MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: İtirazın Kaldırılması Ve Tahliye
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili ve davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı alacaklılar vekili 01.01.1993 başlangıç tarihli yazılı kira akdine dayanarak 22.05.2015 tarihinde haciz ve tahliye talepli olarak başlattığı icra takibi ile 2009 yılından 2014 yılı Şubat ayına kadarki kira farkı alacağı 17.325,72 TL’nin faiziyle tahsilini talep etmiş, ödeme emri davalı borçluya 29.05.2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı borçlu 08.06.2015 tarihinde takibe itiraz etmiştir. Ödeme emrine davalı borçlu tarafından itiraz edilmesi üzerine, davacı alacaklılar vekili icra mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılması ve tahliye isteminde bulunmuştur.
Mahkemece, borçlunun takibe itiraz ettiği ve takibin icra müdürlüğünce durdurulduğu, borçlunun süresi içerisinde itiraz ederek borcunun olmadığını ileri sürdüğü, ancak itiraz nedenlerini ve isteğini İİY m. 269c/1. maddesinde sayılan belgelerle ispat edemediği, benimsenen bilirkişi raporuna göre takip tarihi itibariyle istenebilecek kira farkı toplamının 11.243,62 TL, işlemiş faizin ise 3.627,18 TL, takipte istenebilecek toplam tutarın ise 14.870,80 TL olduğu, borçlunun varlığını kabul ettiği kira sözleşmesinden doğan borcunun sona erdiğini yasal belgelerle ispatlayamadığı gerekçesiyle İİY’nın 269c/1. maddesi gereğince itirazın kısmen kaldırılması ve ihtar süresi içinde paranın ödenmemesi nedeniyle kiralanan taşınmazın tahliyesine karar verilmiş, karar davalı ve davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kira alacağının tahsili için başlatılan takibe itirazın kaldırılması ve tahliye istemlerine ilişkindir.
1-Davalının alacağa yönelik temyiz itirazları yönünden;
Davacılar tarafından 01.01.1993 başlangıç tarihli kira sözleşmesine dayanarak haciz ve tahliye istekli olarak 22.05.2015 tarihinde başlatılan icra takibinde ödeme emri davalıya 29.05.2015 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı borçlu yasal yedi günlük itiraz süresi geçtikten sonra 08.06.2015 tarihinde icra takibine itirazda bulunmuştur. Yapılan itiraz süresinde olmadığından İcra Müdürlüğünce takibin durdurulmasına karar verilmesi yerinde değildir. Bu durumda alacak yönünden takip kesinleşmiş olup, davacının itirazın kaldırılması talebinde bulunmasında hukuki yararı bulunmamaktadır. Mahkemece alacak yönünden itirazın kaldırılması talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde itirazın kaldırılmasına karar verilmesi doğru değildir.
2-Davalının tahliyeye yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Davalı kiracı takibe konu kira bedellerinin ödendiğini İ.İ.K.'nin 269/c maddesi gereğince noterlikçe resen tanzim veya imzası tasdik edilmiş veya alacaklı tarafından ikrar olunmuş bir belge yahut resmi dairelerin veya yetkili makamların yetkileri dahilinde ve usulüne göre verdikleri bir makbuz veya vesika ile ispat etmeye mecburdur. Davalı vekili cevap dilekçesinde, 2012 yılından önce birikmiş bir kısım kira borçları ile 2012 ve 2013 yıllarına ait kira borçlarının toplam 18 adet senedin ... ve ...’e teslimi ile ödendiğini, buna dair tutanak tutulduğunu, bu tutanakların aynı zamanda ibraname hükmünde olduğunu bildirerek ödeme iddiasında bulunmuş olup, buna dair “Sayın ...kiraya mahsuben ödenen vadeli senetler” başlıklı adi yazılı belgeyi dilekçesine eklemiştir. İş bu belge ile ... ve ... adına düzenlenen 9+9 senedin teslim alındığı bildirilmiştir. Anılan bu senetler borçlu vekili tarafından üzeri çizilip iptal edilmiş şekliyle mahkemeye ödeme belgesi olarak ibraz edilmiştir. Mahkemece HMK. 318 ve devamı maddeleri gereğince talep doğrultusunda araştırma yapılmadan karar verilmiştir. Ödeme belgesi borcu söndüren belge niteliğinde olduğundan, savunmanın genişletilmesi olarak değerlendirilemez. Yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilir. Mahkemece davalı tarafça dosyaya sunulan söz konusu adi yazılı belgenin taraflardan da sorulmak suretiyle değerlendirilerek ve süresinde itiraz edilmeyen ödeme emrinde talep edilen aylar ve kira miktarı baz alınmak suretiyle takibe konu kira alacağının ödenip ödenmediği tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nin 428.maddesi uyarınca kararın BOZULMASINA ve bozma nedenine göre davacı tarafın temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, taraflarca İİK'nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 12.09.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.