MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece verilen davanın kabulüne dair kararın davacı 3. kişi vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemiz'in 05.11.2015 gün ve 2015/15623 Esas, 2015/19774 Karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilmişti. Davacı 3. Kişi vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı 3. kişi vekili, 18/12/2012 tarihinde, müvekkili şirketin şubesi olarak işletilen "... Cad N:40 ... " adresinde haciz yapıldığını, işyerinin borçlu ile ilgisinin bulunmadığını, müvekkili şirkete ait paranın, muhafaza altına alındığını, borçlu şirketin adresinin Diyarbakır olduğunu, haciz mahallinde borçlu şirket ile ilgili her hangi bir bilgi ve belgeye rastlanmadığını, 30/06/2012 vade tarihli 14.133,44 TL bedelli senedin, asıl borçlu ... Medikal... Ltd. Şti. tarafından ödendiğini öğrendiklerini, bu nedenle bu haczin kötü niyetli olduğunu iddia ederek davanın kabulü ile haczedilen paranın davacıya ait olduğunun tespitine, %40 tazminatın davalı alacaklıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, davacı 3. kişi ile borçlu arasında muvazaa bulunduğunu, alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla muvazaalı işlemler yaptıklarını, haczedilen malların borçluya ait olduğunu, ibraz edilen evrakların her zaman düzenlenebilir nitelikte olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; 07/02/2012 tarihinde 14.133,44 TL'nin borçlu ... Medikal... Ltd. Şti. tarafından, alacaklı ... Medikal San Tic Ltd Şti hesabına 30/06/2012 vadeli senede istinaden yatırıldığının sunulan hesap dökümünden anlaşıldığı, her ne kadar davalı alacaklı vekili tarafından bu ödeme kabul edilmemiş olsa da, hesabın alacaklının hesabı olduğu, aynı miktarda başka bir senede ilişkin ödeme olduğuna dair dosyaya bir delil ibraz edilmediği, bu sebeple ödemenin takip konusu borca ilişkin olduğunun kabulü gerektiği, bu suretle davacının davasını istihkak ve ödeme şeklinde iki iddiaya dayandırdığı, ödeme iddiasının aksine bir delil davalı tarafça dosyaya ibraz edilmediğinden ve ödeme takipten önce yapıldığından davanın konusunun kalmadığı ancak ödeme yapılmamış olsaydı ibraz edilen deliller karşısında davacı 3. kişi şirketin, borçlu şirketten ayrı bir tüzel kişilik olduğu hususunda, Mahkeme'ye kesin ve inandırıcı delil ibraz edilmediğinden davanın reddedileceği,ancak davacının iddiasını ağırlıklı olarak ödeme olgusuna dayandırdığı dikkate alınarak ödeme nedeniyle davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına, davacı tarafın tazminat talebinin reddine, yargılama giderinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına, 440 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınıp, davacıya verilmesine karar verilmiş,karar davacı 3. kişi vekili ve davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dairemizin 05.11.2015 tarih ve 2015/15623 Esas 2015/19774 Karar sayılı ilamı ile davanın açıldığı tarih itibariyle ödeme emrinin borçluya tebliğ edilmediği, takip dosyasında geçerli bir haczin bulunmadığı, bu nedenle davanın ön koşul yokluğundan reddi gerekirken davanın esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmeyerek hükmün bozulmasına karar verilmiş, davacı 3. kişi vekili tarafından karar düzeltme isteğinde bulunulmuştur.
Dava konusu haczin ... . Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/756 D.İş sayılı dosyasından alınan 18/12/2012 tarihli ihtiyati haciz kararına dayalı olarak gerçekleştirildiği, dava konusu haczin geçerli olduğu, davaya ilişkin ön koşulun mevcut olduğu anlaşılmakla, karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemizin 05.11.2015 tarih ve 2015/15623 Esas 2015/19774 Karar sayılı bozma kararının kaldırılmasına karar verilerek davacı 3. kişi vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine geçildi.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
Dosyada bulunan bilgi ve belgelere göre; davacı 3. kişi vekilinin istihkak iddiasının yanı sıra takip konusu borcun takip tarihinden önce ödendiği iddiasında da bulunduğu, Mahkemece temel borç ilişkisine yönelik ödeme iddiasına değer verilerek ,bu hususun alacaklı tarafın banka kayıtları ile ispat edildiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verildiği görülmektedir.
Bilindiği üzere, istihkak davası, alacaklının belli bir mal üzerine koydurduğu haciz ile, üçüncü kişinin bu mal üzerinde iddia ettiği hak arasındaki çatışmayı çözmeye yönelik bir davadır. Bu cümleden olmak üzere;
İstihkak davası, takip sürecinde haciz esnasında ortaya çıkan bir sorunun bertaraf edilmesine yönelik bir davadır. Ancak, bu dava ile, üçüncü kişinin ileri sürdüğü hakkın, sadece somut icra takibi bakımından mevcut sayılıp sayılamayacağına ve bunun sonucunda eğer, iddia ettiği gibi bir hakka sahip olduğu tespit edilirse, dava konusu mal üzerinde cebri icranın cereyan edemeyeceğine (yürüyemeyeceğine) karar verilir. Kuşkusuz, üçüncü kişinin, hacizli mal üzerinde gerçekten iddia ettiği gibi bir hakkının bulunup bulunmadığı araştırılacaktır. Fakat bu hakkın mevcut olup olmadığı bir ön sorun olarak incelenecek ve bu inceleme sonucunda ulaşılan sonuç temelinde, nihai amaç olarak, mal üzerindeki haczin caiz olup olmadığına karar verilecektir. İddia edilen hakkın varlığı veya yokluğuna ilişkin tespit, işte bu kararın verilmesinin bir gerekçesini teşkil edecektir. Dolayısıyla, üçüncü kişinin iddia ettiği hakkın sadece somut takip bakımından dikkate alınıp alınmayacağına karar verilecek, ancak istihkak davası nihai olarak, dava konusu mal üzerindeki cebri icranın caiz olup olmadığının belirlenmesi amacına yönelmiş bir dava olarak ortaya çıkacaktır. İstihkak davasının üzerine gideceği ve hukuka aykırı bulunduğu takdirde ortadan kaldıracağı husus, Devlet’in cebri icra organı tarafından yapılmış olan kamusal nitelikli bir icra işlemi (haciz) olacaktır. İstihkak davası, borçlunun borcu için haczedilen ve fakat üçüncü bir kişinin de üzerinde hak iddia ettiği bir mal üzerindeki uyuşmazlığın, somut icra takibi bakımından çözülmesi suretiyle, söz konusu mal üzerindeki haczin akıbetini (caiz olup olmadığını) belirleme amacına yönelik bir davadır. (ASLAN, Kudret, Hacizde İstihkak Davası, Doktora Tezi, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Özel Hukuk Ana Bilim Dalı, sayfa 21, 22, 23)
Bu bilgilere göre, alacaklı ... Ltd. Şti.’nin takip borçlusu ... Ltd Şti'den alacaklı olup olmadığının ve alacaklı ise bundan sonra taraflar arasında cerayan eden harici ödemelerin araştırılması eldeki istihkak davasının konusu değildir. Borçlu tarafından alacaklıya yapılan ve taraflar arasında ihtilafsız olan ödeme nedeniyle, haczin düşmesi halinde ancak, istihkak davasının konusunun kalıp kalmadığı noktasında bu konuda değerlendirme yapılabilir.
Bu durumda, yukarıdaki anlatılan ilke ve kabullere göre, mahkemece yapılacak iş, tarafların tüm delilleri toplanarak, çekişmenin istihkak davası prosedürüne göre çözümlenerek sonucuna göre bir karar vermek olmalıdır. Anılan bu hususlar dikkate alınmadan eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Davacı 3.kişi vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile; Dairemizin 05.11.2015 gün, 2015/15623 Esas, 2015/19774 Karar sayılı bozma kararının kaldırılmasına, hükmün açıklanan nedenle İİK'nun 366 ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 27/06/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy