MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi Ve Yıkım
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün Asli Müdahil vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Dava, kişiler arasında görülen çaplı taşınmaza el atmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil isteklerine ilişkin olup; ... de aynı isteklerle davaya müdahale etmiştir.
Mahkemece 29/04/2011 tarih 2011/364 Esas 2011/202 karar sayılı ilamla elatmanın önlenmesi talebinin kabulüne, 1.500 TL ecrimisil bedelinin dava tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalılardan alınarak davacıya verilmesine, asli müdahil ... yönünden ecrimisil bedeli hususunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, Yargıtay 1. HD 2011/11847 Esas 2012/1940 Karar sayılı ilamı ile “...belirlenen ecrimisilin tüm paydaşların payına karşılık gelen miktar olup olmadığının açıklığa kavuşturulması, ondan sonra Hazinenin ecrimisil isteği bakımından hüküm kurulması; ayrıca, Hazinenin yıkım isteği hakkında da olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.” gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne, elatmanın önlenmesine ilişkin daha önce karar verildiğinden karar verilmesine yer olmadığına, 1.500,00 TL ecrimisil bedelinin 750,00 TL'sinin tapuda ½ pay sahibi olan davacılara; 750,00 TL'sinin ise yine tapuya göre ½ hak sahibi olan asli müdahil Maliye Hazinesine dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsili ile ödenmesine karar verilmiş, ... vekili yıkım isteği yönünden karar verilmediği gerekçesiyle kararı temyiz etmiştir.
Bilindiği üzere ve kural olarak bozma ilamına uyulmakla davanın tarafları için lehte ve aleyhte usuli kazanılmış hak doğar. Her ne kadar usuli kazanılmış hak usul hukukunda açık bir biçimde düzenlenmemiş ise de, Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararlarıyla usuli kazanılmış hakkın varlığı uygulamada kabul edilmiştir. (04.02.1959 gün ve 13/5 YİBK ile 09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK). Bu hak mahkemelerce ve Yargıtay'ca ihlal edilemeyeceği gibi uyulan bozma ilamı çerçevesinde karar verilmesi zorunludur.
Ne var ki; Mahkemece, Dairemizin yukarıda bahsi geçen bozma ilamına uyulduğu belirtildiği halde bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmeden hüküm kurulduğu belirlenmiştir. Hal böyle olunca; Mahkemece Hazinenin yıkım isteği hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: ... vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerden ötürü yerindedir. Kabulü ile, hükmün 6100 sayılı Kanun'un 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nin 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 17.09.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy