(2004 S. K. m. 96, 366)
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı alacaklı vekili ve davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı üçüncü kişi vekili, borçlu hakkında yapılan takipte, alacaklının talebi ile müvekkili şirketin adresinde haciz yapıldığını, borçlunun haczin yapıldığı adresle hiçbir ilgisinin bulunmadığını, borçlu şirket ile müvekkili şirketin adreslerinin farklı olduğunu, ikinci kez yapılan haciz sırasında haciz baskısı altında kabul anlamına gelmemek kaydıyla 24.500 TL ödeme yaptıklarını, istihkak iddialarının haciz zaptının 4 ve 5. sırasındaki menkullere ilişkin olduğunu belirterek, davanın kabulünü talep etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, borçlu ile davacı üçüncü kişinin ortakları arasında organik bağ bulunduğunu, haciz mahallinde borçluya ait evraklar olduğunu, taraflar arasında danışıklı iş yapıldığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, haciz zaptı ve bilirkişi raporu doğrultusunda, 26.09.2013 ve 22.10.2013 tarihlerinde haczedilen ... marka laptopun faturasının bulunduğu, ticari defterlerin usulüne uygun tutulduğu, sahibi lehine delil niteliği taşığı anlaşılmakla, sadece bu mahcuz mal yönünden davanın kısmen kabulüne, diğer mahcuz yönünden davanın reddine karar verilmiş, karar davacı üçüncü kişi vekili ve davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK.’nın 96. vd. maddelerine ilişkin istihkak iddiasına ilişkindir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacı üçüncü kişinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; davacı üçüncü kişi ile davalı borçlu şirkete ait ticaret sicil kayıtlarının tetkikinde, üçüncü kişi şirketin borcun doğumundan önce borçlu şirketin de kurucularından olan ... tarafından kurulduğu, ...’in yine borcun doğumundan önce hisselerini devrederek üçüncü kişi şirketteki ortaklığının sona erdiği, iki şirketin ana faaliyet konularının birbirinden farklı olduğu, haciz tarihinde haciz adresinin davacı üçüncü kişinin sicil adresi olduğu, haciz tutanağı münderecatına göre, önce evrak aramasında iki şirket arasında her hangi bir bağlantının olduğunun tespit edilemediğinin belirtildiği ve alacaklı vekilinin evrak araması talebi üzerine bilgisayarda borçlu adına evrak bulunduğunun zapta geçtiği, bu durumda sırf borçlu şirket ile üçüncü kişi şirketin ortaklarının kardeş olması ve bilgisayar kaydından elde edildiği anlaşılan evrakların İİK.’nın 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin borçlu lehine olduğunun kabulü için yeterli olmayacağından davanın tümden kabulüne karar vermek gerekirken yazılı gerekçe ile kısmen kabul kısmen red kararı verilmesi yerinde görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenler ile davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK'nin 366. ve HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca İİK'nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 31,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 23,00 TL'nin temyiz eden davalı alacaklıdan alınmasına, peşin harcın istek halinde temyiz eden davacı üçüncü kişiden alınmasına 05.02.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)