MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: İtirazın Kaldırılması ve Tahliye
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı alacaklı 01.01.2015 başlangıç tarihli yazılı kira akdine dayanarak 21.01.2016 tarihinde haciz ve tahliye talepli olarak başlattığı icra takibi ile 01.01.2015 – 01.01.2016 tarihleri arası kira alacağı 65.500,00 TL'nin faiziyle tahsilini talep etmiş, ödeme emri davalı borçluya 27.01.2016 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı borçlu vekili 28.01.2016 tarihli itiraz dilekçesinde; müvekkiline kiraya verilen yerin AVM’nin restoranı olduğunu, ancak alacaklı olduğunu iddia eden şirketin halen bu AVM’yi açmadığını, bu nedenle müvekkilinin kira borcu ödeme yükümlülüğünün halen doğmadığını, AVM halen alacaklı olduğunu iddia eden şirket tarafından açılmadığı için ve kiralanan restorana gelecek kişiler de AVM’ye gelecek kişiler olduğu için müvekkilinin kira borcu ödeme yükümlülüğünün doğmadığını, borçlarının bulunmadığını bildirerek borca, faize ve ferilerine itiraz etmiştir. Ödeme emrine davalı borçlu tarafından itiraz edilmesi üzerine, davacı alacaklı icra mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılması ve tahliye isteminde bulunmuştur.
Mahkemece verilen ilk kararında, ödeme emrinin borçluya 27/01/2016 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun takibe süresinde itiraz etmediği ve ödeme emri ile tanınan (30) günlük süre içinde talep edilen kira bedelini ödemediği anlaşıldığından İİK.'nin 269/a md.'si gereğince davalı-borçlunun takip konusu kiralanandan tahliyesine karar verilmiş, kararın davalı tarafça temyizi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 25.10.2017 tarih ve 2017/3951 E. 2017/13767 K. sayılı ilamı ile; “...Somut olayda, ödeme emrinin davalı borçluya 27.01.2016 tarihinde tebliği üzerine, davalı 28.01.2016 tarihinde yasal süresi içerisinde borca ve takibe itiraz etmiştir. Davalı kiracının yasal süresinde takibe itiraz etmesi üzerine icra takibi 02.02.2016 tarihli karar ile durdurulmuş olup; itiraz kaldırılmadan tahliyeye karar verilemeyecektir. Dava dilekçesindeki istem, İİK'nin 269/c maddesi gereğince icra takip dosyasındaki itirazın kaldırılması ve tahliyeye karar verilmesine yönelik olmasına rağmen mahkemece davacının itirazının kaldırılması talebi yönünden olumlu ya da olumsuz bir karar verilmeden yazılı şekilde tahliyeye karar verilmesi doğru değildir.” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyulmak suretiyle yapılan yargılama sonunda; dava dilekçesindeki istemin İİK'nin 269/c maddesi gereğince icra takip dosyasındaki itirazın kaldırılması ve tahliyeye karar verilmesine yönelik olduğu, ... 5. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/5 D. İş sayılı dosyasından anlaşılacağı üzere AVM'nin açılmadığı, davacı kiralayanın AVM'yi açmadığı için Borçlar Kanunu'nun 301. maddesindeki edimini yerine getirip getirmediği, bu durumda davalı kiracının takiple istenen kira borcunu ödeme yükümlülüğünün doğup doğmadığı yargılamaya muhtaç konular olup, uyuşmazlığın çözümünün yargılamayı gerektirdiği, davacının açtığı itirazın kaldırılması davası reddedilmekle davalının itirazı kaldırılmadan tahliyeye hükmedilemeyeceği gerekçesiyle davacının itirazın kaldırılması ve tahliye talebinin reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kira alacağının tahsili için başlatılan takibe itirazın kaldırılması ve tahliye talebine ilişkindir.
İcra takibinde ve davada dayanılan ve karara esas alınan 01.01.2015 başlangıç tarihli ve 4 yıl 7 ay süreli kira sözleşmesi hususunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık kiralananın davalı borçluya teslim edilip edilmediğine ilişkindir. Davalı borçlu takibe itirazında davacı alacaklının kiralananın bulunduğu alışveriş merkezini açmayarak kiralananı teslim yükümlülüğünü yerine getirmediğini, bu nedenle herhangi bir kira borcu doğmadığını bildirerek borca itiraz etmiştir. Kural olarak bir davada davacı ve davalı iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür. İ.İ.K.nin 269/2.maddesi uyarınca borçlu itirazında kira akdini ve varsa buna ilişkin mukavelenamedeki imzasını açık ve kesin olarak reddetmezse akdi kabul etmiş sayılır. Davalı borçlu itirazında icra takibinin dayanağı olarak gösterilen adi yazılı kira sözleşmesindeki imzasını açıkça inkar etmediğinden kira ilişkisinin varlığı kesinleşmiştir. Davalı tarafça 01.01.2015 tarihli kira sözleşmesinin imzalandığı kabul edildiğine ve ortada yazılı bir kira sözleşmesi bulunduğuna göre sözleşmede aksine bir hüküm yok ise kiralananın kira sözleşmesinin imzalanması ile davalı kiracıya teslim edildiğinin kabulü gerekir. Bu durumda kiralananın teslim edilmediğini veya usulüne uygun olarak tahliye edildiğini ispat külfeti davalı kiracı tarafta olup, davalı kiracı kiralananın kendisine teslim edilmediği iddiasını aynı kuvvette kesin delille kanıtlamak zorundadır. Davalı tarafça, takibe dayanak kira sözleşmesinde kiralananın teslim edildiğinin aksine bir hüküm bulunduğu iddia edilmediği gibi, kiralananın teslim edilmediği ya da takibe konu kira borçlarının ödendiği de yazılı delillerle kanıtlanamamıştır. Bu durumda mahkemece davalıların itirazının kaldırılması ve tahliyeye karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nin 428.maddesi uyarınca kararın BOZULMASINA, taraflarca İİK'nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 19.09.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy