MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Kayyımlık
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili ve kayyım adayı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü vekili, Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde görülen kamulaştırma bedel tespiti ve tescil davasında, davanın tarafı olarak kamulaştırılacak taşınmazın malikleri olan ...:..., ...:..., ...: ... oğlu, ...: ... kızı, ...:... oğlu, ...: ... oğlu'nun kimlik bilgileri ile mirasçılarına ulaşılamadığını ileri sürerek bu kişilerin ve Hazine'nin haklarının korunması adına kamulaştırma davasında temsil etmek üzere 3561 sayılı Kanun gereğince mahallin en büyük memurunun kayyım olarak atanması isteğinde bulunmuştur.
Dava, husumet yöneltilmeden açılmış, dava dilekçesinin İl Defterdarlığına tebliği üzerine, kayyım adayı vekili duruşmalara katılarak kayyım atanması talebinde bulunmuş, Mahkemece getirtilen nufüs kayıtlarında yer alan mirasçılara ilgili sıfatıyla tebligat çıkarılmış, bu kişiler duruşmada dinlenmiştir.
Mahkemece, jandarma komutanlığı tutanağı, tapu kayıtları ve ilgili kişilerin beyanlarından taşınmazın kayıt maliklerinin tespit edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine, hüküm; davacı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü vekili ve kayyım adayı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
04.06.1958 ve 15/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı gereğince, maddi olayları açıklama görevi taraflara, ileri sürülen olayları hukuken nitelemek ve uygulanacak kanun hükümlerini tespit etme ve uygulama görevi ise hakime aittir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanununda kayyımlık; temsil kayyımlığı (TMK. m.426), yönetim kayyımlığı (TMK. m.427) ve isteğe bağlı kayyımlık (TMK. m.428) olmak üzere üç türde düzenlenmistir. Türk Medenî Kanunu'nun 426. maddesinde, "Vesayet makamı, ergin bir kişi, hastalığı, başka bir yerde bulunması veya benzeri bir sebeple ivedi bir işini kendisi görebilecek veya bir temsilci atayabilecek durumda değilse, bir işte yasal temsilcinin menfaati ile küçüğün veya kısıtlının menfaati çatışıyorsa, yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine bir engel varsa veya kanunda gösterilen diğer hallerde ilgilisinin isteği üzerine veya resen temsil kayyımı atar.” hükmüne yer verilmiştir. TMK'nun 426. maddesinde temsil kayyımlığı düzenlenmiş ise de kayyım olarak atanacak kişi belirtilmemiştir.
Aynı Kanun'un 403/3 ve 431. maddelerinde de vasinin atanmasına ilişkin hükümlerin, aksi belirtilmiş olmadıkça kayyım atanması hakkında da uygulanacağı belirtilmiştir. Vesayete ilişkin hükümler kamu düzenini ilgilendirdiğinden, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 382/2b-19. maddesinde vesayet işlerinin çekişmesiz yargı işi olduğu, 385. maddesinde de niteliğine uygun düştüğü ölçüde basit yargılama usulünün uygulanacağı düzenlenmiştir.
Somut olaya gelince; davacı vekili tarafından açılan kamulaştırma bedel tespiti ve tescil davasında, davaya konu taşınmazın tapu kaydında adres ve kimlik bilgileri tespit edilemeyen az yukarıda isimleri zikredilen maliklere, davada temsil edilmeleri üzere kayyım atanması talep edilmiştir. Kayyım atanması talebinin yukarıda açıklanan kanun hükümleri gözetilerek, kanunun amacı da dikkate alınmak suretiyle değerlendirilip sonuçlandırılması gerekir. Buna göre Mahkemece, Osmaniye Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen kamulaştırma bedel tespiti ve tescil davası nedeni ile TMK'nın 426. maddesi uyarınca temsil kayyımı atanması istendiği hususu dikkate alınarak , kayyım adayları arasından seçilecek bir kişinin kayyım olarak atanmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan kararın 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’nin 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, kayyım vekilinin temyiz itirazlarının bozma nedenine göre incelenmesine yer olmadığına, HUMK'nin 440/III-1,2,3,4 bendi gereğince Yargıtay Daire ilamına karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 12.09.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy