MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Tapu İptali ve Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı ... ve katılma yollu olarak davalı Maliye hazinesini izafeten ... Mal Müdürlüğü tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR
Davacı ... vekili, dava konusu 360 parsel sayılı taşınmazda kimliği belirsiz olan ... adına kayıtlı 5471/184320 hisseyi davacının, 20 yıldan fazladır nizasız fasılasız malik sıfatıyla kullandığını sicilde baba adı, soyadı gibi bilgilerin bulunmadığını, malikin kim olduğunun bilinmediğini olağanüstü zamanaşımı yoluyla iktisap şartlarının oluştuğundan bahisle ... adına olan tapunun iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir.
Davalı Hazine vekili; davanın hazineye karşı değil kayyıma karşı yöneltilmesi gerektiğini, zilyetlikle kazanım koşullarının oluşmadığını, tapu maliki ...’ın kanunun aradığı anlamda bilinmeyen kişi olmadığını, davanın reddini savunmuştur.
Kayyım vekili; tapu maliki ...’ın kanunun aradığı anlamda bilinmeyen kişi olmadığını ayrıca ...’ın hissesine düşen kısmın kullanımı için ecrimisil tahakkuk ettirildiğini, davacı tarafından ödeme yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; tüm dosya kapsamına göre davacının dava konusu taşınmazı Kayyımlıkla İdare Edilen Taşınmazın Tespit Tutanağında belirtildiği üzere şagil sıfatıyla kullanarak taşınmazı kullanımı nedeniyle Kullanım Bedeli Kıymet Takdir Kararına göre takdir edilen kullanım bedelinin davacı tarafından yatırıldığı, böylelikle davacının taşınmazda zilyet olduğundan bahsedilemeyeceği, bu durumun taşınmaza ecrimisil ödeyen davacının kabulünde olduğu, TMK.'nIn 713. Maddesine göre zilyetlikle ilgili koşulların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm ; davacı vekili ile katılma yoluyla davalı Hazine vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dava; kazanmayı sağlayan zilyetlik ve TMK.nın 713/2. fıkrasında düzenlenen “...maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan...” hukuki sebebine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Kural olarak, tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın olağanüstü zamanaşımı yoluyla iktisabı mümkün değildir. Ancak kanunun açıkça izin verdiği ayrık durumlarda tapulu bir yerin veya bir payın koşulları oluştuğu takdirde olağanüstü zamanaşımı yoluyla kazanılması mümkün olabilir. Kanunda düzenlenen ayrık hallerden biri de, TMK.nın 713/2.maddesindeki düzenlemedir. Anılan maddede “aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılmayan veya 20 yıl önce hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir” denilmiştir.
Kanundaki “…Maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan…” düzenlemesinden; tapu kaydının hukuki durumunun açık olmaması, Yargıtay İçtihatlarına göre, tapu kütüğündeki bilgi ve belgelerden genel olarak gerekli dikkati gösteren kişilerin malikin kim olduğunu anlayamayacağı haller amaçlanmıştır. Tapu kütüğündeki malik sütununun boş ve açık bırakılması, malik adının müphem ve yetersiz gösterilmesi, böyle bir kişinin hiç yaşamamış ve kaydının herhangi bir yerde bulunmaması, malik adının silinmiş ve yenisinin yazılmamış olması gibi hallerde malikin tapu kütüğünden anlaşılamadığı sonucuna varılabilir(Yargıtay HGK.nun 10.4.1991 tarih 1991/8-51 Esas, 194 Karar ve 15.04.2011 tarih 2011/8-111 Esas, 2011/180 Karar sayılı ilamları) . Soyut ve nam-ı mevhum(sanal, mevcut olmayan hayali kişi) bir kişi adına sicil oluşturulmuş olması halinde de, maliki tapu sicilinden anlaşılamayan kişiden söz edilebilir
Kayıt malikinin, tanınmıyor, hatırlanmıyor olması, adresinin tespit edilememesi, tebligat yapılamaması, uzun yıllar önce taşınmış ya da ölmüş olması, mirasçılarının belirlenememesi gibi hususlar o kişinin tapu kütüğünde maliki bilinmeyen kişi olarak nitelendirilmesini gerektirmez. Yine, tapu sicili ekindeki kadastro tutanağı, tedavül(el değiştirme) ve bunlara esas kayıt ve belgelerden tapu malikine ilişkin bilginin mevcut olması durumunda da bilinmeyen kişi olarak kabul edilmez.
Somut olaya gelince; dosya içerisinde mevcut olan tapu kaydı incelendiğinde dava konusu 360 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespiti, davalı veya Komisyonda itirazlı yerlerin tescili yoluyla 27.09.1979 tarihinde 5471/184320 hisse ile ... adına tescil edildiği tespit edilmiştir. Tapu kaydına istinaden dosya arasına alınan ... Tapulama Mahkemesinin 1973/25 esas ve 1975/31 karar sayılı dosyası incelendiğinde dava konusu ... köyü hudutlarında bulunan 360 parsel ile dava dışı bir takım parsellerin geldisi olan T. evvel 315 tarih 163 nolu tapu kaydına ve bu tapu kaydının tedavüllerine istinaden tespitlerin yapıldığı süresi içerisinde itiraz edildiği ve itiraz üzerine komisyonca verilen kararın iptalinin istenildiği anlaşılmıştır. Mahkemece 360 ila 367 parsel numaralı yerlerin geldisi T. evvel 315 tarih 163 tapu kaydına istinaden tespit yapıldığı davacılarca hisse miktarlarında yanlışlık yapıldığı ileri sürüldüğünden kayıtlar üzerinde bilirkişi tahkikatı yaptırıldığı, bu bilirkişi raporuna göre 1973/70 esas sayılı dava dosyasında alınan bilirkişi raporu hükme esas alınarak bu rapora göre; dayanak olan 315 tarih 163 nolu tapu kaydının bütün tedavüllerinin incelenmesinde taşınmaz hissedarlarının, hisse miktarlarının ve hisse miktarına karşılık gelen m2 nin cetvel halinde gösterildiği, bu cetvelde 5471 hisse ile ... hissesi ve başkaca şahıslar adına hisselerin bulunduğunun tespit edildiği, rapora taraflarca itiraz edilmediği belirtilmek suretiyle 360 parsel numaralı taşınmazın tapu kaydının tedavülleri de nazara alınmak suretiyle bilirkişi raporunda belirtildiği şekliyle tamamı 184320 olan hissenin 5471 hissesinin ... adına ait olmak üzere komisyon kararının iptaline tapuya bu şekliyle tesciline karar verilmiş olup temyiz edilmediğinden hüküm 27.09.1979 tarihinde kesinleşmiştir. Yine kayyım atama dosyasında, Jandarma tarafından 16.11.2006 tarihinde tutulan tutanakta ... Köyünde bulunan ve hisse sahibi olan ...’ın yaklaşık 80-90 yıl önce vefat ettiği belirtilmiştir.
Tüm bu açıklamalar ışığında; tapu kaydı, kadastro tutanakları, komisyon kararı, ... Tapulama Mahkemesinin 1973/ 25 esas ve 1975/31 karar sayılı dosyası ile hükmü ve bu dosyanın dayanağı bilirkişi raporu, kadastro tutanağının ve bilirkişi raporunun dayanağı olan 365 tarih 163 nolu tapu kaydı, kayyım atama dosyasındaki belgeler ile dosya kapsamına göre, tapu maliklerinden ...’ın bilinen kişi olduğunun kabulü gerekir. Mahkemece, az yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemişse de red kararı sonucu itibariyle doğru görülmüş olup ayrıca bozmayı gerektirmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan gerekçelerle davacı vekilinin ve davalı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle , sonucu itibariyle doğru görülen yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK ‘nın Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK ‘un 428. maddesi uyarınca ONANMASINA, taraflarca HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 27,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 8,20 TL'nin temyiz edenden alınmasına, 25.06.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.