MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı 3.kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı 3.kişi vekili, 11.12.2013 tarihinde yapılan haciz esnasında mülkiyeti müvekkiline ait menkullerin haczedildiğini öne sürerek davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, 3. kişi şirket ile borçlu şirket arasında organik bağ olduğunu, alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla muvazaalı işlemler yaptıklarını öne sürerek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece; dava konusu haczin borçlu şirketin ticaret sicil kayıtlarında yer alan adresinde yapıldığı, yine ödeme emri tebligatının da bu adreste yapıldığı, ispat yükü altında olan 3. kişinin karinenin aksini ispatlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı 3. kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK'nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
1-Daire’nin 21.03.2018 tarih 2015/18073 Esas-2018-9748 Karar sayılı geri çevirme ilamı üzerine dosyaya eklenen borçlu şirkete ait ticaret sicil kayıtlarına göre, 18.11.2015 tarihinde Karşıyaka 2. İcra Dairesi’nin 2015/1 iflas sayılı dosyasından “Müflis borçlunun masaya ait hiç bir malı bulunmadığından tasfiyenin tatiline karar verilmiştir. Alacaklılar tarafından iflasa ilişkin işlemlerin yürütülmesi istenmediği takdirde iflasın kapatılacağı tebliğ olunur” şeklinde ilan yapıldığı anlaşılmıştır.
İflas davasının sonucunda verilecek iflas kararı kesinleştiğinde, borçlu hakkındaki icra takipleri düşeceği için dava konusu haciz de ortadan kalkacaktır. (İİK'nin 193/2. maddesi)
Bu sebeple; Mahkemece verildiği anlaşılan iflas kararının aşaması belirlenerek gelmiş olduğu durum dikkate alınmak suretiyle istihkak davası hakkında bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bu nedenle hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre davacı 3. kişi vekilinin esasa yönelik sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesi gerekli görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı 3. kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı 3. kişi vekilinin esasa yönelik sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesi yer olmadığına, taraflarca İİK'nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 10.09.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy