MAHKEMESİ:Aile Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesi'nin bozma kararına karşı direnme kararı verilmiş olup hükmün asıl ve birleşen dava davalısı ... vekili ile davalı-birleşen dosya davacısı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı-birleşen dosya davalısı ... vekili asıl dava dilekçesinde, müvekkili ile davalı ... arasındaki soybağının iptaline karar verilmesini istemiş, ... kayyımı da birleşen dava dilekçesinde, küçük ... ile davalı ... arasındaki soybağının kaldırılmasını istemiş, Mahkemece asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiş, verilen karar (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesinin 06.12.2016 gün ve 2016/671 Esas 2016/12692 Karar sayılı ilamı ile bozulmuş, mahkemece önceki kararda direnilmesi üzerine, karar asıl ve birleşen dava davalısı ... vekili ile davalı-birleşen dava davacısı ... tarafından temyiz edilmiştir. 02.12.2016 Tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 45. maddesi ile 6100 sayılı HMK'na eklenen geçici 4/1. maddesi uyarınca, inceleme yapılmak üzere, dosya Dairemize gönderilmiştir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; asıl dava davacısı-birleşen dava davalısı ... ile asıl ve birleşen dava davalısı ...'ın 08.05.1992 tarihinde evlendikleri, evlilikleri sürecinde 30.11.1996 doğumlu asıl dava davalısı-birleşen dava davacısı ...'in dünyaya geldiği, tarafların 12.11.1998 tarihinde boşandıkları, bilahare dava dışı olarak ............Merkezi'ne ... ve ...'ın birlikte başvurmaları suretiyle çocuk ...'in ......sının tespiti amaçlı DNA testi yapılmasını talep ettikleri, adı geçen kurumca düzenlenen 14.01.2000 tarihli raporda, ...'in ...'in ......sı olamayacağının tespit edildiği, ... (Akdoğan)'ın sözkonusu DNA raporunu ibraz etmek suretiyle ... aleyhine ikame ettiği ...... 4. Asliye Hukuk Mahkemesince görülen 27.04.2000 dava tarihli, 2000/401-591 sayılı şahsi ilişkinin kaldırılması konulu davada, ... vekilinin, evlilik birliği içerisinde doğan çocuğun nesebinin müvekkilince reddedilmediği, bu nedenle davanın reddinin gerektiği savunması karşısında davanın 19.06.2000 tarihinde reddedildiği, ...'in vekili aracılığıyla küçük ... ile görüşmesini 18.7.2000 ve 26.7.2000 tarihlerinde engellediği gerekçesiyle ...'dan (Akdoğan) 28.07.2000 tarihinde şikayetçi olduğu, ...'in ... (Akdoğan) ve o dönemde eşi olan ......Akdoğan'a karşı hakaret ve tehdit suçlarından dolayı ...... Sulh Ceza Mahkemesince görülen 2000/576-2001/1429 sayılı davasında yargılanarak hakkında cezaya hükmolunduğu, ...'in vekili aracılığıyla açtığı ...... 4. Asliye Hukuk Mahkemesince görülen 18.05.2001 tarihli, bozma öncesi 2001/555-996, bozma sonrası 2002/407-546 sayılı davada ... için tayin edilen nafakanın tenziline karar verilmesinin talep edildiği, davanın kısmen kabulüne karar verildiği, ... vekili aracılığıyla ...... 5. Aile Mahkemesince görülen 2011/821 E. sayılı davada ... için tayin edilen nafakanın artırılması talebinde bulunduğu, bu davanın 02.10.2012 tarihli oturumunda ... vekilinin, çocuğun müvekkile ait olmadığını ancak nesebin reddi davasını hak düşürücü süre nedeniyle açamadıklarını, beyan etmesi üzerine mahkemece ... vekiline, "çocuk ...'in müvvekkiline ait olmadığına dair iddiasını ispatlaması için çocuğa kayyım tayin ettirmek suretiyle gerekli işlemleri başlatması için iki hafta kesin mehil verilmesine" karar verildiği, bunun üzerine eldeki davanın açıldığı, eldeki davada Mahkemece evvela 2012/863-859 sayılı,19.10.2012 tarihli karar ile kayyım tayininde görevin sulh hukuk mahkemelerine ait olduğu gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine karar verildiği, kararın ... vekilince temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesi'nin 12.03.2013 gün ve 2013/307-3775 sayılı kararı ile davanın TMK'nun 286. maddesine göre açıldığı, Mahkemece küçüğe kayyım tayin ettirilmesi için davacı vekiline yetki verilecebileceği gibi resen sulh hukuk mahkemesine ihbarda bulunulabileceği, işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden bahisle hükmün bozulmasına karar verildiği, bozma doğrultusunda ...... 21. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2013/370-29 sayılı, 18.09.2013 tarihli kararı ile ...'e ...'nun kayyım olarak atandığı, sözkonusu kararın 19.01.2015 tarihinde kesinleştiği, atama kararı henüz kesinleşmeden kayyım tarafından 14.11.2013 tarihinde açılan, ...... ...... 8. Aile Mahkemesince görülen 2013/972-2015/560 sayılı davada, ... ile ... arasındaki soybağının kaldırılmasının talep edildiği, ergin olması nedeniyle davetiye ile çağrılan ...'in 09.07.2015 tarihli oturuma bizzat katılarak, soybağının reddine ilişkin talebinin bulunmadığını, davaya devam etmek istemediğini beyan ettiği, aynı oturumda Mahkemece davanın eldeki dava ile birleştirilmesine karar verildiği, ...'in eldeki davanın 10.09.2015 tarihli oturumuna da bizzat katılarak davaya muvafakatinin olmadığını beyan etmesine karşın aynı oturumda Mahkemece asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verildiği ve hükmün ... vekili ile ... tarafından temyiz edildiği,
Yargıtay (Kapatılan) 18.Hukuk Dairesi'nin 06.12.2016 gün ve 2016/671-2016/12692 sayılı kararı ile asıl davanın ... için dava açma hak düşürücü süresinin geçmiş olması nedeniyle, kayyım tarafından açılan birleşen davanın ise reşit olan ...'in birleşen davada birleşme kararının verildiği 09.07.2015 tarihli oturumda, asıl davada da 10.09.2015 tarihli karar oturumunda ve her iki oturumda imzalı beyanıyla davaya muvafakatinin olmadığını ifade etmesi karşısında feragat nedeniyle, reddedilmesi gerektiğinden bahisle hükmün bozulmasına karar verildiği, ... vekilince 21.02.2017 tarihinde karar düzeltme talebinde bulunulduğu,
... vekilince 09.06.2017 tarihinde karar düzeltme aşamasında iken dosyaya, 05.06.2017 tarihli, Prof. Dr. ......... Hatemi imzalı hukuki görüş yazısı ile 06.06.2017 tarihli, Prof. Dr. ......... Kalyoncu imzalı sağlık raporu, ...'in 06.11.1999 tarihinden beri Unipolar Depresyon teşhisi ile imza sahibince tedavisinin takip edildiğini bildiren rapor ve çeşitli tarihlerdeki muayene faturaları ve reçetelerin ibraz edildiği,
Karar düzeltme talebinin, Dairemizin 02.11.2017 gün ve 2017/10611-14491 sayılı kararı ile reddedildiği,
Bozma sonrası dosyayı ele alan mahkemece ilk kararda direnildiği, direnmeye ilişkin 13.02.2018 tarihli, 2017/941-2018/104 sayılı karar gerekçesinde, "Davacı-birleşen dava davalısı ...’in 743 Sayılı Eski Türk Kanunu Medenisi’nin 242. maddesinde “Koca, doğduğuna muttali olduğu günden itibaren bir ay içinde çocuğu reddedebilir. Red davası, çocuk ile......sı aleyhine ikame olunur.” hükmü nedeniyle içine girdiği buhran ve tedavisi nedeniyle (dosya kapsamında halen tedavi gördüğüne dair raporlar bulunmaktadır) 1 aylık süreyi geçirmiş olmasından dolayı artık dava açamayacağını düşünmüş olması, dosyada yer alan psikolojik tedavisinin devam ettiğine dair raporla birlikte değerlendirildiğinde, mahkememizce yaşanılan olayın vahameti ile uyumlu olarak kabul edildiği" ifadelerine yer verilmek suretiyle açıkça bozma kararı sonrası ... vekilince dosyaya ibraz edilen doktor raporuna dayanıldığı; yine aynı karar gerekçesinde, ...'in katıldığı duruşmalar esnasında ...’in nüfus kaydında kalabilmek için "Üniversitedeki tahsil masraflarını davacı ...’den tahsil edebilmek yararını ileri sürdüğü" ifadelerine yer verildiği, bu ifadenin ise davacı vekilince dosyaya bozma kararından sonra ibraz edilen Prof. Dr. ......... Hatemi imzalı hukuki görüş yazısı haricinde dosya kapsamındaki herhangi başka belgede yer almadığı, Mahkemece açıkça dayanılmamış olsa dahi sözkonusu karar gerekçesindeki diğer fıkralar ile hukuki görüş yazısı arasında ciddi benzerliklerin bulunduğu anlaşılmıştır.
Buna göre; Mahkemece, Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesi'nin 06.12.2016 tarihli bozma kararından sonra, 09.06.2017 tarihinde dosyaya ibraz edilen 05.06.2017 tarihli hukuki görüş yazısına ve 06.06.2017 tarihli sağlık raporuna dayanılarak direnildiğinden, verilen karar yeni hüküm niteliğindedir. Direnme olarak değerlendirilmeyen, Mahkeme'nin verdiği 13.02.2018 gün, 2017/941 Esas, 2018/104 Karar sayılı hükmün, asıl ve birleşen dava davalısı ... vekili ile davalı-birleşen dava davacısı ... tarafından temyizi üzerine; Dairemizce, yeniden yapılan incelemede gereği görüşülüp, düşünüldü:
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 286. maddesinde, ......... aleyhine açacağı soybağının reddi davası ile ......lık karinesini çürütebileceği; 289. maddesinde kocanın soybağının reddi davasını doğumu ve ...... olmadığını veya......nın gebe kaldığı sırada başka bir erkek ile ...... ilişkide bulunduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıllık süre içinde açması gerektiği, gecikmeyi haklı kılan sebepler varsa bir yıllık sürenin bu sebebin ortadan kalkmasından sonra başlayacağı, 291. maddesinde ise dava açma süresinin geçmesinden önce kocanın ölmesi veya gaipliğine karar verilmesi ya da sürekli olarak ayırt etme gücünü kaybetmesi hâllerinde kocanın altsoyu,......sı, ......sı veya ...... olduğunu iddia eden kişi, doğumu ve kocanın ölümünü, sürekli olarak ayırt etme gücünü kaybettiğini veya hakkında gaiplik kararı alındığını öğrenmelerinden başlayarak bir yıl içinde soybağının reddi davasını açabileceği ve kocanın açacağı soybağının reddi davasına ilişkin hükümlerin kıyas yoluyla uygulanacağı, hükme bağlanmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/d maddesi uyarınca, davacının dava açma ehliyetini haiz olması dava şartlarındandır ve aynı kanunun 115. maddesine göre de mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır.
Yukarıya alınan yasal düzenlemeler ve yapılan açıklamalar dikkate alındığında, asıl dava davacısı ...'in dava açabilmesi ve hak düşürücü sürenin adı geçen nezdinde geçmiş olması için temyiz kudretine sahip olması gerektiğinden; Mahkemece bu durumun duraksamaya yer vermeksizin belirlenmesi gerekir.
O halde mahkemece yapılacak iş; asıl dava davacısı-birleşen dava davalısı ...'in, varsa önceki tedavi evrakları da temin edilerek Adli Tıp Kurumu'na sevk edilip, ayırt etme gücüne ve davayı takip etme ehliyetine sahip olup olmadığının belirlenmesi hususunda rapor alınması, ayırt etme gücüne sahip olmadığının belirlenmesi halinde adı geçene yasal temsilci atanmasıdır. Ancak bu belirlemeler yapıldıktan sonra davaların esası hakkında karar verilebilecektir.
Asıl ve birleşen dava davalısı ... vekili ve davalı-birleşen dava davacısı ...'in temyiz itirazları bu yönde yerinde olduğundan Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesi'nin 06.12.2016 gün ve 2016/671 Esas 2016/12692 Karar sayılı bozma kararının kaldırılarak, hükmün açıklanan gerekçe ile bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Açıklanan sebeplerle Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesi'nin 06.12.2016 gün ve 2016/671 Esas 2016/12692 Karar sayılı ilamının KALDIRILMASI ile yerel mahkemenin 13.02.2018 gün 2017/941 Esas 2018/104 Karar sayılı kabul kararının 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3. maddesi ve 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince yukarıda yazılı değişik gerekçe ile BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edenee iadesine 15.10.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy