MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Tapu İptali ve Tescil, Alacak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın davalı ... Belediye Başkanlığı yönünden hüküm tertibine yer olmadığına, diğer davalılar yönünden davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi bir kısım davalılar vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 20.03.2018 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden ... ve müşterekleri vekili Avukat ... geldi. Karşı taraftan gelen olmadı.Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosyanın incelenmesi sonucu görülen eksikliklerin ikmali için dosyanın mahal mahkemesine iadesine karar verilmesini takiben eksiklik tamamlanmış olmakla dosya yeniden incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar vekili; davalıların murisi ... adına kayıtlı bulunan dava konusu 752 parsel sayılı taşınmazın TMK'nın 713/2. fıkrası uyarınca malikinin 20 yıl önce ölmüş olması nedeniyle hukuki değerini yitirdiği gerekçesiyle iptali ile vekil edenleri adına miras payları oranında tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir. 20/01/2010 havale tarihli dilekçesi ile; davayı bedele dönüştürdüklerini belirterek, 752 parsel sayılı taşınmazı ifrazı sonucu oluşan, 214 ada 4 parsel sayılı taşınmazın 864,52 metrekarelik, 752 parsel sayılı taşınmazın 317,07 metrekarelik ve 219 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 119,30 metrekarelik bölümlerinin değerlerinin keşfen saptanmasına, belirlenecek değerlerin davanın açıldığı tarihten geçerli yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 23/10/2012 havale tarihli dilekçesi ile de, dava konusu taşınmazların keşfen belirlenen değerleri üzerinden toplam 139.299,08 TL üzerinden davasını ıslah etmiştir.,
Dahili davalı Belediye Başkanlığı vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalılar vekilleri davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece, önceki bozmalar uyarınca, 20.03.2013 tarih, 2012/348 Esas ve 2013/91 Karar sayılı karar ile, davalı ... Belediye Başkanlığı aleyhine açılan davanın reddine, diğer davalılar bakımından açılan davanın kısmen kabulü ile 10.000,00 TL’nin ıslah tarihi olan 07/01/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen alınarak miras hisseleri oranında davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmesi üzerine, hüküm davacılar vekili ve bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmiş, Daire'nin 30.05.2014 tarihli ve 2013/17746 Esas, 2014/11176 Karar sayılı ilamı ile 23.10.2012 tarihli dilekçenin geçerli bir ıslah dilekçesi olduğu gözetilerek işin esası ve istek miktarı gözetilerek değerlendirme yapılıp bu konuda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, bozma sonrası verilen dilekçenin ıslah niteliğinde bulunmadığı gerekçesiyle sadece harç değeri üzerinden hüküm kurulmuş olması yerinde görülmediği gerekçesi ile bozulmuştur. Mahkemece yeniden yapılan yargılama sonucunda, davalı ... Belediye Başkanlığı hakkında verilen karar Yargıtayca onanmış ve usulen kesinleşmiş olmakla bu davalı açısından yeniden hüküm tertibine yer olmadığına,diğer davalılar yönünden açılan davanın kabulü ile 139.299,08 TL'nin ıslah tarihi olan 23/10/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte (... Büyükşehir Belediyesi dışındaki) davalılardan müteselsilen alınarak miras hisseleri oranında davacılara verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1) Davalılar ..., ... ve ...'ya gerekçeli karar tebligatı 02/02/2016 ve 04/02/2016 tarihinde yapılmış, bu davalılar vekil aracılığı ile 31/03/2016 tarihinde hükmü ek temyiz dilekçesi ile temyiz etmişlerdir. Bu durumda, 15 günlük yasal temyiz süresi geçmiş bulunduğundan 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 432/4.maddesi ve Yüksek Yargıtay Büyük Genel Kurulu'nun 01.06.1990 tarih ve 3/4 sayılı İnançları Birleştirme Kararı uyarınca davalılar ..., ... ve ...'nın temyiz dilekçesinin süreden REDDİNE,
2) Davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... vekilinin temyiz itirazlarına gelince,
Dava, 209 ada 1 sayılı parsel bakımından TMK'nın 713/2. fıkrasında yer alan maliki 20 yıl önce ölmüş bulunan ve bu nedenle tapu kütüğünün hukuki değerini yitirdiği gerekçesiyle TMK'nın 713/1 ve 2. fıkraları gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil, taşınmazın bir kısmının imar uygulaması sonucu dahili davalı belediye adına 214 ada 4 sayılı parsel ile tapu kaydının oluştuğu ve kamulaştırıldığı gerekçesiyle belediye aleyhine açılan tapu iptali ve tescil davası olup, davacılar vekili daha sonra 10.12.2009 ve 23.10.2012 tarihli dilekçeleriyle iptal ve tescil isteğini bedele dönüştürmesi sebebiyle iptali istenen taşınmazların bedelinin hüküm altına alınması isteğine ilişkindir.
Tüm dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu parselin esasının tapulamanın 752 sayılı parseli olup söz konusu taşınmazın 28.11.1955 tarihinde tapuya 1.800,00 m2 olarak tescil edildiği, mahmece yapılan keşif sonrası alınan bilirkişi kurulu raporuna göre dava konusu taşınmazın 19/09/2006 tarihinde 1.482,93 m2 lik kısmının şuyulandırma işlemine girdiği, 498,85 m2 kısımda DOP kesintisi yapıldığı, 317,07 m2 lik kısmın ise 752 kadastral parsel olarak kaldığı, imar uygulamasına giren kısımdan yapılan DOP kesintisi sonrasında kalan 984,24 m2 alanlık kısmın 864,24 m2 lik kısmı 214 ada 4 parsel numarasını aldığı ve daha sonra ... Büyükşehir Belediyesin'ce mezarlık alanı olarak kamulaştırıldığı,119,30 m2 lik kısmın ise 209 ada 1 parsel sayılı taşınmazın içine dahil edildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda, mahkemece yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, dava konusu taşınmazdan DOP ile kesilen 498,85 m2 nin değeri de alacak hesabına katılarak davacılar lehine 139,298,08 TL alacağa hükmedilmiş ise de, dava konusu taşınmazın
yüzölçümündeki azalma davalının kusuru olmaksızın imar uygulaması sonucu gerçekleşmiştir. Bu nedenle DOP ile kesilen 498,85 m2 lik kısmına ilişkin değerin de alacak hesabına katılması doğru görülmemiş olup usuli müktesep haklar gözetilerek, davalılar ..., ..., ..., ..., ... , ..., ..., ..., ... ve ... yönünden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan kararın (2) sayılı bentte açıklanan nedenle 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davalılar ..., ... ve ... vekilinin temyiz itirazlarının (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle SÜREDEN REDDİNE, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 1.630,00 TL Avukatlık Ücreti'nin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan bir kısım davalılara verilmesine,
taraflarca HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 26/06/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.