MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Değer Artış Payı Alacağı
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı ... vekili, dava dilekçesinde belirtilen taşınmaz nedeniyle mal rejiminin tasfiyesi ile alacak veya tescil isteğinde bulunmuştur.
Davalı ..., davanın reddini savunmuştur.
Mahkemenin davanın reddine dair ilk kararı, davacı vekilinin temyizi üzerine Dairenin 15.11.2012 tarih, 2012/2430 esas-2012/10539 karar sayılı kararı ile "...Somut olayda, tanık beyanları ve dosya kapsamından davalıya ait bulunan taşınmazın edinilmesine davacının 5 adet tek kıvrımlı, 1 adette Maraş burması tabir edilen 22 gram altın ile katkıda bulunduğu saptanmış olup, davacının kişisel malı ile davalının edinmiş olduğu mala katkıdan kaynaklanan değer artış payının bulunduğu kabul edilmelidir. Bu halde mahkemece öncelikle davacıdan talep ettiği alacak miktarını bildirmesi için süre verilmeli, verilen süre içinde alacak miktarının bildirilmesi halinde, davacının, davalının edinilmiş malına katkısında kullanıldığı saptanan altınların ağırlığı taraflardan ve tanıklardan sorularak bilirkişi vasıtası ile katkının yapıldığı 2002 yılındaki değeri belirlenmeli, davaya konu yapının arsa bedeli hariç olmak üzere katkı tarihindeki ve karar tarihine en yakın tarihteki değeri (yapının-binanın tasfiye anındaki değeri) belirlenerek, dosya hukukçu ve mali müşavir veya muhasebeci bilirkişilere tevdi edilerek, davacının katkı oranı ve değer artış payı alacağı hususunda Yargıtay denetimine açık gerekçeli rapor temin edilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik araştırma ve inceleme ile hüküm oluşturulması usul ve yasaya uygun değildir..." gereğine işaret edilerek bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davacının tapu iptal-tescil talebinin reddine, davacının katkı payına ilişkin talebinin kabulü ile, 63.000-TL'nin davalıdan tahsiline, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilâmında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu dairesinde hüküm tesis edildiğine göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece hükme esas alınan 26.06.2015 havale tarihli bilirkişi raporundan hareketle taleple bağlı kalınarak 63.000-TL alacağa hükmedilmişse de; bu görüşe katılma olanağı bulunmamaktadır. Şöyle ki; bozma kararına uyulmakla, bozma kararı lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak doğar ve mahkemece de bozma kararı doğrultusunda karar verilmesi gerekir. (9.5.1960 gün ve 21/9 sayılı İBK.) Mahkemece uyulmasına karar verilen bozma ilamında; tanık beyanları ve dosya kapsamından davalıya ait taşınmazın edinilmesinde davacının 5 adet kıvrımlı, 1 adet de Maraş Burması tabir edilen 22 gram altın ile katkıda bulunduğunun saptandığı belirtilerek, mahkemece bu altınların ağırlığının taraflardan ve tanıklardan sorularak bilirkişi vasıtası ile katkının yapıldığı 2002 yılındaki değerinin belirlenmesi, dava konusu yapının arsa bedeli hariç olmak üzere katkı tarihindeki ve karar tarihine en yakın tarihteki değeri belirlenerek, davacının katkı oranı ve değer artış payı alacağı hususunda gerekçeli rapor temin edilmesi gerektiği belirtilmiş olmasına rağmen, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda bozma ilamında belirtilen şekilde hesaplama yapılmadığı anlaşılmaktadır. Zira hükme esas alınan söz konusu bilirkişi raporunda, davacıya ait kişisel mal niletiğindeki ziynetlerin güncel değeri hesaplanarak bu değerin davaya konu yapının 2014 yılı değeri olarak belirlenen değerden düşülmesinden sonra kalan miktarın ikiye bölünmesi suretiyle bir alacak hesabı yapıldığı görülmektedir. Ne var ki, bu değerlendirme ve hesaplama yöntemi uyulmasına karar verilen bozma ilamına, usul ve yasaya aykırı olmuştur.
Değer artış payı alacağı; eşlerden birinin diğerine ait malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun karşılık almaksızın esaslı katkıda bulunması durumunda, tasfiye sırasında bu malda meydana gelebilecek değer artışı için katkısı oranında sahip olduğu alacak hakkıdır (4721 sayılı TMK 227 m). Denkleştirme (TMK 230 m) hariç, tasfiyeye konu malvarlığında katkı tarihine göre değer kaybı söz konusu ise, katkının başlangıçtaki değeri esas alınır (TMK 227/1 m). Böyle bir malın daha önceden elden çıkarılmış olması halinde hakim, diğer eşe ödenecek alacak miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler (TMK 227/2 m). Değer artış payı alacağı talep edebilmek için, parasal ya da para ile ölçülebilen maddi veya hizmet değeriyle katkıda bulunulmalıdır.
Değer artış payı alacak miktarı hesaplanırken, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan malın, bu tarihteki durumuna göre, ancak tasfiye tarihindeki sürüm(rayiç) değeri esas alınır (TMK 227/1, 228/1, 232 ve 235/1 m.). Yargıtay uygulamalarına göre, tasfiye tarihi karar tarihidir.
Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylı mülkiyetinde sayılır. Bir eşin bütün malları aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal olarak kabul edilir (TMK 222 m).
Yukarıdaki değer tespiti, belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi gerek görülürse konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden de yardım alınmalıdır.
Mahkemece, uyulmasına karar verilen bozma ilamında belirtildiği şekilde davacıya ait kişisel mal niteliğindeki ziynetlerin katkının yapıldığı 2002 yılındaki değeri üzerinden davacının katkı oranı ve değer artış payı alacağı hususunda tarafların ve Yargıtay'ın denetimine açık gerekçeli rapor alındıktan sonra tarafların kazanılmış hakları da gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken, uyulmasına karar verilen bozma ilamı ile usul ve yasaya uygun değerlendirme ve hesaplama içermeyen bilirkişi raporuna göre davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda (2) nolu bentte yazılı nedenlerle kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1) nolu bentte yazılı nedenlerle reddine, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 23.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy