MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili; tapu malikleri arasında 1977 yılında yapılan taksim neticesinde dava konusu 198, 1942, 2260, 2394, 2680 ve 4098 sayılı taşınmazların vekil edenine bırakıldığını, taşınmazların 1977 yılından bu yana vekil edeni tarafından malik sıfatıyla kullanıldığını ileri sürerek davaya konu taşınmazların tapu kayıtlarının iptaliyle vekil edeni adına kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılardan ..., ..., ... ve ..., yapılan rızai taksim sözleşmesini kabul ettiklerini ancak açılan davanın reddine karar verilmesini savunduklarını bildirmişler, davalı ... vekili de davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, terekenin tamamının veya bir kısmının üzerinde mirasçılar arasında miras payının devri konusundaki sözleşmelerde yazılı şekil geçerlilik koşulu olduğundan ve Yargıtay’a göre, yazılı belgenin bulunmaması durumunda davalıların maddi olguyu doğrulaması sonuca etkili olmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; TMK'nın 676. maddesinde düzenlenen miras taksim sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil davasıdır.
Kural olarak, tapu iptali ve tescil davalarında kayıt maliki olan tüm kişiler aleyhine, kayıt maliki ölmüş ise mirasçılarına husumet yöneltilmesi gereklidir. Davalı safında gösterilen tapu malikleri ölü iseler, mirasçılık belgesi alınmadan tapu malikleri veya mirasçıları davaya katılmadan davanın görülmesi mümkün değildir.
Dosya kapsamı ve toplanan delillerden; dava konusu 198, 1942, 2260, 2394, 2680 ve 4098 parsel sayılı taşınmazların davacı, davalı ... (...), davalı ... (...) ve davalılar ..., ... ve ...'ın mirasbırakanları olan
... adlarına 1/4'er hisse ile kayıtlı oldukları sabittir. Dairenin 19.09.2017 tarih 2015/8688 Esas, 2017/11000 Karar sayılı geri çevirme kararından sonra dosya arasına alınan ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2018/148 Esas, 2018/133 Karar sayılı tapu kayıt maliklerinden ... mirasçılarını gösterir ilamda, ... 22.09.2007 tarihinde öldüğü, mirasının ..., ..., ... ... ve ... ... kaldığının belirtildiği, eldeki davada kayıt malikinin mirasçıları oldukları anlaşılan ... ve ... husumet yöneltilmediği, bunun yanı sıra yine az yukarıda zikredilen geri çevirme kararından sonra dosya arasına alınan ... . Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2014/185 Esas, 2015/187 Karar sayılı ilam ile kayıt maliki ... kendisinden sonra 29.07.2008 tarihinde ölen oğlu ... mirasçılarının ..., ..., ... ve ... olarak belirlendiği, bu haliyle her iki mirasçılık belgeleri arasında çelişki bulunduğu görülmüştür.
Hal böyle olunca, Mahkemece dava konusu taşınmazlarda kayıt maliklerinden olan ...'ın bütün mirasçılarının davada yer almadığı görüldüğünden, mirasçılarının kesin bir biçimde saptanabilmesi için hasımlı veraset belgesinin alınıp dosyaya konulması için taraflara süre ve imkan tanınması, mirasçılık belgesine göre belirlenecek tüm mirasçılarının davada yer almasının sağlanması, pasif husumet ehliyeti tamamlandıktan sonra tarafların sunmaları halinde iddia ve savunmalarına ilişkin tüm deliller toplanıp değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu husus gözetilmeksizin davanın esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 28.06.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy