MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Tapu İptali ve Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, vekil edeninin, davaya konu edilen 1222 ada 5, 6, 10 ve 11 parsel sayılı taşınmazlarda 30 yılı aşkın süredir zilyet olduğunu, zilyetliğin devri sözleşmesi ile satın aldığı taşınmazlardan 10 nolu parsel üzerine 1984 yılında ev yaptığını, ... Belediye Başkanlığı tarafından, davaya konu edilen alanlarda imar işlemi yapıldığını ve ilgisiz kişiler adına tapuların tescil edildiğini açıklayarak, tapu kayıtlarının iptali ile vekil edeni adına tapuya kayıt ve tesciline, olmadığı takdirde temliken tescil talebinin kabulü ile 10 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılardan Ümmügülsüm Arıcı vekili, taşınmazı önceki malikinden bedel ödeyerek satın aldığını, kaldı ki tapuda kayıtlı taşınmazların satışının resmi şekilde yapılması gerektiğini beyanla davanın reddini savunmuş, davalılardan ... vekili, vekil edenine husumet yükletilemeyeceğini beyanla davanın reddini savunmuş, davalılardan ... ise, dava konusu parsellerin ... Belediyesi tarafından yapılan imar işlemleri sonucunda tahsis ile oluştuğunu, idari işlemin geçersizliğini ortaya koymadan açılan davanın reddi gerektiğini beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, “Davaya konu yerin tapuda kayıtlı olduğu, zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığı, temliken tescil açısından ise, yapıdaki evin son derece eski olduğu ve taşınmazdan daha değerli olmadığı” gerekçeleri ile, “Davacının asıl talebinin ve temliken tescil talebinin REDDİNE” karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dava, haricen satınalma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı tapu iptali ve tescil, olmaz ise temliken tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, her ne kadar yazılı gerekçeler ile davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli değildir.
Şöyle ki;
Davacı taraf, talebini, haricen satın almaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayandırmıştır. Mahkemece, davacı tarafın talebinin değerlendirilebilmesi için, davaya konu edilen taşınmazların, ilk tesis tarihinden itibaren, hangi parsel kapsamında kaldığı ve satış tarihinde tapulu olup olmadığı, davacının dayandığı 3.12.1984 tarihli satış senedinin dava konusu parselleri kapsayıp kapsamadığı ve taşınmazların ne şekilde tedavül gördüğü hususlarının duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespiti gerekir. Ne var ki, mahkeme tarafından bu hususlar araştırılmadığı gibi, eksikten getirtilen kayıtlar ile davaya konu edilen taşınmazların tapu kayıtları arasında da irtibat kurulamamaktadır.
Hal böyle olunca, Mahkemece; dava konusu taşınmazların bulunduğu yerde, yerel, teknik ve ... bilirkişileri aracılığı keşif yapılmak ve taraf tanıkları keşif mahallinde dinlenmek suretiyle, davaya konu edilen 5,6,10 ve 11 nolu parsellerin ilk tesis tarihlerinden itibaren hangi parseller kapsamında kaldığının, davacı yanın dayandığı 3.12.1984 tarihli satış senedinin dava konusu parselleri kapsayıp kapsamadığının, satış tarihi itibariyle taşınmazların tapulu olup olmadığının, davacının zilyetliğinin ne şekilde başladığının ve sürdürüldüğünün tespiti ile, toplanmış ve toplanacak delillere göre bir karar verilmesi, kabule göre de, 5 parsel sayılı taşınmazda davalı ... dışında başkaca kayıt maliklerinin de bulunduğu anlaşılmakla, davacı tarafa, talebini neden sadece ...'e yönelttiğinin açıklattırılarak, taraf teşkilinin denetlenmesi gerekir iken, eksik araştırma ve inceleme ile ret kararı verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 04.07.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.