MAHKEMESİ: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ: Ecrimisil
İLK DERECE
MAHKEMESİ: Karacasu Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Karacasu Asliye Hukuk Mahkemesinin 01.11.2017 tarihli ve 2015/218 Esas, 2017/166 Karar sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davacılar vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararını duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine duruşma istemi gider olmadığından reddedilmiş olmakla Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar vekili, dava konusu taşınmazın öncesinde müvekkilerinden Fatma ile, Fatma’ın annesi Elif ve kardeşi Ahmet adına kayıtlı olduğunu, annesine ait payın da müvekkili ile birlikte kardeşi Ahmet’e intikal ettiğini, davalıların ise 1960 yılından 2013 yılının ortalarına kadar müvekkilli Fatma'nın kendisine ait payı ve annesi Elif'ten intikal eden payını işgal ettiklerini, haksız işgal ile başa çıkamayan müvekkili Fatma’nın payını 2013 yılında oğlu olan diğer davacı ...'a satmak zorunda kaldığını, davalıların 2013 yılının ortalarından bu yana da davacı ...'a ait olan payı işgal etmeye devam ettiklerini öne sürerek 2011-2013 yılının ortasına kadar olan dönem için 43.500 TL ecrimisilin davalılardan müteselsilen tahsili ile davacı ...'ya, 2013 yılının ortasından-dava tarihi arası dönem için ise 53.500 TL ecrimisil faizi ile birlikte davalı ... dışındaki davalılardan müteselsilen tahsili ile davacı ...'a verilmesini karar verilmesini istemiş, 31.10.2017 tarihli dilekçesi ile ecrimisil talebini 202.073,50 TL'ye yükseltmiş, davanın devamı sırasında davacılardan Ramazan’ın vefat etmesi nedeni ile tüm mirasçılarının katılımı ile davaya devam olunmuştur.
Davalılar vekili, müvekkillerinin murisinin dava konusu taşınmazın tamamını haricen satın aldığını, taşınmazın 40-50 yıldır müvekkilleri ve murisleri tarafından nizasıf-fasılasız kullanıldığını, 2013 yılında dava dışı paydaş Ahmet'in harici satış uyarınca payını devrettiğini, davacıların ise haksız ek bedel istemeleri nedeni ile anlaşmaya varılamadığını, 2013 yılı Ağustos ayına kadar taraflar arasında kullanım yönünden niza olmadığını, harici satın alanların bedel ödenmedikçe taşınmazdan çıkarılamayacağını, aleyhlerine ecrimisil davası açılamayacağını, taşınmaz üzerindeki 30-50 yaş arası zeytinlerin müvekkileri tarafından dikildiğini açıklayarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, davalıların harici satın almaya dayalı olarak açtıkları tapu iptal ve tescil davasının kesinleşmesine kadar iyiniyetli olarak kabul edilecekleri, iyiniyetin varlığı halinde ecrimisil talep edilemeyeceği, eldeki davanın açıldığı tarih itibariyle davalılar tarafından harici satın almaya dayalı olarak Karacasu Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan 2013-112 Esas sayılı tapu iptal ve tescil davasının henüz kesinleşmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davalıcılar vekili tarafından istinaf talebinde bulunulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davalı tarafın harici satın almaya dayalı olarak dava konusu taşınmazı kullandıkları, bu durumda kötü niyetli kabul edilemeyecekleri, davacı tarafça harici satış bedeli iade edilinceye kadar davalıların ecrimisilden sorumlu tutulamayacağı gerekçesi ile istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava ecrimisil istemine ilişkindir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere göre, dava konusu 262 parsel sayılı taşınmazın, 12.4.1956 tarihinde tapulama sebebi ile 3/8 payının davacı ..., 2/8 payının davacı ...'nın annesi Elif, 3/8 payının ise davacı ...'nın kardeşi Ahmet adına tescil edildiği, davacı ...’nın kendine ait payı 23.05.2013 tarihinde, annesinden intikal eden payını ise 29.07.2013 tarihinde davacı oğlu Ramazan'a sattığı, dava dışı Ahmet’in ise toplam 1/2 payını 28.08.2013 tarihinde davalılardan ...'e sattığı, hali hazırda paydaşlarının 1/2'şer hisselerle davacı ... ve davalı ... olduğu, eldeki dava tarihinden (28.12.2015) önce 08.11.2013 tarihinde davalılar tarafından davacılar aleyhine Karasu Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013-112 Esas sayılı dosyası ile harici satışa dayalı tapu iptal ve tescil istemi ile açılan dava ile davacı ... tarafından davalılar aleyhine 04.12.2013 tarihinde Karasu Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013-123 Esas sayılı dosyası ile elatmanın önlenmesi istemi ile açılan davanın birleştirlerek yapılan yargılaması sonunda Mahkemece harici satım sözleşmesine dayalı tapu iptal ve tescil davasının reddine,elatmanın önlenmesi davasının kabulüne karar verildiği, anılan kararın Yargıtay denetiminden geçerek 04.06.2018 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
1. Davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde,
Dosya kapsamının ve Karasu Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013-112 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davalılarca her ne kadar davacı ...’nın dava konusu taşınmazdaki payının haricen satın alındığı iddia edilmiş ve Bölge Adliye Mahkemesince harici satış bedeli iade edilinceye kadar davalıların ecrimisilden sorumlu tutulamayacağı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş ise de, yazılı olarak harici satış sözleşmesi yapıldığının iddia edilmediği, davacı ...’nın şifahi sözleşme ilişkisini açıkça inkar ettiği, harici satış sözleşmesi kurulduğunun miktar itibarıyla tanıkla kanıtlanamayacağı, tanık dinlenmesini mümkün kılacak delil başlangıcı niteliğinde belge de bulunmadığından davacının dinlenmesine açıkça muvafakat etmediği tanık beyanları esas alınarak sözleşme ilişkisinin varlığının kabulu doğru değil ise de, dava konusu taşınmazda davalıların tasarruflarının 50 yılı aşkın süredir devam ettiği, nitekim bu hususun davacının da kabulünde olduğu, bu durumda davalıların uzun süreli kullanımının muvafakate dayandığı, dava açmakla muvafakatin geri alındığı ve kötüniyetli zilyedin ödemekle yükümlü olacağı ecrimisilden sorumlu tutulamayacakları anlaşılmakla istinaf başvurusunun reddinin sonuç itibarı ile doğru olması nedeniyle,tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere, hukuki ilişkinin nitelendirmesine göre temyiz itirazları yerinde görülmediğinden, temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2. Davacı ... mirasçıları vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde,
Her ne kadar Mahkemece harici satış nedeni ile davalıların iyiniyetli oldukları, ecrimisil ile sorumlu tutulamayacakları gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de bu görüşe katılma olanağı bulunmamaktadır.
Şöyle ki, davalılarca, davacı ... ile harici satış sözleşmesi yapıldığının iddia edilmediği gibi davacı ...’ın pay satın aldığı tarih ile davalılar aleyhine keşide ettiği ihtarnamenin tarihi nazara alındığında kullanımın muvafakate dayalı olduğunun kabulüne olanak bulunmamaktadır.
O halde Mahkemece, dava konusu taşınmaz üzerinde yer alan zeytin ağaçlarının davalılara ait olduğu hususunda taraflar arasında çekişme olmaması nedeni ile dava konusu taşınmazın “tarla” niteliği ve davacının pay satın alma tarihleri göz önünde bulundurularak, her bir davalının işgal ettiği yer belirlenip, kullandıkları yere göre belirlenen ecrimisile ayrı ayrı hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte gösterilen nedenlerle davacı ... mirasçıları vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf isteminin esastan reddine dair kararının KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi hükmünün 6100 sayılı HMK'nin 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HMK'nin 373/1.maddesi gereği kararın bir örneğinin İzmir Bölge Adliye Mahkemesi (1.) Hukuk Dairesine, dosyanın ise İlk Derece Mahkemesi Karacasu Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 01.04.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy