MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İtirazın Kaldırılması ve Tahliye
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı alacaklı 05.06.2005 başlangıç tarihli yazılı kira akdine dayanarak 05.05.2015 tarihinde haciz ve tahliye talepli olarak başlattığı icra takibi ile 2007 yılı 9. ayından 12. aya kadar, 2008 yılı 12.ayı, 2009 yılı 2, 3, 4, 5, 6, 7.aylar, 2010 yılı 12 ay, 2011 yılı 1.aydan 10.aya kadar ve 2015 yılı 1, 2, 3, 4.aylar kira alacağı 24.012,94 TL, 18.162,88 TL gecikme zammı olmak üzere toplam 42.175,82 TL’nin tahsilini talep etmiş, ödeme emri davalı borçluya 09.06.2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı borçlu 15.06.2015 tarihli itiraz dilekçesinde, adına çıkarılmış olan borç listesinin asılsız olduğunu, kendisinin belediyeye herhangi bir borcu olmadığını, icra takibinin durdurulmasını talep ettiğini bildirerek takibe itiraz etmiştir. Ödeme emrine davalı borçlu tarafından itiraz edilmesi üzerine, davacı alacaklı icra mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılması ve tahliye isteminde bulunmuştur.
Mahkemece, her ne kadar davalı borçlu hakkında kira sözleşmesine dayanılarak itirazın kaldırılması ve tahliye talep edilmiş ise de ... . İcra Müdürlüğünün 2015/5442 esas sayılı dosyasında 2007 yılı 9. ayından 12. aya kadar, 2008 yılı, 2009 yılı, 2011 yılı ve 2015 yılının muhtelif aylarına ait kira talep edilmiş ise de borçlu tarafından ilgili dönemlere ait ödemelerin yapıldığı ve buna ilişkin makbuzların dosyaya ibraz edildiği, kaldı ki davacı alacaklı tarafından takip talebinde 2007 yılı 9. ayından 12. aya kadar, 2008 yılı, 2009 yılı, 2011 yılı ve 2015 yılının muhtelif aylarına ilişkin kira ücretlerinin istenip ara dönemdeki kira ücretlerinin talep edilmemesinin harici tahsile karine oluşturacağı, geçmiş ayların kira ücretlerinin istenmesinin TMK 2. md. anlamında hakkın kötüye kullanılması oluşturacağı, davacının ara dönemlere ilişkin harici tahsilleri kendi inisiyatifine göre mahsup edip, takibe konu kira alacak dönemlerini somutlaştırmayıp resen belirlemesi karşısında temerrüt olgusunun sabit olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kira alacağının tahsili için başlatılan takibe itirazın kaldırılması ve tahliye istemlerine ilişkindir.
Takipte dayanılan ve karara esas alınan 05.06.2005 başlangıç tarihli 3 yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı alacaklı tarafından 05.05.2015 tarihinde başlatılan icra takibi ile 2007 ila 2015 yılları arası muhtelif aylar açıklamaları yapılmak suretiyle takibe konu edilmiştir. Davalı borçlu cevap dilekçesinde, takibe konu dönem kira paralarını ödediğini ileri sürerek dosyaya ödemeye dair banka dekontları sunmuştur. Bu ödeme dekontları takibe konu döneme ilişkin olmamakla birlikte, dava tarihinden sonra 28.09.2015 tarihinde 4.800,00 TL ödeme yapılmış olup, davacı alacaklı tarafça da icra takibi ile talep edilen kira borçlarından 2015 yılı 1, 2, 3 ve 4.aylar kira bedellerinin ödendiği kabul edilmiştir. Kira parasının ödendiğine dair kiralayan tarafından kiracıya verilen yazılı belge, Borçlar Kanunu'nun 88, yeni Türk Borçlar Kanunu'nun 104.maddesi uyarınca bundan evvelki kira paralarının ödendiği hususunda kanuni bir karine teşkil eder. Ancak ödemelerin banka hesabına yatırıldığı iddia edilmekte ise de, bankaya yatırılan miktarlar yönünden düzenlenen banka dekontları TBK.nun 104. (BK.88.) maddesi anlamında bir makbuz sayılamaz. Olayımızda da; davalı tarafça kiraların ödendiğine ilişkin dosyaya sunulan ödeme belgeleri, banka ödeme dekontlarıdır. Dolayısıyla ibraz edilen ödeme dekontları TBK.nun 104. (BK.nun 88.) maddesi anlamında makbuz sayılmadığından önceki dönemlere ait edimlerin de ifa edildiğine karine teşkil edecek nitelikte değillerdir. Hal böyle olunca alacaklının ödenmediğini iddia ettiği ve eksik ödeme sayılan kira alacaklarını istemesinde bir usulsüzlük yoktur. Davalı borçlu kira bedelinin ödendiğini veya sair bir sebeple istenemeyeceğini İİK.'nun 269/c maddesinde belirtilen makbuz ve belgelerden biri ile kanıtlayamadığına göre, davadan sonra yapılan davacı tarafça da ödendiği kabul edilen 2015 yılı 1, 2, 3 ve 4.aylar kira bedelleri gözönünde bulundurularak mahkemece sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bankaya yapılan ödemeler makbuz hükmünde kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen Geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca kararın BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 27.06.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy