MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi (Aile Mahkemesi Sıfatıyla)
DAVA TÜRÜ: Katılma Alacağı
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin talebin redine karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı ... vekili, dava dilekçesinde belirtilen taşınmaz nedeniyle mal rejiminin tasfiyesi ile alacak isteğinde bulunmuştur.
Davalı ..., davanın reddini savunmuştur.
Mahkemenin davanın kısmen kabulü ile, 22.615,60 TL'nin 04.10.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davacı tarafın fazlaya ilişkin talebinin reddine dair ilk kararı, davalının temyizi üzerine Dairenin 23.05.2013 tarih, 2012/14429 Esas, 2013/7713 Karar sayılı kararı ile "...Somut olayda, davacı taraf dava konusu taşınmazın edinilmiş mal olduğunu, kredi ödemelerinin evlilik birliği içinde tamamlandığını açıklayarak alacak isteğinde bulunmuştur. Davalı ise kredi ile tamamlanan kısım dışında satış bedelinin miras bırakanı-babasından intikal eden 635 parsel sayılı taşınmazın 27.01.2004 tarihinde satılıp, hissesine düşen satış bedelinin banka hesabına aktarılması ve bu parayla 26.02.2004 tarihinde 691 ada 1 parselde D Blok 1 numaralı taşınmazın satın alınıp, bilahare 03.11.2004 tarihinde satılması sonucu gelen paradan karşılandığını, başka bir anlatımla nizalı taşınmazın alım bedelinin büyük bölümünün kişisel mal grubundan ödendiğini bildirmiştir. Davalının bu savunması üzerinde durulmamıştır. Hal böyle olunca mahkemece yapılacak iş; davalının miras bırakanına ait taşınmazın satış parasıyla alındığı iddia olunan yukarıda ada ve parsel numarası yazılı taşınmazın davalı adına alım ve satım tarihlerini içerir resmi akit tablolarıyla birlikte tapu kayıtlarının Tapu Müdürlüğünden getirtilmesi, ilk taşınmazın alım-satım ve nizalı taşınmazın alım tarihlerinin dosya içinde mevcut davalının banka hesap hareketleriyle karşılaştırılması, dava konusu taşınmazın alım bedeline davalının kişisel mal grubundan ödeme yapılıp yapılmadığının belirlenmeye çalışılması, nizalı taşınmazın alım bedelinin kısmen davalının kişisel mal grubundan karşılandığının tespiti halinde, varsa TMK.nun 219/5. maddesine göre kişisel malların gelirlerinin de aksi kararlaştırılmadıkça edinilmiş mal sayılacağının dikkate alınması, mal rejiminin sona erdiği tarih itibariyle mevcut kredi borcunun gözetilmesi, bundan sonra edinilmiş malda katılma alacağı isteğine ilişkin bu tür davalarda, eklenecek değerlerden (TMK m.229) ve denkleştirmeden (TMK.m.230) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere edinilmiş malın (TMK.m.219) toplam değerinden mala ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan artık değerin (TMK.m.231) yarısı üzerinden (TMK.m.236/1) hüküm kurulmasıdır. Eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmamıştır..." gereğine işaret edilerek bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabulü ile 24.491,00 TL katılma payı alacağının karar tarihinden itibaren ileyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın alım bedeline davalının 23.844,00 TL değerinde kişisel mal grubundan ödeme yaptığı, davalının kişisel malı ile yaptığı katkının taşınmazın değerine oranının 0.4989 olarak kabulünün gerektiği, bu bağlamda karar tarihine en yakın tarih itibariyle değeri 97.750,00 TL olarak belirlenen taşınmazdaki davalının kişisel malından doğan değer artış payı alacağının 48.768,00 TL olduğu, bu hali ile bu katkı çıkarıldıktan sonra kalan 48.982,00 TL'nin 1/2'si olan 24.491,00 TL olan davacının katılma alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bu miktar üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmişse de, bu karara katılma olanağı bulunmamaktadır.
Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden, dava konusu taşınmazın davalının kişisel malı olan mirasen intikal eden taşınmazın satış bedeli ve bankadan çekilen kredi ile alındığı anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere ve kural olarak bozma ilamına uyulmakla davanın tarafları için lehte ve aleyhte usuli kazanılmış hak doğar. Her ne kadar usuli kazanılmış hak usul hukukunda açık bir biçimde düzenlenmemiş ise de, Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararlarıyla usuli kazanılmış hakkın varlığı uygulamada kabul edilmiştir (04.02.1959 gün ve 13/5 YİBK ile 09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK). Bu hak mahkemelerce ve Yargıtay'ca ihlal edilemeyeceği gibi uyulan bozma ilamı çerçevesinde karar verilmesi zorunludur. Mahkemece, Dairemizin yukarıda bahsi geçen bozma ilamına uyulduğu belirtildiği halde bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmeden hüküm kurulduğu belirlenmiştir. Şöyle ki; anılan bozma ilamında "mal rejiminin sona erdiği tarih itibariyle mevcut kredi borcunun gözetilmesi" gerektiği belirtilmesine rağmen, yapılan hesaplamada davalının kişisel malı ile yapılan ödeme miktarı dikkate alındığı halde mal rejiminin sona erdiği tarih itibariyle mevcut kredi borcu dikkate alınmamıştır. Bu nedenle mahkemece, mal rejiminin sona erdiği tarih itibariyle mevcut kredi borcu da gözetilerek hesaplama yapılması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken bu hususun göz ardı edilmesi doğru olmamıştır.
Kabule göre de, mahkemece bozma öncesi ilk kararda davalı aleyhine 22.615,60 TL'ye hükmedilmiş olup, anılan karar davacı tarafça temyiz edilmemiş, davalı tarafın temyizi üzerine davalı lehine bozulmuştur. Bu durumda kazanılmış hak ilkesi göz ardı edilerek bu miktarı aşacak şekilde davalı aleyhine 24.491,00 TL' ye hükmedilmesi de doğru değildir.
SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca
BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 21.02.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.