na 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca kararın BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 30.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.