MAHKEMESİ:...... Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı alacaklı 01.04.2008 başlangıç tarihli yazılı ...... akdine dayanarak 03.03.2015 tarihinde başlattığı ...... takibi ile aylık net 660,00 TL’den 01.05.2013 tarihinden 01.04.2014 tarihine kadar 12 aylık ...... alacağı 7.920,00 TL ile aylık % 10 oranında gecikme zammı 16.696,00 TL olmak üzere toplam 24.616,00 TL’nin faiziyle tahsilini talep etmiş, ödeme emri davalı borçluya 16.03.2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı borçlu itiraz dilekçesinde, müvekkilinin takip alacaklısına hiçbir borcu bulunmadığını bildirerek asıl alacağa, gecikme zammına ve ferilerine itiraz etmiştir. Ödeme emrine davalı borçlu tarafından itiraz edilmesi üzerine, davacı alacaklı ...... mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılması isteminde bulunmuştur.
Dava, ...... alacağının tahsili için başlatılan takibe itirazın kaldırılması istemine ilişkindir.
Mahkemece verilen ilk kararda, takibe konu alacağın adi alacak olarak takibe konulduğu ve borçluya ilamsız takibe ilişkin örnek 7 ödeme emrinin gönderildiği, takibe konu alacakla ilgili herhangi bir belge sunulmadığı, sadece takibe konu alacağın sebebinin ...... sözleşmesi olarak belirtildiği, bu sebeple takibe konu alacak İİK'nin 68. maddesinde sayılan belgelerle ispat edilemediğinden davacının itirazının kaldırılmasına yönelik davasının reddine karar verilmiştir.
Davanın reddine dair verilen ilk kararın davacı tarafça temyizi üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 01.12.2016 tarih ve 2015/13188 E. 2016/7158 K. sayılı ilamı ile; “Davacı, ...... alacağını takibe konu etmiş, ...... sözleşmesi gereği ...... borcunu istediğini takip talebi ve ödeme emrinde belirtmiştir. Davalı, ...... takibine vaki itirazında ...... sözleşmesinin varlığına, ...... ilişkisine ve aylık ...... miktarına karşı çıkmadığından, ......cılık ilişkisi ve borç miktarı kesinleşmiştir. Kaldı ki davalı cevap dilekçesinde taraflar arasında düzenlenen 01.04.2008 başlangıç tarihli 2 yıl süreli ...... sözleşmesinin varlığını da kabul etmiştir. Davalı artık yargılama aşamasında itiraz sebepleri ile bağlı olup, itiraz sebeplerini değiştiremez ve genişletemez. Borca itiraz eden davalı takibe konu ...... bedellerinin ödendiğini İİK'nin 269/c maddesinde sayılan belgelerle ispatla yükümlüdür. Bu durumda mahkemece işin esasının incelenmesi gerekirken, alacağın varlığının davacı tarafça ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyulmak suretiyle yapılan yargılama sonunda; davalının ...... takibine vaki itirazında ...... sözleşmesinin varlığına, ...... ilişkisine ve aylık ...... miktarına karşı çıkmadığı, ......cılık ilişkisi ve borç miktarının kesinleştiği, borca itiraz eden davalı takibe konu ...... bedellerinin ödendiğini İİK'nin 269/c maddesinde sayılan belgelerle ispat edemediğinden, davanın kabulü ile davalı borçlunun itirazının kaldırılması ile asıl alacak 7.920.00 TL üzerinden %20 oranında hesaplanacak ...... inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya kapsamına, tarafların iddia ve savunmalarına, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerekçeye göre davalı ......cının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davalı ......cının faize ilişkin temyiz itirazları yönünden;
......cı aleyhine düzenleme yasağı başlıklı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 346.maddesinde; ......cıya ...... bedeli ve yan giderler dışında başka bir ödeme yükümlülüğünün getirilemeyeceği, özellikle ...... bedelinin zamanında ödenmemesi halinde ceza koşulu ödeneceğine veya sonraki ...... bedellerinin muaccel olacağına ilişkin anlaşmaların geçersiz olduğu, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun Geçmişe etkili olma başlıklı 2. maddesinde; Türk Borçlar Kanunu'nun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kurallarının gerçekleştikleri tarihe bakılmaksızın bütün fiil ve işlemlere uygulanacağı, aynı kanunun görülmekte olan davalara ilişkin uygulama başlıklı 7. maddesinde de; Türk Borçlar Kanunu'nun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kuralları ile geçici ödemelere ilişkin 76'ncı, faize ilişkin 88'inci, temerrüt faizine ilişkin 120'nci ve aşırı ifa güçlüğüne ilişkin 138'inci maddesinin görülmekte olan davalara da uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. ......cıyı koruma amacıyla getirilen TBK'nin 346.maddesindeki bu yasal düzenlemenin kamu düzenine ilişkin olduğu kuşkusuzdur. Bununla birlikte 6217 sayılı Yasa'nın Geçici 2.maddesinde değişiklik yapan 6353 sayılı Yasa'nın 53.maddesine göre; ......cının Türk ...... Kanunun'da tacir olarak sayılan kişiler ile özel hukuk ve kamu hukuku tüzel kişileri olduğu işyeri ......larında 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 323, 325, 331, 340, 343, 344, 346 ve 354'üncü maddelerinin 01.07.2012 tarihinden itibaren sekiz yıl süreyle uygulanamayacağı, bu halde ...... sözleşmelerinde bu maddelerde belirtilmiş olan konulara ilişkin olarak sözleşme serbestisi gereği ...... sözleşmesi hükümlerinin tatbik olunacağı da öngörülmektedir.
6102 sayılı TTK'nun 12.maddesinde "bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ...... siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır.” Bu durumda mahkemece tarafların sunacağı delillerden ve ilgili ...... Odasından davalı borçlunun işletmesini ...... siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olup olmadığı ve vergi dairesinden bilanço esasına göre defter tutup tutmadığı araştırılarak davalı borçlunun tacir olup olmadığı belirlenmelidir.
Uyuşmazlık, ...... sözleşmesinde kararlaştırılan gecikme faizi koşulunun geçerli olup olmadığı hususundadır. Takipte dayanılan ve hükme esas alınan 01.04.2008 başlangıç tarihli 2 yıl süreli ...... sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. ...... sözleşmesinin 7.maddesi ve ekli hüküm ile; “Aylık ...... bedeli nettir. Ayın birinci günü ev sahibinin eline geçecek şekilde tediyat zamanında yapılacaktır. Gecikme halinde aylık %10 gecikme cezası uygulanacaktır” düzenlemesine yer verilmiştir. Yazılı ...... sözleşmesinden ......lanan yerin dükkan olduğu, ......cının ise gerçek kişi olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece, yukarıda açıklanan hususlar gözönünde bulundurularak davalı ......cının tacir olup olmadığı hususu araştırılıp, sözleşmedeki faiz koşulunun geçerli olup olmayacağı belirlendikten sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, tacir araştırması yapılmadan davalının tacir olduğunun kabulü ile eksik incelemeye dayalı olarak davanın tümden kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ; Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin asıl alacağa yönelik temyiz itirazlarının REDDİNE, 2 nolu bentte yazılı nedenle davalı vekilinin faiz alacağına ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nin 428 ve İİK.nin 366.maddesi uyarınca kararın BOZULMASINA, taraflarca İİK'nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 12.09.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
B.A