MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali Ve Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili, dava konusu ... ada ... parsel sayılı taşınmazın davalı ile yapılan 25.05.1995 tarihli harici satış ile vekil edeni tarafından satın alındığını belirterek taşınmazın tapusunun iptali ile vekil edeni adına tesciline, olmadığı takdirde sözleşmede belirtilen 20.000 TL cezai şartın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir
Davalı isticvap yolu ile alınan beyanında, taşınmazı satmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, “Gerek davada 3402 sayılı yasa kapsamında hak düşürücü sürenin geçmesi ve gerekse de taşınmaz satışı yönünde başvurulan yemin teklifinin yerine getirilmesi dikkate alındığında davacının iddiasını yöntemince kanıtlayamadığı..” gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava harici satın almaya dayalı tapu iptal ve tescil, bu olmadığı takdirde cezai şart tazminatı istemine ilişkindir.
Dava konusu ... ada ... parsel sayılı taşınmaza ait tapulama tutanağı ve tapu kaydı incelenmesinde; taşınmaz, 24.04.1995 tarihinde yapılan tapulama çalışmaları sırasında senetsizden, zilyetlik ve satış nedeniyle davalı adına tespit edilmiş ve 02.10. 1998 tarihinde kesinleşerek tapuya tescil edilmiştir.
Davacı ... ada ... parsel sayılı taşınmazda davalı adına kayıtlı taşınmazın 25.05.1995 tarihinde (tespit sonrası, tescil öncesi) haricen satın alındığını ileri sürerek iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur.
Şu halde, somut olayda iddia; tespit sonrası ve fakat kesinleşme öncesi eklemeli zilyetliğe ilişkindir. Az yukarıda da belirtildiği gibi, dava konusu taşınmazların evveli tapusuz olup, belgesizden tespit ve tescil edilmiştir. Dayanak satış tespit sonrası tescil öncesi bir tarihe karşılık geldiğinden 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde belirtilen hak düşürücü süre burada uygulanmaz. Tapuda kayıtlı bulunmayan taşınmazlar TMK'nin 762. maddesi hükmüne göre menkul mal niteliğindedir. Aynı Kanun'un 763. maddesi uyarınca bu gibi malların mülkiyetinin devri zilyetliğin karşı tarafa teslimi ile gerçekleşeceğinden, satış ve devirlerin her türlü delille kanıtlanması mümkündür.
O halde; mahkemece, taşınmazın aynına ilişkin uyuşmazlıklarda nizalı taşınmazın bulunduğu yerde yöntemine uygun olarak keşif yapılmalı, yerel bilirkişi ve taraf tanıklarının 6100 sayılı HMK'nin 243 ve 244 madde (HUMK'nin 258 ve 259. maddeleri) hükmü uyarınca keşif yerinde hazır bulunmak üzere davetiye ile çağrılmak suretiyle mümkün olduğunca taşınmaz başında yapılacak keşifte dinlenilmeleri, davaya konu 25.05.1995 tarihli satış senedi aslının getirtilerek yapılacak keşifte uygulanması, taşınmazın kimden kime kaldığı, satış senedinin taşınmazı kapsayıp kapsamadığı, dava konusu taşınmazın davacıya satılıp satılmadığının açıklığa kavuşturularak, davacının dava konusu taşınmazı 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve TMK'nin 713/1. maddesi hükümleri gereğince malik sıfatı ile kullanıp kullanmadığının etraflıca araştırılması, iddia ve savunma çerçevesinde toplanan ve toplanacak taraf delilleri tartışılıp değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı gerekçe ile karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nin 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nin 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 26.09.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy