MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: İtirazın Kaldırılması ve Tahliye
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Dava itirazın kaldırılması ve tahliye istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne her iki borçlu yönünden itirazların kaldırılmasına, davalı şirket yönünden tahliye talebinin konusuz kalması sebebi ile karar verilmesine yer olmadığına, davalı kefil yönünden tahliye talebinin husumet yokluğundan reddine karar verilmiş, karar davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
1-) Davalı vekilinin borçlu şirket yönünden temyiz itirazlarının incelenmesinde; davacı vekili 01.01.2015 başlangıç tarihli bir yıl süreli yazılı kira sözleşmesine dayanarak 22.06.2015 tarihinde başlattığı icra takibi ile 2015 yılı ocak ila aralık ayları arası 12 aylık kira bedelinin tahsili ile tahliye talebinde bulunmuştur. Borçlu şirkete gönderilen ödeme emrinin şirketin taşındığı gerekçesi ile iade edildiği anlaşılmıştır. İİK.nun 269. maddesi gereği ödeme ve itiraz süresi ödeme emrinin tebliğ tarihinden itibaren işlemeye başlar. Davalı borçlu kiracıya usulüne uygun yapılan bir tebligat olmadığından, yedi günlük itiraz ve otuz günlük ödeme süresi de başlamamıştır. Davalı kiracının icra takibini haricen öğrenip icra dosyasına itirazda bulunması hukuki sonuç doğurmaz. Bu durumda mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabul kararı verilmesi doğru görülmemiştir.
2- ) Davalı vekilinin davalı kefil yönünden temyiz itirazlarının incelenmesinde; davalı ... takipte ve davada dayanılan 01.01.2015 başlangıç tarihli ve 1 yıl süreli kira sözleşmesini kefil olarak imzalamışlardır. Taraflar arasındaki kira sözleşmesi 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra düzenlenmiştir. Bu nedenle kefaletin şartlarının 6098 Sayılı Yasa hükümlerine göre belirlenmesi gerekir. TBK.nun kefalet sözleşmesinde şekil şartını düzenleyen 583.maddesi “Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.” hükmünü içermektedir. Taraflar arasındaki kira sözleşmesinde kefilin sorumlu olduğu azami miktar ve kefalet tarihine ilişkin el yazısı ile yazılmış bir ibare bulunmamaktadır. Bu durumda TBK.nun 583.maddesinde belirtilen şekil şartlarına uyulmadan yapılan kefalet sözleşmesi geçersiz olduğundan, mahkemece davalı ... hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Açıklanan nedenler davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, Mahkeme kararının İİK'nun 366/3. maddesi ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA.., taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 25.06.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.